değişim

 

  • Kobe Bryant Basketbol ve Sınırlar NLP

    Kobe Bryant
    Kobe Bryant

    Basketbol tarihinin en önemli isimlerinden biri Kobe Bryant'tı. Bir helikopter kazasında vefat etti. Bütün dünyadaki hayranları, ailesi, yakınları, hepimiz şok olduk.

    Böyle bir kazanın olması beklenmeyen bir durum Basketboldan elde ettiği servetle güzel bir hayat yaşayan ve helikopteri taksı gibi kullanan Kobe Bryant. Eşinin söylediğine göre aynı anda ikisi helikoptere binmiyorlarmış. Sanki kaza olacağından duydukları korkuyu gösteriyor. Kaza gününde helikopterde kendisi ile kızı, kızının arkadaşı, arkadaşının ailesi de hayatını kaybetti.

    Basketbolu yaratıcıydı. Güzel oynuyordu.  Lakers'ın şampiyonluklarında en önemli faktördü. 

    Basketbol neden oynanır? İçeriksiz olarak bakıldığında basketbol sınırlı alanları içinde oynanan pota koruma sporu. Her sporda olduğu güçlendirilmiş ve kararları kolaylıkla değişmeyen hakemler var. Bu anlamda sınırlar çok. Bir oyuncu sürekli olarak sahada kalmak isteyecektir. Hele bir profesyonel sporcu ise sahada kalması kazancını da etkileyeceği için daha da önem arzedecektir. Sakatlanmamak için sürekli olarak antrenman yapmak ve güçlü kalmaya çalışması da, süreci biraz daha zorlaştıracaktır. Sürekli olarak oyunda ve sahada kalmak ve oynamak için sarfedilen emekler. Böylece profesyonel bir oyuncu hayatının 24 saatini, bedenini, hatta ruhunu basketbola adyacaktır.

    Sınırlar, hakem, sözünü dinlemek zorunda olduğu koç, iyi oynadığında alkışlayan, kötü oynadığında ise kızan taraftar. Basketbol oyuncusu olmak diğer sporlarda olduğu gibi zor. 

    Kobe Bryant ise hayatı boyunca sahada olmak istemişti. Ancak basketbolu biraktığında sınırlardan, çizgilerden, koçtan kurtulmak istiyordu. O yüzden iki saatlik bir yere çizgili bir yoldan arabasıyla gitmek yerine helikopterle çok kısa bir zamanda gitmek istemesi ise sınırlardan kurtulmak istemesiydi. Helikopteri taksi gibi kullandığı söyleniyor. 

    Hayatı boyunca sınırlar içinde kalmaya çalışan kişi sınırlardan kurtulmak isterken doğal bir sınırla, sisle karşılaştı. Pilota geri dön emri vermek yerine gideceği yere gitmeye çalışması sorun yaratmış olabilir. Her maçı sonuna kadar oynamak zorunda olduğu için hedefine ulaşmak zorundaydı. Yarım bırakamazdı.

    Hayatı boyunca pistlerde kalmaya çalışan Micheal Schumacher sponsorları için film çekmek için noktalı çizgili karapiste dalmış ve düşmüştü. Kaskındaki kamera beynine hasar vermiş ve bitkisel hayata girmişti.

    Bunun bize öğretmesi gereken şey sınırlardan kurtulmak isterken, kendimizi korumadığımızda zarar görebileceğimiz. Sınırları kendimizi koruyarak ötelemeye çalışmak ve zihinsel süreçlerde yaratıcılığımızı kullanmaya başlamak. Bunu yapmadığımızda istemediğimiz sonuçları yaşamak zorunda kalabiliriz. Yaşadığımız ve yaşattığımız üzücü sonuçları engelleyebiliriz, belki de.

    Hayat ve yaşamakönemli ve değerli. Geçmişten getirdiğimiz ve yaşadığımız tecrübelerden oluşmuş stratejilerin neler olduğunu farketmek ve bunları değiştirmeye çalışmak önemli. Yoksa değişimin gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor. Yaşadıklarımız, en küçük yaştan, şu ana kadar yaşadıklarımız farkında olmadan bizi etkiliyor ve farkında olunmayan stratejiler oluşturuyor. Önemli olan bu stratejilerin farkında varmak. İyi hissederek temiz bir zihinle kendi kararlarımızla yaşamaya devam etmek.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    İİlgili Linkler:

    Mehmet Şanlı, Basketbol ve Profesyoneller

    Mehmet Kuşman, Urartuca Dili ve Yalnızlık

    Recep Yazıcıoğlu NLP ve Bağlantılar

    Hannibal ve Zihinsel Detoks

    Zihinsel Detoks Kavramı ve Programı

     

  • 'Başbakan Erdoğan sevilmek istiyor'

    Nilüfer Kas'ın NLP Uzmanı ve Eğitmeni Cengiz Eren ile Yaptığı Röportaj.

     

  • "Mükemmellik mi dediniz?" diyor, Jan Voss

    29 Mart 2006 tarihli Milliyet Gazetesinde Aslı Onat’ın Jan VOSS adındaki ressama sorduğu soruya verilen cevap çok güzel. Dikkatle okunması gerekiyorJan Voss Mükemmellik neden olmamalı

     

  • Anestezi, Ameliyat Sonrası Yaşananlar

    Anestezi, Ameliyat, Anestezi

    Türk Dil Kurumu sözlüğünde Anestezi karşılığında sunlar yazıyor.

     

    Anestezi : "isim, tıp" Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi

     

    Genellikle nefes alma yolu veya damardan verilen sıvlıarla ortaya çıkan bu durum ameliyatlarda kullanılmakta. Böylece kişinin ameliyat sırasında acı çekmesi engellenirken, hareketsiz kalması da sağlanıyor.

     

    Yaşanan bu durum sırasında kişi farkında olmadığı süreçleri yaşayacak ve sonrasında her ameliyat olan insanda olmasa da bazılarında veya bir çoğunda önemli değişimler ortaya çıkacaktır.

    Narkoz Almak

    Farkındalık ve farkında olduğumuz aklımız anestezi alındığında etkisini yitirmekte ve duyu organları tamamen kapanmaktadır. Derinlemesine uyutma diyebileceğimiz bu durumda kişi kendisini tamamen kaybetmektedir..

    Kişi ameliyat etkisinden çıkarken bir çok farklı tepkiyi göstermekte, gülenler,, ağlayanlar, bağırıp çağıranlar olabilmektedir.. Ameliyat olmak insan hayatında önemli bir durumlardan biridir. Burada yaşanan korkular ameliyat başlamadan ve uyutulaana kadar olan sürede şiddetlenmekte ve daha sonra ise uyumaya başlamaktadır. Bu sırada kişi hayatını gözlerinin önünmden filme şeridi gibi geçirebilir.

     

    Hem bu korkular ve hem uyutulma süreci ile  ameliyat süresinin uzunluğu etkilerin farklı olmasını sağlayacaktır. İşte hem bu korkulardan ve ameliyattaki uyutulma sürecinde kişinin farkında olduğu aklı devre dışı kalmakta, farkındalığı tamamen kapanmaktadır.

     

    Ameliyat Sonrası

     

    Ameliyat sonrası kendine gelmeye başladığında ise geçmişte yaşadığı tecrübelere ait duygular yüzeye taşınacak ve kişiyi etkileyecektir. Her kişi özelinde kişinin geçmişte yaşadığı ne kadar çok ve ne kadar kötü hissediyorsa uyanırken bu duygular da yüzeye taşınacaktır. Bu yüzden bazı insanların tepkilerinin neden sert ve farklı olduğunu anlayabiliyoruz.

     

    Her insan geçmişte yaşadıkları tecrübelere göre ameliyat sonrası bir değişim yaşayabilirler. Bazılarında daha sert davranıuş modeli, bazılarında içe kapanma, bazılarında hayata farklı bakma gibi süreçler ortaya çıkacaktır. Yakın çevresi ile bu değişimden etkilenecek nasıl davranacaklarını bilemez hale gelecebileceklerdir.

     

    Benzer süreçler kadınlarda doğum sürecinde yaşanabilir. Doğum sonrası depresyonu, post-natal sendrom adı ile adlandırılan durumların yaşanmasının sebebi de budur. Anestezi etkisi ile olsun veya normal doğum olsun yukarıdaki etkilere benzer etkiler görülebilir.

     

    Anestezi ve kadınlarda doğum geçmişte yaşanan tecrübelerin kapaklarını açar, diyebiliriz. Böylece geçmişte yaşanan tecrübelere bağlı olarak anestezi insanları etkileyecektir. Çok kötü tecrübeleri olanlar, doğal olarak daha fazla etkilenecektir.

    Narkozdan Çıkış ve Değişim

    Değişimin ne ölçüde olacağını görmek en kolay şekilde anestezi etkisinden çıkarken görülebilecektir. Tepkile normalden farklı ise, özellikle gözyaşı var ise değişimin büyük olacağı söylenebilir. Ameliyat sürecinde  kişi geçmişte yaşadığı bütün hayatı sorgulamakta, kendisi için birşey yapmamışsa kendisini çok kötü hissetmektedir. Değişimin ameliyatla değil, kişinin kendi kararı iile olması durumunda bu olmayacaktır.

     NLP ve Zihinsel Detoks

    Bu etkilerden kurtulabilmek için kişinin zihinsel detoks programına katılmak yararlı olabilir. Geçmişte yaşadığı tecrübelerin etkisinden kurtulmuş insanlar bu süreci çok daha rahat atlabilecektir.

    İlave olarak bir mot daha düşülebilir. Yaşlı, yalnız ve zengin kişiler ameliyat sonrasında kendilerine bakan hemşirelerden birine aşık olabilir ve onunla evlenebilirler. Bunun nedenleri ise başka bir yazıda anlatılabilir..

     

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    Bu makale bilimsel bir makale değildir.. Sadece gözleme dayanmaktadır.

    #ameliyat #anestezi #kişilikdeğişimi #cengizeren #değişim #nlp #nlpteknikleri #narkoz #anestezist

     

  • Aslı Nemutlu Yaşam Hakkı Kutsaldır

    aslınemutluAslı Nemutlu Yaşam Hakkı Kutsaldır

    Gazetede Aslı Nemutlu ile ilgili tam sayfa bir ilan.

    Başlığı: "Yaşam Hakkı kutsaldır".

    Ben, Aslı'nın yazdığı "Talihsiz Kar Tanesi" başlıklı kompozisyonu için bir yazı yazmış,Ayşe Arman'ın köşesinde yayınlananbu yazıdan sonra çok da eleştiri almıştım.

    Bilirkişi, açılan kamu davasında "Aslı düşmesini bilmediği için..." diye bir sonuca varmış. Mahkemeler kararlarını bilirkişinin yönlendirmesi ile verdikleri için de kararın bu yönde çıkacağına dair sonuca karşılık olarak bu ilan verilmiş.

     

  • Bir Kadın

    kadın Gecenin bir vakti, yoksa sabah mı demeliyim! Ne gece ne sabah, öyle bir saat. Kaçtı yine uykum hep kovalamadayız onunla bütün bir gece.


     

    Hep kaçarlar kafalarına göre, giderler bir yerlere bir türlü organize olamazlar bir yerlerde. Nereye kaçarlar ben de bilmem. Barışık olmadığımızdan bu haller. Gecenin kuytu kuyularında bir taş atılmaya görsün inerler peşi sıra. Ara dur sonra, barışamadık uykuyla. Ne o bende kalır ne ben tutarım onu, öylesine bir kavga.

    Beyinde buluşuruz önce hevesle hadi sakin geçsin deriz bu gece. Hatta dileriz birbirimize iyi gece. Aniden çıkagelir bir bozguncu takılır bir nifakçı cümle eskilerden, başlar işkence.

    Anlamadı beni kimse. Ne deseydim de gelirdi aşk, iki çocuk doğururdum şiir gibi, ev yapardım kocaman, bir odası roman, bir odası öykü pembe panjurlu evi anlatan balkonu novelladan. Sevseydin beni hep defne kalırdım sen gibi yeşil ve taze, meyvesi siyahtan. Zeytinimsi.

    Acı mı olur dedin çalardık o zaman komşu bahçeden sarı kirazdan, tatlanırdı belki gelecek diyebilseydim sevdiğim birazdan.

    Kimlere gitmiştir bu cümleden olanlar. Ey uykusu kaçan kadın cennet midir sana o adam. Yok deme sakın var mıydı bu öyküde adın. Kaçar uykular bitince rüyalar sana mahsus değil bu satırlar anla be kadın.

    Bitir cümleni kapa pencereni girmesin evine duman, yine yakmış bir kadın sevdiğini anlatamadan.

    Bir arı vızıldar aniden sabah olmuştur penceren. Arı ile sobet edersin ben uyumadım sen çiçek gezersin.

    Bal böceği, dolaş her renk çiçeği, kimi gül goncesi, kimi deve dikeni, kimi deniz lalesi, kimi kaldırım çiçeği.

    Değişmez çiçeklerin gerçeği. Açarlar, düşerler... Yoktur çoğunun uyku gerçeği, akşam sefaları sefalıymış, akşamları arı ile sohbet, verilmemiş onlara tanrıdan bir zahmet.

    Bende isterim Tanrım senden bir rahmet. Bölme uykularımı olmasa da o yar gerçek arı ve çiçek gibi uykuda ver koyu bir sohbet.

    Küserim uykularım sana yorarsınız beni hem de hasretken onunla rüyalarıma. Oysa küsmelere vakit yok sevmelere az kalmışken zaman olmasa hayaller yaşanabilir mi gerçekler. Hiç olmazsa rüyalarda yaşamalı hayaller. Yakışıksızdır öykünmeler. Yok artık çiçekli bir bahçe, başka bahçelerde açacaktır güller. Bahçevan, güneş su farklı değildir aslında manzara bahar. Karışık esti yine rüzgarlar esmiyor meltem, kırıcıdır fırtına, hayaller gibi uykularında yalancı umma ondan vefa.

    Yeni bir sabah, akşama uykuyla kavga, gün geçecek öylesine.,

    Yarı uyanık yarı uykuda ne hayal ne rüya

    Öylesine

    Ebruli günler

    Bir açılaa bir kapana...

    Kendi kendine konuşuyordu kadın

    Sözlerine kulak dayadım

    “anlamadı, sevmedi sevdiğim”

    Diyordu yüksek sesle

    Hayli meraklandım

    “kapa pencereni” dedi bir ses “ girmesin evine duman”

    Bir kadın yakmış kendini anlatamadığından...

    Cahide Yormaz Öz

    27.5.2016

     

  • Bugünlerde

    Bugünlerde, davranışSavaş

    Bügünlerde ortalık çok karışık. Savaş benzeri bir zamanı yaşıyoruz. Şehitler, ölümler, cinayetler, intiharlar. Arap baharı'nın bir dalgası Türkiye'ye ulaşmış görünüyor.

     

  • Cengiz Eren Röp.

    cengiz erenNLP Uzmanı ve Eğitmeni Cengiz Eren'in Röportajları

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni Cengiz Eren'in çeşitli medya organlarında yayınlanmış röportajları. Bu röportajlarda  NLP bilgileri ve NLP teknikleri ile bilgiler olduğu gibi, insanın kendi hayatını yönetebilmesi için  çeşitli bilgiler aktarılmaktadır. NLP seminerleri (NLP Practitioner, NLP master Practitioner, NLP Trainer) hakkında bilgiler olduğu gibi, Zihinsel Detoks programına ait bilgiler de yer almaktadır.  NLP Braingineering değişim ve zihinsel süreçler konusunda uzun yıllardır yer alan bir kuruluştur.

     

  • Cesaret mi? Esaret mi? NLP Köşe Yazısı

    Gazete, televizyonlarda ve web sitelerinde son dakika , flaş flaş , şok, şok yazan haberleri okudukça içimiz biraz daha daralıyor ve sıkılıyoruz. Gözlerine far tutulmuş bir tavşan gibi izleyici olarak devam ediyoruz hayatımıza. Donup kalmak duygu hissedemediğimiz durumları ifade ediyor.

    En son terör saldırısını duyduğumuzda, donup kaldık. Doktorlarımız hemşirelerimiz harekete geçtiler hemen, görevli olmasalar bile koştular hastanelere ve görev yaptılar. Kendilerine teşekkür buradan ediyorum.

    Yaşadığımız olaylardan dolayı korkuyor, siniyor ve ürküyorsak ve yaşadığımız hayatın ritmini bu yüzden değiştiriyorsak, terörün istediği sonuca ulaşmasını da sağlıyoruz demektir. Teröre karşı tavrımızı koyarken, barış umudunun da devam etmesi önemli. Güzel günler yaşamayı istemeli ve düşünmeliyiz, ben yaşayacağımıza inanıyorum.

    Buna cesaret etmemiz çok önemli. Zira “cesaret” kelimesinden C harfini kaldırırsak, kelime “Esaret” şekline dönüşecektir. Cesaretle teröre karşı gelmek, cesaretle barış istemek ve cesaretle hayata devam etmek. Esaret bize göre değil. Bir kişinin, bir kurumun, bir insanın fiziksel ve zihinsel esareti altına girmek hayatımızda olmasın.

    Çok sayıda krizi arka arkaya yaşıyoruz ama Türk insanının önemli özelliklerden biri krizde performansının artması. Bu yüzden yaşanan krizleri kolaylıkla atlatabiliyoruz. Bu krizleri atlattıktan sonra normal zamanlarda da benzer çalışmayı gösterdiğimizde kriz yaşamayacağımızı düşünüyorum.

    Yaşanan olaylar çok sayıda hepimizin duygularını, zihnimizi etkiledi. Kayıpları olanların ise hayatları eskisi gibi olmayacak. Acı yerine umudu, korku yerine cesareti koymaya başladığımızda düşündüklerimiz gerçekleşecektir.

    Karar ise her zaman size ait.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    Posta Gazetesi eklerinde yayınlanmıştır.

     

  • Değişim süreçleri Posta Ekler Köşe Yazısı

    Değişim

    NLP duyular, duygular, kullandığımız dil ve davranışlar arasındaki bağlantıları gösterir, diye yazmıştık ilk yazımızda. Varolan yapının ne olduğunun farkına varılması ve değişimin kişinin kendisi tarafından istenmesi gerekiyor.


     Hayat ve Değişim Süreçleri

     Hayata baktığımızda, doğaya baktığımızda herşey değişiyor. Bilgisayarlar hayatımıza girmeden önce neler yapıyorduk? Sonra bilgisayarlar hayatımıza girdi. Şimdi ise sosyal medya ile herşeyi paylaşıyoruz. Her an, her konu hakkında bilgi alabiliyoruz. Bu değişim insanları değiştiriyor. Paylaşım artıyor ama yüzyüze iletişim azalıyor.

    Değişim süreçleri insanın kendi kararları ile organize edilmeli. İnsan hayatında stratejik karar noktaları var. Bu noktalarda kendi kararlarınızı verebilmişseniz, o zaman hayat sizi istediğiniz yere götürecektir. Verememişseniz değişim zamanı gelmiş demektir. O kararları şimdi vermeye başlamanız önemli bir sonuç olacaktır.

    Kararlar

    Kendi yaşadığım tecrübeler içinde geçerli bu söylediğim. Ortaokul bittiğinde aile bütçesine bir an önce katkıda bulunablmem için babam beni sanat okuluna göndermek istemişti. Arkadaşları liseye gitmek istedikleri için ben de liseye gitmek istedim. Tabii ki ortaya baba oğul çatışması çıkmıştı. Ben liseye giderek istediğimi gerçekleştirdim. Şimdi ise babama teşekkür ediyorum. Zorla da olsa bunu kabul ettiği için.

    Daha sonra serbest çalışmaya başladığımda da, 90'lı yıllarda kendim için NLP öğrenmeye karar vermem de, yakın çevrem tarafından yine tepki ile karşılanmıştı. Ne yapacaksın gir bir işyerine çalış, sabit bir maaşın olsun. Nedir bu NLP, öğrenip de ne yapacaksın, boş işler bunlar diyenler çok oldu. Bu gün ise ikisi yayında 4 kitabı olan, internet sitesinde çok sayıda yazısı olan ve Posta gibi önemli bir gazetede yazan biriyim. Bunu bir başarı sonucu olarak ifade etmiyorum. Zira başarıyı önemseyen veya başarıyı kutsayan kişilerin düştükleri durumları biliyorum. Örnek vermemi isterseniz çok isim yazabilirim.

    Kendi Kararlarınız

    Siz değişim sürecini başlatıp, kendi geleceğinizi kendi kararlarınızla planlayıp uygulamaya başladığınızda kendinizin değiştiğini göreceksiniz. Bir gün bunun da farkına varmadığınızda süreç devam ediyor olacaktır.

    Eski Türk Ticaret kanununda önemli bir cümle vardı. “Tescil Talep üzerine yapılır.” Siz ne talep ediyorsunuz? Hayattan ve gelecekten. Herhangi bir talebiniz ve istediğiniz bir şey yoksa, elled edttiğiniz bir sonuçta olmayacaktır.

    Değişimi neden istiyorsunuz? Sorusuna vereceğniz cevap çok önemli. Para için, başarı için, ünlü olmak için, başkalarını mutlu etmek için, başkalarına kendinizi ispat etmek ve bunun gibi çok sayıda nedeniniz olabilir. Bunlar için değişim istiyorsanız gerçekleşmesi hiç kolay değil. Değişimi sadece istediğiniz için ve beklentisiz olarak başlattığınızda istenen sonuca ulaşabilirsiniz. Bilinmesi gereken şeylerden biri “ herhangi Bir şey sizden önemli hale geliyorsa, sorun yaşayabilirsiniz.

    Değişmek için yapmanız gereken şey değiştirmek. İşe gittiğiniz yolu değiştirin, kullandığınız dili değiştirin, yeni öğrenme süreçleri başlatın istediğiniz konularda. Kendinizi iyi hissederek yaptığınızda yavaş veya hızlı bir değişimin olduğunu hissetmeye başlayacaksınız.

    Yapmak istiyorum cümlesi de önemli bir cümle. Tıpkı çocukluğunuzda “bisiklete binmek istiyorum” diyerek bir kaç saat içinde bisiklete binmesini öğrendiğiniz gibi. Korku duymadan, tedirgin olmadan ve düşeceğinizi hiç düşünmeden.

    Mahalle Baskısı Elalem Baskısı

    Çevrenizdekiler size çok şeyler söyleyebilirler. Mahalle baskısı denilen Bir şey var. Yakın çevrenizin sizin değişiminize gösterecekleri dirence de “Elalem baskısı” diyorum, ben. Dikkate almadan yolunuza devam edin. Birgün yaptıklarınızın ne kadar değerli olduğunu anlayacaklardır. Anlamasalar da onların sorunu deyip, geçin, lütfen.

    Sonraki yazılarımızda hayatı etkileyen olaylara ait örnekleri okuyacaksınız. Acaba sizin hayatınızı ne etkiledi?

    facebook/cengiz.eren

    twitter/cengiz_eren

     

     

     

  • Değişim ve Değişime Direnç

    Değişime Direnç ve NLP ile Değişim

    Değişim gerçekte istenen bir şey midir?

    Neden insanlar değişmek isterler ama bu değişimi gerçekleştirmekte zorlanırlar?

    Farkında olmadan herkes kendisinin değişmesi gerektiği halde neden başkalarını değiştirmeye çalışırlar?

    Bildiğiniz bir şeyi yapmak yeni bir şeyi yapmaktan neden kolaydır?

     Doğa Değişiyor ve Süreçler Devam Ediyor

    Doğaya baktığımızda sürekli bir değişimin olduğunu görüyoruz. Mevsimler değişiyor, gün geceye, gece güne dönüşüyor, yeni sürgünler ve çiçekler açılıyor, sonra yapraklar dökülüyor. Hava ise bazen sıcak, bazen soğuk, bazen karlı, bazen yağmurlu.  Dikkatli olarak bakıldığında bir çevrim sayılabilecek sistematik söz konusu. Yer küre uzayda yer değiştiriyor, her doğan gün bize aynı gelse bile. Su buhara, buhar kara, kar suya dönüşüyor.

    Zihinsel Sınırlar

    Değişimin hem davranışsal ve hem de zihinsel sınırlar açışından yapılması gerekliliği ortada. Ancak davranışsal değişimler yapılmaya çalışılırken, zihinsel sınırlar ötelenmediği için değişim gerçekleşmiyor. Ya da zihinsel sınırlar ötelendiği halde davranış olarak değişim sağlanamaması geçmişte yaşanan sorunların benzer ya da daha siddetli şekilde yaşanmasını sağlıyor, olabilir.

    Değişim olmadığı için sonrasında başlaması gereken gelişmek ve kaynakları zenginleştirmek süreci de başlamayacaktır. Bu ise farkında olmadan kişinin dış önermelere açık hale gelmesini sağlayacağı gibi, dış önermelerin kişinin hayatını yönetmeye başlaması daha sert sorunların yaşanmasını ortaya çıkaracak şartları da hazırlayacaktır.

     Acı Çekmek

    Acı çeken bir insanın farkında olmadan ama bilerek acı çekmeye devam etmesi mantıklı değildir ama kişinin seçimleri acı çekme yönünde olacaktır.  Kendisine acı veren sevgilisinden ayrılan ama kısa bir müddet sonra kendisine daha acı verecek kişiyi seçen kişi, yaptığı seçim sırasında acıyı yaşamak istemekte midir, acaba?

    Başarısız Olmak

    Okulda başarısız olan bir öğrenci başarılı olmak istese de, deliler gibi ders çalışsa da sınavda soruları okuduğunda hiçbirşey bilmez bir duruma düşüyor ve soruları cevaplamıyorsa bu farkında olmadan kendi istediği bir şey midir?

    Borsa’da oynayan ama para kaybeden, kazanmak isteyen ama para kaybetmeye devam eden bir kişi farkında olmadan para kaybetmek istemekte midir, acaba?

    Mantıksız Çalışan Zihin

    Yukarıda anlatılanlar mantıksız görünse bile farkında olmadan değişime direnci göstermekte ve bunun direncin kırılması gerekmektedir. Bu direncin bir başkası tarafından kırılması da bir fayda sağlamayacak ve başarıya ulaştığı sonuçlar kişiyi dış önermelere açık hale getirecek, bir müddet sonra eski sistematik yine çalışmaya başlayacaktır.

    Bunun nasıl yapılabileceği konusunda detaylı bilgileri burada anlatabilmek pek mümkün değil. Farkında olmadan sonuçlanan değişime direncin hangi tecrübe ve hangi duyguların etkisi ile ortaya çıktığını bulmak ve bunların zihinsel süreçler açısından değiştirilmesi gerekmektedir.

    Kişisel, kurumsal seminerlerde ve Zihinsel Detoks progranlarımızda bu süreçler detaylı şekilde ve bilgi olarak aktarılmakta ve “istenen sonuç” gerçekleşebilmekte, hem zihinsel ve hem de davranışsal süreçlerdeki engellerin neler olduğu gösterilebilmektedir.

    Stratejiler

    Ancak bu konuda birkaç strateji örneği ipucu olarak verilebilir.

    “Düşmemek için yükselmemek”

    “Terkedilmemek için terketmek”

    “Kaybetmemek için kazanmamak”

    “Acı çekmemek için acı çekmek” ve daha çok fazlası,

    Bu stratejilerden herhangi biri sizde de farkında olmadan işliyor ve benzer şekilde sonuçlanıyorsa, bizi aramanız gerekebilir. Zira bunu yaratan nedenler farkında olmadan değişime direncin oluşmasını da sağlamakta ve kişinin hayatında benzer acılı sonuçlar her içerikte gerçekleşebilmektedir.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    İlgili Linkler:

     

     

  • Doğan Cüceloğlu Ölümle Değişim Hıncal Uluç ve Yorumlar

    ahmet hincal

    Hıncal Uluç Doğan Cüceloğlu

    Hıncal Uluç köşesinde yazılan yazı ders verir nitelikte. Ama alınması gereken ders, düşündüğünüz ders değil.  Yazıyı okuduğunuzda daha detaylı olarak anlamanız sağlanacaktır. Hıncal Uluç sarsıcı yazılar yazar,  herkesi sarsmaya çalışır.  Sebebini yazının sonundaki Hıncal Defne ve Deprem linkinden okuyabilirsiniz.


    Doğan Cüceloğlu'nun Anlattıkları

    Ölümü düşünmeden yaşamak güzel de.. Ünlü anekdottur..
    - Yaşamınızın son saati olduğunu bilseniz, kimi arardınız?..
    - ??????
    - Peki ne duruyorsunuz o zaman?..

    Zeynep Saçkırk

    Zeynep Saçkırk'ın yolladığı satırları okurken aklıma geldi birden.. Zeynep kendi notlarını mı yollamış, internetten mi derlemiş, ya da Cüceloğlu'nun kitaplarından da nakletmiş, bilmiyorum.. Ama önemli..Ölümle çok iç içe yaşadığım bu günlerde, yaşamı nasıl durmadan, nasıl anlamsızca ertelediğimizi bir daha düşündüm.. Sonra dedim ki..

    "Bu Cüceloğlu'nu mümkün olduğu kadar fazla insan okumalı.. İşin bana düşen kısmı, bana gönderilen notu, size nakletmek..

    Hıncal Uluç'un yazısı böyle başlıyordu. Bir pazar sabahı bir gazete köşesinde bu yazıyı görmek gerçekten üzücü. Zira pazar günleri sabahı insanlar için keyif aldıkları bir zaman. Uzun kahvaltı, yavaş dokunuşlar ve sohbet, televizyonda br kovboy filmi seyretmek ve Hıncal Uluç'un yazısı. Yazının devamında ise Doğan Cüceloğlu'nun bir seminerde anlattıkları. Bunları okuduğunuzda ayarınızın ve keyfinizin bozulması sonucunu ortaya çıkarabilir, pazar günü sabahı.

    Doğan Cüceloğlu'nu tanıyoruz. Kişisel gelişimin Türkiye'deki öncülerinden biri. Aşağıda anlattıkları ise artık Kişisel Gelişiminden vazgeçip bir tarikat şeyhinin söylediklerine yakın şeyler söylemeye başlaması artık yaşlandığını ve ölümü düşünmeye başladığını gösteriyor. Daha öncesinde tavır koymak ve hayır demek konusunda hiçbir şey söyleyemeyen Doğan Cüceloğlu şimdi ise kişilere ölümü düşündürterek bilgi aktardığı kişilerin daha kolay yönetilmesini da sağlamaya çalışıyor. Bu anlamda kendisine Yaşam koçu yerine Öbür Dünya koçu diyebiliriz.

    Peki, Hıncal Uluç bu yazıyı neden köşesine almıştır. Bunu almasının nedeni kendisinin de ölümü düşünmeye başlaması olabilir ya da insanlara ölümü düşündürterek tavır koymalarını engellemeye çalışması olabilir. Ancak kendisi için şanssızlık olduğunu söyleyebiliriz.

    Katılımcılarla Konuşma

    Doğan Cüceloğlu'nun konuşmasını aşağıdaki şekilde vermiş Hıncal Uluç. Yazının altına da bir yorum eklememiş.

    Doğan Cüceloğlu'nun eğitimindeki katılımcılarla bir konuşmasından:

    Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı? 

    Bir katılımcı: Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarıyla yok. 

    Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?

    Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar: Ölüm.

    Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir, ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?

    Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır...

    Cüceloğlu: Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?

    Katılımcılar: Hayır

    Cüceloğlu: Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?

    Bir katılımcı: Var. 

    Cüceloğlu: Yarın?

    Bir katılımcı: Evet. 

    Cüceloğlu: 30 yıl sonra?

    Bir katılımcı: Olabilir. 

    Cüceloğlu: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?

    Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle bakmamışlardır.
    Cüceloğlu: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti? 

    Bir katılımcı: Yoktur Hocam. 

    Cüceloğlu: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?

    Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlar.

    Bir katılımcı: Hocam konuyu değiştirsek? 

    Cüceloğlu: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?

    Bir katılımcı: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam. 

    Cüceloğlu: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona, yüreğinizin derininden gelen bir "Seni gerçekten çok seviyorum" demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı?

    Burada bazı katılımcılar ağlıyordur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir.

    Cüceloğlu: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde "Şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim" diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?

    Ölümle Değişim ve Tarikat Şeyhleri

    Bu yazılanları okuduğunuzda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Herhalde katılımcılarla aynı duyguları yaşayıp kendinizi rahatsız hissetmenizin normal olduğunu söylenebilir. Ancak anlatılanların ortaya çıkaracağı sonuç Doğan Cüceloğlu'nun anlattıklarından çok uzak noktalara ulaşacaktır. Böylece kişiler kendilerini kötü hissedecekler, evde bıraktıklarının her an öleceklerini düşünecekler, tavır koymaları veya hayır demeleri gereken yerde "ölebilir" diye düşünerek tepki göstermekten vazgeçeceklerdir. Dahası her an ölebilirim diye düşünmeye başlayıp büyük ölçüde pasifleşmeye başlayıp bir müddet sonra ölüm korkusu duymaktan ötürü hiçbir şey yapamaz hale gelecekledir.

    Bunun adına kötünün kötü ile tedavi edilmeye çalışılması diyebiliriz. Kötünün kötü ile tedavisi olmaz, olursa bile sonuç daha kötü olacaktır, normal olarak. Kanser hastalığını yaşayan birine daha kötü bir hastalığı örnek vererek onu rahatlatmaya çalışmanın hiçbir yararı olmadığı gibi onun söylenen hastalığı da düşünmeye başlaması sağlanacak ve o hastalığın da kendisinde çıkma ihtimali ortaya çıkacaktır. Bir tarikat şeyhinin söyleminin bir psikoloji profesörünün dilinden aktarılması bana oldulça ilginç gelmektedir. Çok sayıda kardeşini kaybeden kişinin, belki de kardeşleri için yapamadıklarını da sorgulaması anlamına gelebilir, bu  anlatım modeli. 

    Bütün bunlar Doğan Cüceloğlu'ndaki gelişim sürecin sona erdiğini anlatmaktadır. Bu noktadan itibaren ne kendisine ve nede başkalarına katkıda bulunması zor hale gelecektir. Bir seminerinden sonra sorulan bir soruya vermesi gereken cevap yerine anlattığı hikaya dikkate değer.

    Doğan Cüceloğlu'na bir  seminer sonrasında bir kişi şu soruyu sorar. "Doğan Bey, neden 6 ay Türkiye'de 6 ay Amerika'da yaşıyorsunuz? Türkiye'de neden sürekli yaşamıyorsunuz?" Doğan Cüceloğlu "ben cevap yerine size bir hikaye anlatayım" der ve anlatmaya başlar.

    "Köyde yaşayan uyuz bir köpeğe hiç kimse bakmaz ve köpeğin de uyuzu giderek artarmış. Köpeğe hiç kimse de dikkat etmezmiş. Bir gün bu köye bir Amerika'lı aile gelir, yerleşir. Yerleştikten sonra uyuz köpeği görürler ve bakmaya başlarlar. Günler geçtikçe köpeğin uyuzları kaybolur, tüyleri parlar, normal kilosuna kavuşur. Köpek güzelleşmektedir ve köylüler de köpeğin ne kadar güzel bir köpek olduğunu anlarlar.

    Amerika'lı aile köyden ayrılacaklardır ve köpeği de birlikte götürmek isterler. Fakat köylüler güzelleşen köpeğin götürülmesine izin vermezler. Amerikalı aile köyü terkeder ve köpek kalır. Bir kaç ay sonra köpek zayıf, uyuz ve yaralı haline geri döner. Doğan Cüceloğlu kendisini dinleyen bir kaç kişiye bakar ve "İşte ben bu yüzden Türkiye'de sürekli yaşamak istemiyorum" der."

    Kendisi için böyle bir metaforik hikaye anlatabilen bir kişisel gelişimcinin Türkiye'de sürekli yaşamaya başladıktan sonra yukarıdaki ölümlü cümleleri dinleyenlerine söylemesi çok da anormal değil. Daha fazla da bir yorum yapmanın gereksiz olduğunu düşinüyorum.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    İlgili Linkler:

     

     

  • Duygusal Kekemelik NLP Köşe Yazısı

    Bilgi kavramlaştırılabilirse daha kolay anlaşılır ve ve hemen kullanılmaya başlanabilir. Yeni kavramın adı Duygusal Kekemelik.

    Konuşma engeli olarak kekemelik uzun zamandan beri bildiğimiz durum. Kekemeliğin bir çok nedeni olabilir. Bunun ortaya çıktığı durumlar çok net olarak görülebildiği için kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Kekeme olduğu halde şarkıları rahatlıkla söyleyebilen kişiler ve hatta meşhur olan ses sanatçıları var, bildiğimiz kadarı ile.

    Şarkılar aslında anlatılamayanı duyguları anlatır. Sevdiğiniz şarkılar ise, sizi ve ihtiyacınızı anlatıyor olabilir. Bildiğiniz dilde bir şarkıyı dinlerken duygulanıyorsanız, bu sizin boşluğunuzun ne olduğunu, ya da yaptıklarınızı açıklıyor demektir.

    Bu şarkı görüldüğü gibi kendisini aldatan sevgiliye söylenmektedir. Şarkıda cinsiyet yoktur. Aldatan kadın veya erkek olabilir. Sadece Diz çöküp kelimelerinden aldatanın erkek olduğu düşünülebilir, ama belirli ve net bir ifade yoktur. Bu şarkı bir sevgiliye söylendiği halde biz bu şarkıda duygulanıyorsak, kendi hayatımızda da böyle bir durum yaşanmış ve biri bizi aldatmış veya biz birini aldatmışız demektir. Aldatılan insanın duygularını anlatan şarkı, aldattıktan sonra geri dönmek isteyen kişiye de neler yapılabileceğini anlatmaktadır.

    Şarkıcı sadece şarkıyı seslendirmekte ve dinleyen kişilerin şarkıdaki boşluğu zihninde kiminle dolduruyorsa, onunla birlikte iken söyleyemediklerini hissetmektedir. Zira duygu yaratılmasını sağlayan, aşık olunan, hasret çekilen, aldatan ya da aldatılan kişi o anda uzaktadır. Böylece şarkı, söylenememiş ama hissedilmiş duyguların ifadesi sayılabilir. Bu şarkıdaki son cümlede aldatan kişinin ağladığı anlatılarak, "yalanla ağlatan figanla ağlar " cümlesine uygun olarak rahatlama da sağlanmaktadır. Bu anlamda şu söylenebilir, sevdiğiniz şarkılar duygulandırmalı, hüzünlendirmeli ama sonunda rahatlatmalıdır, aynı zamanda.

    Şarkılarda yaşanan bu durum aslında insan hayatında bir çok içerikte yaşanmakta ve kişi birçok duyguyu hissetmekte, ancak bunları bir türlü ifade edememektedir. Gördüğü bir manzara karşısında, bir filmde, bir sohbette, hatta yaşanan her anda bu durumla karşılaşılabilir. Görünüşte çok güzel sohbet ettiğiniz bir kişiye, "aslında bu anlattıkların palavra" benzeri cümleler, dinleyen kişilerin aklından geçmekte ancak ifade edilememektedir. Yanında iken duygularını ifade edemeyen, ancak ayrı kaldığında duygularını farkeden, "keşke sevdiğimi söyleyebilseydim" diyen kişi içinde benzer bir durum var demektir.

    Duygusal Kekemelik farklı durumlarda da ortaya çıkabilir. Sosyal medya paylaşımlarında ve sohbet ortamlarında kişiler, hissetmedikleri duyguları yazarak kolaylıkla ifade etmekte, ancak bu duyguları gerçekten hissetmeye başladıklarında, sözel veya yazılı ifade etmekte zorlanmaya başlamaları çelişki gibi görülebilir. Böylece sevmediklerine kolaylıkla "seni seviyorum" diyebilirken, gerçekten sevdiği kişilere bu cümleyi çok zor, belki de hiç söyleyememekte olduğunu görebiliriz.
    Herhangi bir anda aklınıza gelen ve söylemek istediğiniz bir şeyi söyleyemiyorsanız, ya da düşünerek söyleyeceklerinizi değiştiriyorsanız, zhninizde “duygusal kekemelik” başlamış demektir. Köşe yazarlarında ise duygusal kekemelik, oto-sansür olarak isim değiştirecektir.m

    Türk insanında duygusal kekemelik oldukça yaygın. “Şunu söylersem şu kızabilir”, “şunu yazarsam bu kızabilir”, “şu şarkıyı paylaşayım da o beni anlasın” benzeri davranışlar duygusal kekemeliğin göstergeleri sayılabilir. Hangi nedenlerden dolayı ortaya çıktığı konusunda da bilgi, gelecek yazılarda.

    Hissettiklerinizi ilk aklınıza gelen şekli ile ifade etmeniz, hayatınızı yönetmenizi kolaylaştıracaktır. Karar sizin.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    https://www.erenlp.com

     

  • Duygusal Kekemelik ve Sonuçları

    Duygusal KekemelikDuygusal Kekemelik

    Bilgi kavramlaştırılabilirse daha kolay anlaşılır ve sonra da kullanılır hale gelecektir. İçeriksiz Düşünme Modeli, Zihinsel Detoks, Eren Altıgeni, Farkındalık Hipnozu gibi ürettiğimiz kavramlardan sonra yeni bir kavramı daha ilginize ve bilginize sunuyoruz. Duygusal Kekemelik. İnsanın hayatını yaşarken karşılaştığı durumlarda, korunmasız ve savunmasız durumda yaşadığı olayların etkisinin ne olduğunu açıklamaya çalışan Duygusal Kekemelik kavramı söyleyemediklerinizin nedenini açıklayacaktır.

    Copyrigth:Duygusal Kekemelik adı ve  makalesi  tescil edilmiştir.  Herhangi  bir sitede, basılı veya görsel medyada izinsiz olarak kullanılamaz ve alıntılanamaz.

     

  • Elif Şafak Politics of Fiction Konuşması ve Kishileaks yorumları

    Elif şafak politics o fiction konuşması ve yorumu KshileaksElif Şafak Politics of Fiction Konuşması

    Elif Şafak'ın  Poitics of  Fiction konuşması ve bu konuşması üzerine yazılan Kishileaks yazısı. Elif Şafak kendisi hakkında çok önemli bilgileri farkında olmadan aktarıyor, güzel planlanmış ve güzel sunulmuş konuşmasında.  Yazının devamında Elif Şafak hakkında önemli bilgileri bulacaksınız.  Bir sonraki yazı ise Ayşe Arman ile Siyah Süt yayınlandığında yaptığı röportajının incelemesi olacak.  Burada yazdığımız yorumlara parallelik gösterecek mi? bilmiyorum. 

     

  • Erdoğan Sevilmek İstiyor

    nilüfer kas, cengiz erenPOSTA Gazetesi Cumartesi Postası Nilüfer Kas'ın Cengiz Eren ile röportajı 

     

     

  • Ertuğrul Özkök

    ertuğrul özkök nlp teknikleri ile açıklama2007 Yılında Ertuğrul Özkök ile ilgili bir yazı yazmıştım. Hem de yılbaşından hemen önce. Bu yılbaşından önce de yeni bir yazı var. Ertuğrul Özkök yayın hayatında önemli bir fenomen. Hem attığı manşetler, yazdıkları söyledikleri , basına kazandırdığı gazeteciler ile önemli sonuçlara imza atmış bir kişi. Şimdi ise Hürriyet'teki kendi köşesinde ve yabancı gazetelerde yazılar yazıyor, en önemlisi de Yeditepe Üniversitesi'nde ders veriyor olmasi. Derslerine Ahmet Hakan, Oray Eğin ve Yılmaz Özdil'i de davet etmesi ilginç. Okuyacağınız yazı Ertuğrul Özkök'ü daha yakından tanımanız açısından yararlı olacaktır. Bu vesile ile yeni yılınızı kutluyor, başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum.

     

  • Ertuğrul Özkök Arama Trendleri

    Ertuğrul Özkök Arama Trendleri

     Ertuğrul Özkök. Türk basın tarihinin önemli isimlerinden biri. 20 yıl Hürriyet gazetesi gibi önemli ve etkili bir gazetenin başında olabilmek büyük başarı sayılabilir.  Ama daha önemli başarısı hem gazeteciliğe taşıdığı "sit-com" gazetecilik kavramı ve hem de yeni yazarlar bulmak konusundaki yeteneği.  Aynı zamanda geçmişten gelen DJ özelliğinden dolayı, attığı manşetlerle toplumun "mood'unu" şekillendirebilmiş olması. Bunlar gerçekten önemli özellikler. Lider olan kişinin kavram üretmesi en önemli saydığım içerik. Kavram üretmek.

    Erol Simavi

    Erol Simavi'den çok şey öğrenmiş olduğunu düşünüyorum. Öğrendiklerini kullandığı ve esnek olabildiği için bu kadar uzun zaman görevde kalmış durumda.  2007 yılında Tayyip Erdoğan ve AKP'nin gücünü arttıracağını farkedememiş olması en büyük hatası. Örneğin bu dönemi ve durumu  farkeden Cüneyt Özdemir, Soner Yalçın'dan ayrılıp yeni oluşan güce doğru akmış durumda. 411 El Kaosa Kalktı manşeti ile Ertuğrul Özkök, ilk önemli tepkisini hükümetten görmeye başlıyor. Daha sonra ise Başbakan'ın Anayasa Mahkemesindeki kapatma davası için kendisinden istediği desteği vermeyeceği de anlaşılıyor.  Yazdığı yazıda Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı ve Hürriyet Cumhuriyetinin Üst Yöneticisi görüştüler cümlelerini yazıya döküyor. Bu ise onun genel yayın yönetmenliğinin sonu olmasını sağlıyor.

    Kendisi çok sayıda köşe yazarını kazandırmış durumda. Ahmet Hakan, Serdar Turgut, Ayşe Arman, Kanat Atkaya, Serdar Turgut ve daha bir çok kişi onun üretimi sayılabilir.  Bu konudaki yeteneğini takdir etmek gerekiyor ve bu isimler basında hala etkin durumda.

     

    En sevmediği şeyin ter kokusu olduğunu yazılarından biliyoruz.  En büyük kabusu ise rüyalarında gördüğü çamurlu yollara dönmek ve kalabalık minibüslere binmek olduğu söylenir.

    Google arama trendlerine bakıldığında 2005 yılından itibaren yükselen trendi, en yüksek noktayı Hürriyet Gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrılması ile yakaladığı görüyoruz.  Ayrıldıktan sonra yazdığı yazılarda kızgınlık hissedilse bile son dönemdeki yazılarının daha bilgece olduğu söylenebilir.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

     

     

  • Eyes Wide Shut Gözü Tamamen Kapalı

    Eyes Wide Shut Gözü Tamamen Kapalı Stanley Kübrick Cengiz ErenDahi Yönetmen Stanley Kubrick Ve Gözü Tamamen Kapalı

    Stanley Kubrick'in bu filmini gördüğümde önce sendeledim ve rahatsız oldum, sonra film hakkında düşünmeye başladım. Eyes Wide Shut bir karı koca ilişkisi üzerine kurulmuş gibi. Burada karı kocanın cinsel hayatları, sosyal ve iş ilişkileri sorgulanır görünmekte ve bu ilişkilerin nasıl yaşandığı konusunda yüzeyde çeşitli yorumlar da seyircinin dikkatine sunulmakta.  Ancak Stanley Kubrick'in Dr. Strangelove, Otomatik Portakal, 2001 Uzay Yolu Macerası filmleri hatırlandığında, Eyes Wide Shut bu kadar sınırlı bir anlatımı kapsamamalıydı. Film hakkında yapılan yorumlar hep cinsellik ve aile temelinde alınıyor ve film çok yetersiz bulunuyor ve Kubrick'in bu filmi neden çevirdiği anlaşılamıyordu.


     Eyes Wide Shut Yorumlar

    Bu noktadan itibaren yapılacak olan yorum tamamen bana aittir ve film bir kez seyredilerek yapılmaktadır. Bu yorum  1999 yılında yapılmış ve Sinemafanatik sitesinde yayınlanmış ve yayınlanmaya devam etmektedir Yazıya erenlp.com sitesinde yayınlamadan birkaç değişiklik ve ilave yapılmıştır..

     

    Kubrick ve Semboller

    Stanley Kübrick'in filmografisi içinde varolan filmlerde semboller, simgeler her zaman farklı şekilde kullanılmıştı. 2001 Space Odyssey'deki karataş'ın ne olduğu anlaşılamamış ve üzerine çok çeşitli yorumlar yapılmıştı. Bu filmde de hem semboller ve hemde simgeler daha da yoğun olarak kullanılmış ve sistem eleştirisi derin yapıda aktarılıyor gibiydi. Otomatik Portakal'da kullanılan simgesel dil de ilginçti. 

    Cruise Kidman Kubrick CKK

    Filmde oynayan aktrist ve aktör, Kidman ve Cruise. Filmin yönetmeni ise Kubrick. Afişteki yazılma şekli ise Kidman, Cruise ve Kubrick şeklinde. C K K harflerinin bir anlamı olabilir mi? Bu harflerin bir anlamı var gibi, hiç kimse dikkat etmediği halde. Bunu Nicole Kidman ve Tom Cruise bile bilmiyor olabilir. Onların seçilmesi karı koca olmalarından veya yakışıklı, güzel olmalarından dolayı değil, sadece isimlerinden ve isimlerinin ( soyadlarının) yapacağı çağrışımlardan dolayı olsa gerek. Bunu öğrendiklerinde kendilerinin çok hoşuna gitmeyeceğine eminim. Çünkü buradaki verilen mesaj da adınız sizden daha önemli denmekte oyunculara. Soyadı C ve K ile başlayan herkesle bu filmi çevirebilir Kubrick.

    Filmde semboller dizisi inanılmaz şekilde kullanılmış durumda. Karı kocanın yaşadığı hayatın, adamın hasta doktor ilişkisinde olduğu işadamının daveti ile değişmeye başladığı görülüyor. Burada bir Macar, kadınla dans edip flört ederken, adamla da iki kız birlikte olmaya çalışıyor. Fakat bu sırada ortaya çıkan durum, işadamının sevgilisinin uyuşturucu komasına girmesi ile sonlanıyor ve bu kıza yardım etmesi yüzünden, diğer iki kızla ilişki kuramıyor. Kadın ise dansettiği adamın kendisini ikna etmesine rağmen onunla birlikte olmaktan vazgeçiyor. Buradaki sembol adamın kendi isteklerini mesleği veya hastası yüzünden engellemesi. Kadının da başka biri ile flört etmesi ama sonuca ulaşamaması.

    Maskeli Balo ya da Ayin

    Daha sonra maskeli baloya kadar uzanan olaylar dizisi başlıyor. Piyano çalan arkadaşı ile karşılaştığı partiden sonra onun çalıştığı bara gidip görmesi, gözleri kapalı olarak piyano çaldığını ve oraya girebilmek için gerekli şifreyi öğrenmesi olayların seyrini değiştiriyor. Öğrendiği şifre Fidelio. Okulda müzik dersinde Tristan'da Tristan, Fidelio'da Fluorestan diye bir cümle hatırlıyorum.

    Öğrendiği şifrenin, Fidelio'nun, Amerika Başkanının bile bilmediği, yapılan bir gizli harekat şifresi olduğuna söylenebilir.Maskeli baloda giydiği giysiler için gittiği dükkanda karşılaştığı durum ve aldığı giysiler, dükkan sahibinin kızı ile yatmaya kalkan iki Japon'a kızması olaylarının ne olduğu henüz belli değil

    Çıplak Kadınlar

    Maskeli balo sahnesi gerçekten muhteşem bir sahne, kurgu, görüntü ve ses olarak çok etkili ve filmin en önemli sahnesi. Bu sahnede elinde sopa olan bir adam sopasıyla yere vurarak bir ayin yapıyor. Bu ayin, dini bir ayin olabilir, satanist bir ayin olabilir ve ayinde olması gereken seyirciler de burada var. Bu ayin sonunda siyah pelerinler yere düştüğünde çıplak maskeli kadın vücutları görülmekte. Bu kadınlar birlikte olmak istediği erkekleri seçip uzaklaşıyorlar ve birlikte oluyorlar. Doktor ise yakalanıp maskesini çıkarmak zorunda kalıyor, olmayan şifreyi bilmediği için. Ve ölüme mahkum edilip partide gördüğü kızın kendisini kurtarmasıyla hayatını kurtarıyor ve takip ediliyor. Bu takip sırasında öldürülüp öldürülmeyeceği, neden takip edildiği konusunda da hiçbir fikri yok ve filme önemli bir gerilim de katıyor bu sahne.

    Kendisini maskeli baloda kurtaran kızın öldüğünü öğrendikten sonra, birlikte olmak istediği ama birlikte olamadığı sokak kadını ile ilgili bir sahne de var. Sonra o kızın aids olup hastaneye kaldırıldığını da öğreniyor.

    En sonunda da kendisine partiye davet eden iş adamının, sınırları aştığı görmemesi gereken şeyleri gördüğü ve karısını yastığın üzerinde duran maske ile birlikte gördüğü sahneler de var. Ve film 'FUCK' sözcüğü ile bitiyor.

    NLP Yorumları

    Filmi inceledikten sonra yorumlara gelince, Doktorun amerikan başkanı olduğunu düşünelim. (Cruise, Clinton, Kidman, Kennedy bağlantısı). Amerikan başkanı kabul edildiği partide kendi keyfi için birşeyler yapmayı düşünürken, işadamının problemlerini de çözmek zorunda öncelikle. Amerikan Başkanının görevi bir aile doktoru gibi tedaviden çok toplumu rahatlatmak.

    Maskeli balo giysileri için girdiği dükkanda dükkan sah,binin  Japonlara kızması, Pearl Harbour'dan sonra atılan atom bombası ile çok eşdeğer. Daha sonra para karşılığında sahip olduğu değeri japonlara ve başkalarına kolaylıkla veriyor dükkan sahibi.

    Doktorun yakalanması cebindeki giysi kiralama hesap pusulasından olmakta ve burada hesap pusulası seçimi kazandığını gösteren mazbata veya belge. Bu belgeye sahip olması bile onun seçkinler grubu içine girmesine yetmiyor ve hatta oradan atılmasını sağlıyor.

    Ayin sahnesinden sonra soyunan kızlar ise halkı ifade ediyor, ve halk bildiği halde, kendisini yönetenleri seçebiliyor. Ama seçimi yaparken korunmasız ve çıplak. Seçilen kişi seçene istediğini yapabilir, hatta tecavüz bile edebilir.  Burada ayini yapan yönetenler ve seyredenler, din adamları veya buna benzer hakim güçlerin biri veya hepsi olabilir. Böylece halk  yönetilmek için değil tecavüz edilmek için seçiyoruz, bizi yönetenleri diyor Stanley Kübrick.. Bunların yüzlerini de kim olduğunu da asla göremiyoruz

    Morgda doktorun gördüğü kadın ölen veya öldürülen kadın Marilyn Monreo olabilir ve Aids'den hastalandığı için ortadan kaybolan kadın ise Monica Lewinsky. Yönetme süreleri sona erdiğinde başkanlar maskelerini çıkartıyorlar veya kendilerini takip eden adamlar tarafından suikaste kurban gidiyorlar.  Kennedyler ve Monreo İlişkisi, Clinton ve Lewinsky ilişkisi oldukça uzu zaman gündemde kalmıştı. Burada küçük bir not Marylin Monroe, yeniden gündeme gelmek isterken, menejerinin  isteğine uygun olarak intihar etmiş, ancak daha sonra kurtarılmasının engellenmesi ile ölmüş olduğunu dair dedikodular uzun zamandır dolaşıyor, nette.

    Fuck

    Filmin Fuck diye biten son sahnesinde, maskenin kadının yatağının yanında olması kadının gücü istediğini gösteriyor.  Clinton esşi Hillary Clinton'un önce başkan adayı ve daha sonrada Obama'nın yanında görev alması da filmin ve  Kübrick'in varsayımlarının doğru olduğunu gösteriyor.

    Filme bu şekilde bakıldığında gerçekten ortaya çıkan anlamlar Stanley Kübrick'in zekasına çok uygun. Paranın en önemli değer olduğu toplumda yönetenler hep aynı kalıyor ama vitrindekiler değişiyor sürekli olarak ve sahneden çekiliyorlar sıraları geldiğinde.

    Eyes Wide Open Eyes Wide Shut

    Gelelim filmin adına, Stanley Kubrick bu filmin anlaşılmayacağına çok emin ve filmin adını Eyes Wide Shut koyması da bu yüzden. Semantik olarak Eyes Wide Open olabilir veya Eyes Shut ya da Eyes Closed olabilir. Bu yüzden filmin adının filmle bir alakası yok ama filmi seyreden insanlarla çok alakası var. Filmin adı filmi seyredecek insanlar için konulmuş bana göre. İnsanların yalnızca detaylara karşı gözlerinin açık ama derin yapı anlamlarını kavramakta ne kadar yetersiz olduğunu da vurguluyor. Filmi seyreden kişiler bu filmden çok rahatsız olsalar da, basın da yorum yapan kişiler de dahil filmdeki derin yapı anlamlarını kavramakta zorlanıyorlar gibi geliyor bana.

    Orson Welles ve Kubrick

    Kübrick bu filmi hayatının son zamanlarında çektiği için yaşadığı düzeni bu kadar insafsızca ve bu kadar üstü kapalı eleştirebilmesi onun büyük yeteneğinin de en önemli göstergesi. Bir sitem eleştirisi sayılan Orson Welles'in Yurttaş Kane filmine nazire yapar gibi. Ancak onun kadar açık bir anlatım yok ama üstü kapalı olarak herşeyi anlatmış ve bu filmi de Hollywood'a dağıttırmış. Zira Amerika'da sistemi  açıkça eleştirenler sistem dışında kalır.. Yurttaş Kane filminden sonra Orson Welles'in yaşadıkları hepimizin malumu.

    Bu yazıyı yazdıktan sonra filme yeniden gideceğim ve daha başka hangi sembollerin varolduğunu da gözlemeye çalışacağım. Bu filme bu bakış veya farklı bir bakışla sizde yeniden gidin, gitmediyseniz mutlak gidin, sizde bir takım yeni önemli anlamları keşfedecek ve Eyes Wide Shut'ı , Eyes Wide Open haline getirebileceksiniz.

     Cengiz Eren, NLP Eğitmeni, İçerik Sizi Düşünmek kitabının yazarı

    http://www.erenlp.com

    Yeni Not: Bu filmin çekilmesinden uzun bir zaman sonra Bill Clinton'un karısı Hillary Clinton Başkanlığa adaylığını koydu ama seçilemedi. Yerine Gelen Trump'ın başkanlığında dünya zor günler yaşıyor. Hillary Clinton tıpkı filmdeki gibi gibi maskeyi takmak istedi ama gerçekleşmedi ve politik hayatı sona erdi.

     

    Uzun yıllar önce yazdığım bu yazıdan sonra, Hillary Clinton başkan adayı oldu ama adaylıktan çekildi, Obama Lehine. Sonrasında ise Beyaz Saray'da görev aldı. Belki Obama'dan sonraki seçimde yeniden aday olacaktır, Maskeler insan hayatının bir çok içeriğinde takılıyor olabilir. Maskelerin çıkarıldığı tek alan, yatak odası ve tek içerik ise cinsellik.  JEdgar filminde bu konu ilginç şekilde aktarılmış. Politik göndermeleri olan Eyes Wide Shut filminden etkilenerek, uzun yıllar önce bu yorumu yapmıştım. Hayat biraz da yorumlamak değil midir?

     

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    İlgili Linkler:

     

  • Fetullah Gülen'in Dil Motifleri

    Fetullah Gülen Dil MotifleriYıllar Önce Hazırlanan bir yazı. Bu yazıda Fetullah Gülen'in Dil Motifleri incelenmekte ve sonuçları yorumlanmaktadır.  Özellikle  kurduğu şu cümle "‘Keşke bizim basiretli,firasetli, ileriyi gören idarecilerimiz olsaydı (!) Ve keşke yarınlara ait şimdiden vizyona konulmuş plan ve programlarımız olsaydı! Böylece ‘Adriyatik’ten Çin Seddine kadar’ sözleri havada kalmaz, ülkemizi gelecekte o konuma taşıyacak ciddi adımlar atılmış olurdu’aslında herşeyi açıklıyor. Yıllar sonra anlıyoruz ki, önce devleti ele geçirmek ve sonra da iktidarı ele geçirmek gibi bir mesajı kitaplarında anlatmış. Zamanı geldiği düşünüldüğünde ise, !5 Temmuz kalkışmasını görüyoruz.  Niyeti çoktan belli imiş. "Adriyatik'ten Çin Seddine kadar varız." sözlerini ise o dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman demirel söylemiş ve ardından Türkiye önemli bir kriz dönemine girmişti.

    Fethullah Gülen’in Dil Motifleri

    Son zamanlarda kendisinden çok bahsedilen ve bir fenomen haline geldiği söylenen, kasetleri televizyonda haber birinci konusu olan ve sonra nasıl olduysa üzerinde hiç konuşulmayan bu kişi insanları nasıl etkilemekte. Yaptıklarına bakılırsa gerçekten okulları ile dershaneleri ve finans kurumları ile büyük bir organizasyonu kurabilmiş veya kurdurabilmiş olan Fettullah Gülen’in ne yaptığı ile değil nasıl yaptığı ile ilgileneceğiz bu yazımızda. Ne söylediğine değil nasıl söylediğine söyledikleri altında yatan derin yapı anlamlarının neler olduğunu kavramaya çalışacağız. Bu konuda bize kitapları kaynak olacak ve kitaplarından alıntılarla yüzey ve derin yapı mesajlarını incelerken Neuro Linguistic Programming NLP  tekniklerinin farkında olarak veya farkında olmadan nasıl kullanıldığına bakacağız. Sonuçta bunları Fettullah Gülen yapabiliyorsa biz de yapabiliriz hatta onlardan daha fazlasını yapabiliriz. Ama bunu onun yaptığı gibi yapmamak gereğini de hiç unutmamalıyız.

    Fasıldan Fasıla Kitabı Sayfa 300

    ‘Soru: Trafik Kazalarında ölenler Şehit Olur mu ? Cevap: Müslümansa evet. Fakat, arabada Evrad’ü ezkar ile meşgul olmalı,her zaman Cenab-ı Hakk ile irtibat korunmalı ve ne maksatla olursa olsun, seyahat ederken ölümün bizi her an gelip yakalayabileceği endişesiyle sürekli hazırlıklı olmalıyız... olmalıyız ve uygunsuz bir vaziyette yakalanmamaya gayret sarfetmeliyiz. Hizmet adına yapılan seyahatlerde boşalmak için gülüp konuşmalar olabilir; ama bunlar ahireti unutturacak derecede malayani olmamalıdır.’

    İlk cümlede müslüman olmayanların ne olacağı belli değildir. Müslüman olanlarında nasıl müslüman olmaları gerektiği zaten bu kitabın genelinde anlatılmaktadır. Herzaman Cenab-ı Hakk ile irtibat korunmalı cümlesi sürekli dua edilmesini veya kuran okunmasını ifade etmektedir. Bu içeriği boş bırakılmış cümlede kişiler boşluğu din ve Kuran’ı Kerim ile boşluğu doldurmaktadırlar. Ölümün her an biz yakalayabileceği endişesiyle hazırlıklı olmalıyız.... olmalıyız ve uygunsuz vaziyette yakalanmamalıyız. Ölüm endişesinin burada verilmesini bir anlamı yoktur. Çünkü bir önceki cümlede ifade edildiğine göre trafik kazasında ölürsek ve müslüman isek şehit olacağız. Burada ölüm yerine başka bir kelime , mesela devleti koyduğunuzda ortaya çıkan anlam değişikliği hepinizi şaşırtabilir. ‘Hizmet adına yapılan seyahatlerde bazen boşalmak için gülüp- konuşmalar olabilir; bunlar kesinlikle ahireti unutturacak derecede malayani olmamalıdır.’ Malayani kelimesi boş ve faydasız anlamında bu cümle içinde kullanılmıştır. Bu cümlelerin söylenmiş olması kişilerin çok yaptığı bir işte, araba kullanırken bile neler yapmaları gerektiği Fettullah Gülen tarafından planlanmakta ve yönetilmekte, tehlikelere karşı hazırlıklı olunması gerektiği ve hazırlıksız yakalanmamak için neler yapılması gerektiği anlatılmaktadır. NLP açısından bakıldığında bu cümleyi okuyan kişilerin kaza yapma ihtimali artmakta, tesbih çekerek veya dua ederek araba kullanan kişiler kolaylıkla onun tanımıyla şehit olmaktadır. Uyarılar uyarıldığımız konularda korku üretiyorlarsa, bu korkuların gerçekleşme oran tabii ki çok daha fazladır.

    Fasıldan Fasıla Sayfa 153

    ‘Demokrasi ile uğraşmaya gelince; daha önceleri de çeşitli vesilelerle ifade ettim: Bırakın böyle şeyleri; bunlar bize ait meseleler değil.’Bu cümlede demokrasi, demokratik düzen, bağlı olarak laiklik konuları, Bırakın böyle şeyleri, bunlar bize ait meseleler değil şeklindeki emirle insanların beyninde demokrasi fikri yokedilmeye çalışılmaktadır.

    Fasıldan Fasıla Sayfa 258

    Süper Güç Çin (!) ve Gizli Hesaplar Bu yazıda ABD Japonya işbirliğinin Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Rusya’nın çökmesi ile ortaya çıkan durumun değerlendirmesi yapılmakta ve ABD’nin Türk Cumhuriyetlerinin Rusya’dan uzaklaşmasını engellemeye çalışması anlatılmaktadır. ‘Keşke bizim basiretli,firasetli, ileriyi gören idarecilerimiz olsaydı (!) Ve keşke yarınlara ait şimdiden vizyona konulmuş plan ve programlarımız olsaydı! Böylece ‘Adriyatik’ten Çin Seddine kadar’ sözleri havada kalmaz, ülkemizi gelecekte o konuma taşıyacak ciddi adımlar atılmış olurdu’

    Bu paragrafta idarecilerimizin basiretsiz, firasetsiz, ileriyi göremez olduğu ilk cümlede ifade edilmekte. Keşke ve olsaydı kelimeleri ile bu gerçekleştirilmektedir. Ve keşke ile başlayan cümlede yarınlara ait plan ve programların olmadığı da ifade edilmektedir. Adriyatik’ten Çin Seddine Kadar cümlesini söyleyen o günkü Cumhurbaşkanının sözlerinin hiçbir anlam ifade etmediği -ilk cümledeki genelleme ile idarecilerimiz içinde bu cümleyi söyleyen Cumhurbaşkanımız’da zaten vardır- söylediği sözlerin havada kalması çok normal olduğu ifade edilmektedir. Son cümlede ise o konum belirsizdir ciddi adımlar belirsizliği arttırmaktadır. Bu cümle neden söylenmiş olabilir. Başlangıçta verilen uluslararası ilişkilere ait bilgilerden sonra bu cümle neden söylenmiş olabilir. İdarecilerimiz yok, planlarımız yok, idarecilerimizin sözleri havada, ülkemizi o konuma kim taşıyabilir. Tabii ki dinleyen ve okuyan kişiler ortaya çıkarılan bu boşluğu bir kişi ile doldurabilir. O da Fettullah Gülen’in kendisidir. Böylece onlara idareci olmak istediğini ve ‘Adriyatik’ten Çin Seddine Kadar’ cümlesini dikkatimize sunması da onun o konumdaki o idareci olmak istediğini anlatmaktadır.

    Sonsuz Nur Sayfa 170

    ‘Erbabına göre bir sihirli asa da onun elinde vardır ve iklimine giren mutlaka büyülenir." ‘Bir sihirli asa da onun elinde vardır’ cümlesi önemlidir ve bu asanın başka kimin elinde olabileceği sorgulanmaktadır aslında ve iklimine girildiğinde büyüleyebilen ve yaşayan bir başka kişi var mıdır sorusu ile boşluk doldurulacak, soruya verilecek cevap Fettullah Gülen’den başkası olamayacaktır.

    Fetullah Gülen’in kitaplarında, söylemlerinde, bu ve buna benzer binlerce örnek bulunabilir. Kitaplarında verilmek istenen temel mesaj , Kuranı Kerim’i en iyi ben yorumlarım, Hazreti Muhammedi en iyi ben hissederim, Said’i Nursi en iyi ben anlarım ve ben olmam gerektiği gibi olmalıyım ve dünya imamı ben olmalıyım mesajıdır.

    Neuro Linguistic Programming ile olan bağlantı nedir burada. Dil motiflerini büyük bir ustalıkla kullanabilen Fettullah Gülen insanları etkilemektedir. Fakat Mantık eşiklerimizin en derininde olan dini ve milli değerlerden dini değerleri kullanarak insanları etkileyen kişi daha sonra yerleştirdiği önermeleri kendi doğruları için kullanmaya başlamakta ve Kuran’ı Kerim’in bizim hayatımızı da yönetmesini sağlamaya çalışmaktadır. Çünkü hayatımızı onun ikna etmesiyle Kuran’ı Kerim yönetmeye başladığında, bu bilgileri bize aktaran kişinin kontrolü ve yönetimi altında olmamız çok doğal bir sonuçtur.

    Kendisi ise bu özelliklerinin mistik güçler tarafından kendisine aktarıldığını zannetmekte ve kendisine verildiğini düşündüğü bu misyonunu yerine getirmeye çalışmaktadır. Burada yanlış olan kendisi böyle düşünmekte özgür olduğu halde bilgi aktardığı kişilerde sınır oluşturduğunun ve bu sınırlar yüzünden kişilerinin gelişmelerini engellediğini farketmesi gerekmektedir. Fettullah Gülen’in gelişimine, tarikat içindeki gelişimine okuduklarına ve anlattıklarına bakıldığında görülecektir ki, tarikatta kendisine geçmişten aktarılan bilgileri kolaylıkla kullanabildiğidir. Ancak aktarılan o bilgiler içindeki sınırları da farkında olmadan kabul etmiş ve başka bir şey düşünemez hale gelmiştir.

    Bu Neuro Linguistic Programming konusunda bilgi anlatan ve bilgi aktaran kişiler için de çok önemlidir. NLP ile gerçekten önemli bir bilgi kaynağına sahip olduğunu zanneden bu kişiler kendi ihtiyaçları doğrultusunda NLP içeriğini doldurmaktadırlar. ‘ Başarının Yeni Teknolojisi’ sloganı, bu sloganı kullanan kişinin başarıya ihtiyacı olduğunu göstermektedir. ‘Hayatın Efendisi mi yoksa kölesi mi olacaksınız? sorusunu soran kişi ise bizi efendilikle kölelik arasında bir seçim yapmaya itmekte ve efendilik konusunda sarfettiğimiz çabaların yetersiz kalması durumunda diğer seçenek olan köleliği kabul etmek zorunda kalacağımızı belki kendisi bile farketmemektedir. Üzülerek söylemek gerekir ki, bu sonuca ilk önce kendisi ulaşacaktır.

    Logosunda insanın kuş beyinli olduğunu ifade edenlerden ise bahsetmeye gerek yoktur. Bu yüzden bilgi aktarılırken temiz olmalıdır, içeriksiz olmalıdır ve virüslerden arınmış olmalıdır, bilgiyi aktaran kişinin bizim üzerimizde herhangi bir hak iddia etmesini önlemelidir. Aksi takdirde NLP eğitimi verenlerde tarikat şeyhlerinden farksız hale gelebilirler veya NLP tarikatları kurabilirler. Böyle bir şey yapıyorlarsa o zaman dini kullanarak tarikat şeyhi olmaları ve istedikleri tek sonuç olan başarıya paraya, insanları köle olarak kullanmaya kolayca ulaşabilirler.

    Dış Önermeler

    Dış önermelere mümkün olduğu kadar az açık olarak hayatımızı yaşamaya başlamamız, bizim hayatımızı istediğimiz gibi yaşamamızı sağlayacaktır. Dünyada herşey ama herşey insan için bir araç ve son olaylarda araçların insandan daha önemli hale gelmesinin ne sonuçlar yarattığı gördük ve dinledik. NLP’de bu araçlardan bir tanesi, diğerlerinden farkı içeriğinin boş olması. Bu içeriği kişinin istediği şekilde doldurabilmesine ve özgür seçimlere izin vermesi. NLP bana kişisel özgürlüğümü nasıl kazanacağımı öğretmişti başlangıçta ve şimdi ben de içeriksiz düşünmeyi isteyen kişilere aktarıyorum, seminerlerle, kişisel uygulamalarla. (Yazının bu kısmından sonrası internete konmadan önce ilave edilmiştir. Kişisel Gelişim ve Değişim Dergisinin ilk sayısı için yazılan bu yazı dergide yayınlanmamıştır.)

     

    Eğer NLP bilgilerini anlatan veya aktaran bir kişi ‘Ben insanları değiştiriyorum’ gibi cümleleri sarfediyorsa ve çevresinde kendisinin NLP gurusu olduğunu düşünen insanların bulunmasına izin veriyorsa, hem kendisi ve hem de çevresindekiler büyük tehlike altındadır. Bir takım kitaplar okuyarak, beline alfa dalgaları yayan aletler takarak NLP uygulaması yapmaya çalışıyorlarsa veya anlattıkları ile ilgili sonuçlar negatif olduğunda ‘Zaten bunlar aptal’ cümlesini kullanıyorlar ise, bu sadece kendi yetersizliklerini göstermektedir. Hele başkalarının yazdığı kitaplara ait isimleri kendi sloganları gibi tabelaları üzerine yazabiliyorlarsa bu kişiler için yapılabilecek çok fazla şey demektir. Başarılı olabilirler, çok para kazanabilirler ancak bu başarılarının kendilerine bile yararı olmayacaktır. Bunu Demirel örneğinde zaten açık olarak görmekteyiz. Kişisel açıdan çok başarılı olan Demirel’in toplumsal açıdan ne kadar başarılı olduğuna siz de kolaylıkla karar verebilirsiniz.

    Beynimizin Kaçını Kullanıyoruz?

    Bunu sadece yerli olanlar mı yapmaktadır? Tabii ki hayır. Üniversite öğrencilerine seminer vermeye gelen Tony Buzan’ın davetiyesi üzerinde şöyle yazar: ‘ Beynimizin sadece % 1’ini kullandığımızı biliyor muydunuz?’ Bu soruya şöyle bir cevap verilse ‘No Mr. Buzan, I really didn’t know, you were stupid enough to use only %1of your brain,’ Bu cümle de iki önemli nokta var gerçekten. Birincisi Tony Buzan bu cümleyi kendisi için söylüyorsa, ‘Ben aptalım ama başarılıyım, başarılı olmak için siz de aptal olun’ anlamı anlaşılabilir. Eğer bizim için söylüyorsa ‘Siz çok aptalsınız’ mesajını bize aktarmaktadır. Bizi aptal olmadığımıza bir kaç kez evet dedirterek, inandırdığında, kendimizi akıllı hissetmemize neden olacaktır. Anlaşıldığı gibi böylece bize aktarılan içerik sadece aptallık olarak belirlenmektedir. İkinci slogan ise ‘İçinizdeki Dahiyi Uyandırın’ sloganıdır.Böylece bizim Tony Buzan'ı uyandırmamız gibi bir anlamı da ortaya çıkmaktadır. Kendisinin nasıl uyandırılması ve buraya getirilmesi gerektiğini hepimiz biliyoruz. Ancak burada söylenmesi gereken şey kesinlikle Tony Buzan'ın veya yukarıda bahsedilen insanların başarısız olduğunu düşünmüyorum ve hepsinin tebrik edilmesi gerektiğini de ifade etmek gerekiyor. Tabii ki çok başarılılar ama sadece kişisel olarak. Yoksa Türkiye ve dünya yaşadığımızdan çok farklı olabilirdi.

    İçimizdeki Çocuk

    ‘İçimizdeki çocuk’, ‘içimizdeki dahi’ sloganları başlangıçta bize güzel gelse bile, ‘İçinizdeki Trafik Canavarını Durdurun’ sloganı ile birlikte telaffuz edildiğinde artık hem güzel gelmemekte ve hem de bizi kaza yapmaya yönlendirmektedir. Biz içimizdeki şeyleri, hamile isek doğum yolu ile, yemek yediğimizde veya su içtiğimizde bildiğimiz şekilde vücudumuzun alt tarafından dışarı atmaktayız. Bu sloganlar Bilinçaltı kavramıyla da üst üste örtüşmektedir. İçimizde ne dahi var, ne çocuk var, ne de trafik canavarı var. Varolan sadece beynimizdeki kaynaklarımız, kaynaklarımızı kullanabildiğimiz ölçüde dahi tavrını, kaynaklarımızı kullanamadığımız ölçüde saldırgan araba kullanma tavrını ortaya çıkarmakta ve sonuçlandırmaktayız. Çocuk tavrımız da aynı şekilde bir hayata karşı bir tavır ve en kolay öğrendiğimiz ve en kolay şekilde bilgiyi davranışları aktarabildiğimiz bir tavır ve bir süreç. Zaten onların genel olarak yaptıkları bizim gelişmemizi önlemeye çalışmak ve bizi etki altına alarak yönetilmemizi sağlamak.

    Bize aktarılan bilgilerdeki virüsleri temizleyerek ve farkında olarak kabul etmemiz, tıpkı çocukluğumuzdaki gibi davranmaya başlayıp, kendi özgürlük alanımız içindeki dış önermeleri redderek, sadece kendi önermelerimizle kendi istediklerimizi yapar hale gelmemiz gerekmekte, hem de en kısa zamanda.

    Cengiz Eren  

    NLP Uzmanı Ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    Yazı 1999 yılında hazırlanmış olup, herhangi değişiklik yapılmamıştır. Bize aktarılan bilgileri içeriğinden ayırıp "İçeriksiz" düşünmeye başladığımızda bize aktarılan bilgilerin fırsat ve seöeneklerimizi arttırdığına ya da azlttığına baktığımızda ortaya çıkacak tehlikelerden kendimizi koruyabiliriz. Cemaat ve tarijatlarda itaat etmek zorunluluğunu hayırkelimesini kullanarak kırabildiğimizde kendimizi koruyacağımızı bilmeliyiz.  Fetullah Gülen'in 15 Temmuz Kalkışmasında Türkiye'ye ok zarar verdiği doğrudur. Çok sayıda insanın ölmesine ve yaralanmasına neden olması kadar, verdiği önemli bir zarar var.  Bu da küçük yaşta seçilen zeki çocukların zihnine aktarılan bilgilerle onların düşünme ve yaratıcılıklarına darbe vurulmuş olması daha büyük bir zararı ortaya çıkarmıştır.  Bu insanlar Türkiye'ye yararlı olabilecekken cemaatten başka bir şey düşünemez hale gelmişler ve daha sonra kararları hep başkalarına bırakarak kendi hayatlarını yönetememişlerdir. Şimdi ise 15 Temmuz kalkışmasından sonra yargı önünde hesap vermektedirler.

     

TOP