nlp uzmanı

 

  • KURUMSAL NLP

    nlpnedirKurumsal NLP ve Kurumsal Detoks

    NLP tekniklerini çalışanlarınızın öğrenmesini sağlayabilir, hem işletmenizin performasını ve hem de çalışanlarınızın kendilerini iyi hissetmelerini sağlayabilirsiniz.

     

  • Abuzer Kadayıf

    Oynayanlar: Metin Akpınar, Talat Bulut, Özlem Savaş

    Bu filmi gördüğüme hiç memnun olmadım ve çevirenlere de teşekkür etmiyorum, tabii oynayanlara da, Talat Bulut haricinde.


    :brahim Tatlıses Abuzer Kadayıf

    İbrahim Tatlıses’in hayatının anlatıldığı söylenen film, biraz dikkat edildiğinde ‘Aydaki Adam’ (Man in the Moon) filminden çalınmış çatısıyla gözönüne geliyor. O filmde de Jim Carrey ayrı iki karakteri canlandırıyordu ve sonunda birini kendi isteğiyle öldürüyordu. Bu açıdan benzerlikler oldukça fazla.

    Profesör ve Abuzer

    Bu çatı üzerine kurulmuş olan filmde Metin Akpınar bu rolü üstlenmiş, profesör ve Abuzer rolünü birlikte okuyor. Vücudundaki ve yüzündeki içkinin yarattığı deformasyonlar Profesör rolünün nasıl görünmesine sebep oluyor, siz söyleyin . Kimbilir belki bilerek bu şekilde oynatılmıştır,son zamanlarda profesörlere yapılan saldırılar gözüne alınırsa ve depremci profesörlerin de halka yaptıkları incelenirse. Profesörlerin Hülya Avşar’a tepki göstermek yerine bu filme tepki göstermeleri gerek diye düşünüyorum.

     

    Çocuklara yardım amacıyla Abuzer rolüne bürünen profesör, Abuzer rolünü daha iyi oynuyor ki, bu da Metin Akpınar’ın Abuzer’e benzeyen kişilerle daha fazla arkadaş olduğunu gösteriyor, gerçek hayatında. Çocuklar için yapacağı sığınma evini yapmaya kalkan profesör, mafya, medya, politikacı, seyirci sarmalındaki hareketlerini gayet güzel organize ediyor, gelen bütün önermeleri kolaylıkla kabul ediyor ve sonra kendi hayatına ve sevgilisine dönüyorsa da, özel hayatı çıkmaza giriyor sevgilisi ile görüşemediği için. Böylece devam eden filmde olaylar, kesikli olarak sahnelerle birbirine bağlanmaya çalışılıyor.

    Abuzer Kadayıf’ın bu role ne kadar zamandır devam ettiğini de bilmiyoruz. Başlangıcında ilişkisi olan kadına meşhur olduktan sonra yüz vermeyen Abuzer’in bu işi uzun zamandır yaptığını a öğreniyoruz farkında olmadan. Belki araştırma görevlisi, belki yardımcı doçent, belki de doçent iken bu seçimi yapmıştı ama bu konuda bilgi verilmiyor. Mafya ile girdiği ilişkilerinde ödenen paralar ile ekranda ifade edilenler arasındaki farkların olması filmi çevirenlere, gerçeği anlatıyoruz diye bir tatmin duygusu da veriyordur zannediyorum.

    Kendi  Hayatını Yaşamak

    Abuzer rolünü bırakıp, kendi hayatına dönmek isteyen profesör bu seçimle başbaşa kaldığında, Abuzerliği bırakamıyor, ödenecek senetleri, kazanacağı paraları olduğu ve Talat Bulut’un önermeleriyle Abuzer Kadayıf olmaya devam ediyor.

    Bu sonuç film içinde verilmek istenen bir mesaj mı ama bizi sarsıyor ve hepimizi belki de farkında olmadan Abuzer olmaya itiyor. Bir profesör bile buna karşı koyamıyorsa, gencecik çocuklar ne yapsın. Abuzer olmak isteyenler Abuzer olabilirler ama bu film bizi açıkça Abuzer olmaya ikna etmek istiyor. Bu, filmin gerçek mesajı mıdır? Bunu çevirenlere sormak gerekiyor. Doğru kurgu Aydaki adam’da oynanan iki karakter olabilirdi. Örneğin Metin Akpınar hem kendini, hem de Abuzer Kadayıf’ı oynayabilirdi ama bunun mümkün olması ortaya çıkacak farkların fazla olmamasından dolayı mümkün değil.

    Talat Bulut ve Özlem Savaş

    Bu filme gidebilirsiniz ama gittiğiniz zaman Talat Bulut’u seyretmeye gidin, mükemmel oynuyor ve filmin seyredilebilmesini sağlıyor. Yönetmenlerin biraz daha dikkatli olması, Türk Toplumu anlamaz düşüncelerinden uzaklaşarak, kendi keyifleri ve para kazanmak için film çekmeleri gerekiyor. Eğer kendi kaynakları yeterli ise, zaten filmde doğru mesajlar aktarılacaktır. Bir de hep aklıma sorma gereken şu soru geliyor. Türk yönetmenler neden korku filmi çeviremezler?

    Özlem Savaş ise bu filmdeki rölü daha sonra bir müddet hayatında aynen yaşanmış ve daha sonra kendi yolunu bularak kendi hayatını yönetmeye başlamıştır.

    Son olarak bu filme İbrahim Tatlıses hiç kızmamalı, hatta teşekkür etmeli, çünkü kendi yaptıklarının daha doğru olduğunu, bu film ona da anlatıyor.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    İlgili Linkler:

     

  • Bayram Yolcuları İçin Trafik Kazalarından Korunma

    NLP bilgileri ve NLP Teknikleri

    NLP bilmek önemli. Uyarıların zihnimizde farketmeden ortaya çıkardığı sonuçlar, istenmeyen durumların yaşanmasına neden olabilir.  Doı dünyadan çok sayıda uyarılar alıyoruz.  Bu uyarılar genellikle olumlu sonuç ortaya çıkması için yapılsa da zihinsel süreçler farklı çalıştığı için kişiler , insanlar, aileler üzülüyor.  Bilgisayarda oynama, televizyon seyretme, dışarı çıkma gibi annelerin babaların yaptığı uyarılar. Beni aldatma diyenler, kavga etmeyelim diyenler ve daha çok fazlası. Sonuç,  ya huzur kalmıyor ya da kavgalar gerçekleşiyor.

    Trafikte de bu nevi uyarılar var. Bu uyarılar insanların kaza yapmasını engellemek için ortaya atılsa da, kazalar fazlalaşıyor, ölümler yollarda kol gezmeye başlıyor: Özellikle uzun bayram tatili olduğunda biraz daha artan uyarılar var.

    Bayram ve Uyarılar

    Bayram tatilinde yola çıkacaklar çok dikkatli olmalılar. Ama ne zaman? Bu hafta. Yarından itibaren televizyonlarda gazetelerde ve radyoda çeşitli haberler çıkacak. Geçen bayramlarda yapılan kazalarla ilgili bilgiler, istatistikler, görüntüler ve yolda dikkatli olun uyarıları. Bunları seyredip de yola çıktığınız takdirde kaza yapma riskinizin artacağını öğrenmenin zamanı geldi.

    Danseden pembe noktaları düşünme cümlesini okuduğunuzda aklınıza gelen pembe noktalar ise, bu güne kadar birşeyi yanlış yapmışız demektir. Beynimiz negatifi kabul etmiyor ve negatif önermeleri de pozitif olarak algılıyor. Yapma dediğinizde yapmak istiyor, yada hızlı gitme dediğinizde hızlı gitmek istiyor insanlar.

    Uyarılar ise uyarıldıkları yönde davranmaya yöneltiyor bizi. Eğer kaza ile yapılmış bir uyarı var ise bize kazayı hatırlattığı gibi, bizi tedirgin de ediyor. ""Dikkatli olun"" uyarısı bizi tedirgin ettiği için yola çıkarken biz kaza konusunda uyarılmış oluyoruz. Böylece yolda giderken farkında olmadan tedirgin şekilde ve kaza korkusu ile arabayı sürüyoruz. Böylece çok kolay kurtulabileceğimiz durumlarda bile kaza yapabiliyoruz veya kaza yapmak ihtimalini arttırıyoruz.

    Korkularımız korktuğumuz oranda gerçekleşiyor çünkü.

    Bu yüzden yola çıkmadan önce daha önceki bayramlarda yapılan kazaları hiç aklınıza getirmeden gideceğiniz yolu ve tatil yerine ulaştığınızda neler yapacağınızı gözünüzde canlandırın, çok güzel ve eğlenceli bir seyahatten sonra. Yoldaki kazalarla da -eğer yardım etmeyecekseniz- ilgilenmeden ve kaza üzerinde hiç konuşmadan yolunuza devam edin.

    Yolda her gördüğünüz Trafik Canavarı Olmayın sloganını okuduktan sonra kendi kendinize Ben insanım cümlesini söyleyin. Bu slogan çıktıktan sonra Türkiyede trafik kazalarının arttığına inanıyorum. Trafik Canavarı kimdir sorusuna cevap olmadığı halde, nasıl trafik canavarı olunur sorusunun binlerce cevabı var. Bir düşünü cevapları .Bu negatif bir önermeyle sonuçlanırsa, tabii ki trafik canavarı olma ihtimalini arttıracaktır.

    Kendinizi kötü hissediyorsanız, korkulu ve tedirginseniz verdiğiniz söz, ödediğiniz para ne olursa olsun seyahatinizi başka bir tarihe erteleme kararını verin. Kendinizi iyi hissederek direksiyonun başına oturun, marşa basın, bakımını yaptırdığınız arabanızın sesini dinleyin ve aracınızı trafik kuralları içinde sürmeye devam edin. Göreceksiniz ki kendinizi iyi hissederek çıktığınız seyahat ve planladığınız eğlenceli, kahkahalı şekilde ve sizi yormadan sona erecektir.

    Frene Değil Kurala Güven

    Bu yıl ortaya atılan bu slogan yine işe yaramadı.  Zira insanların zihninde varolan Türkiye'de Trafik Tehlikelidir inancının yüzeye taşınmasını sağladı. İnsanlar bu inançları yüzünden trafikte daha az süre kalmak istiyorlar. O yüzden de uzun yollarda olmasa da ulaşacakları şehre yaklaştıklarında bir an önce trafikten çıkmak istediklerinde ortaya çıkan sonuç çok farklı. Zira uzun yolun verdiği yorgunluk ve kan dolaşımının da yavaşlamasında dolayı, kurtulabilecekleri kazalardan kurtulamıyorlar ve hem can kayıpları ve hem de maddi kayıplar meydana geliyor. Ulaşacağınız yere yaklaştığınızda yavaşlamanız ve  dikkatinizin artması yerinde olur. Birer saatlik sürüşten sonra durmak ve  biraz yürümek kan dolaşımınızı rahatlatacaktır.

    Eğer arabanızda yaşlılar var ise , duruşları daha sık yapmalısınız. Zira yaşlılarda kan dolaşımının yavaşlaması kalp sorunlarının yakın gelecekte ortaya çıkmasını sağlayabilir.  Trafik işaretlerini ve yol çizgilerini takip ettiğinizde tarfik kazası olması o kadar  kolay değil. Trafiğin tehlikleri olduğuna dair inançların değişmesi için yapılacak çalışmalar çok önemli. Tabii Karar Sizin.

    Size iyi yolculuklar ve iyi bayramlar diliyorum.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı Ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    İlgili Linkler:

     

  • Bernardo Bertolucci Conformist

    conformist Bernardo bertolucci jean louis trigtignantKONFORMİST Filmi

     Bernardo Bertolucci'in Conformist filmi, çoğu ülkede olduğu gibi, bizim ülkemizde de yaşananları açıklıyor.  Gücün "Manyetik etksi" nin anlatıdığı film, buna kapılanların yaşadığı savrulmaları da, duyguları ve çevresel koşulları evrensel bir dille izleyicilerine aktarıyor.  Bugünü anlamak için seyretmek gerek. Yazının devamını tıklayarak filmi izleyebilirsiniz.


     Filmde değişen şartlara uyum sağlamaya çalışan insanların, kendi değerelerinden nasıl uzaklaştığını ve değersizleştiğini de görüyoruz.

     Conformist

     Conformist kavramı konforuna düşkün anlamında değil, gücün etkisine giren kişiler için kullanılmaktadır.  Seyredebilirsiniz.

     

    Cast
    Jean-Louis Trintignant ...
    Marcello Clerici (as Jean Louis Trintignant)
    Stefania Sandrelli ...
    Gastone Moschin ...
    Enzo Tarascio ...
    Fosco Giachetti ...
    Il colonnello
    José Quaglio ...
    Yvonne Sanson ...
    Milly ...
    Madre di Marcello
    Antonio Maestri ...
    Alessandro Haber ...
    Cieco ubriaco
    Luciano Rossi    
    Massimo Sarchielli ...
    Cieco
    Pierangelo Civera ...
    Franz
    Giuseppe Addobbati ...
    Padre di Marcello
    Christian Aligny ...
    Raoul (as Cristian Alegny)

    Bugüne baktığımızda insanların gücün manyetik etkisine kapılarak metamorfoza uğramalarını ve daha sonra da buna  nasıl kendilerini inandırdıklarını görüyoruz.

    Film hakkındaki yorumlarınızı yazabilirsiniz.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

     Linkler

    Mutluluk Çizgi Film by Steve Cutts Happimess Metropolis FRitz Lang filmi 2001 A Space Odyssey Sırları Midnigth İn Paris Pariste Gece Yarısı Woody Allen Filmi

     

     

     

  • Betül Ark Röportajı

    Posta Gazetesi NLP Küçük Büyük Yazılar RöportajıBetül Ark Posta Gazetesi

    Posta Gazetesi Pazar Postası Ekinde  Betül Ark'ın Cengiz Eren ile yaptığı Röportaj.

     

  • Bir Kishileaks yazısı daha Üstün Dökmen Kişisel Gelişim Dergisi Röportajı

    Üstün Dökmen Kişisel Gelişim dergisi röportajıÜstün Dökmen

    Aslında Kishileaks yazıları çok önceden yazılmaya başlanmış. Üstün Dökmen Yazısı da bunlardan biri. Kişisel Gelişim Dergisinde Kasım 2005'te yaptığı röportajın detaylı olarak incelemesinı aşağıda okuyacaksınız. Üstün Dökmen, öğrencisi olduğu Doğan Cüceloğlu gibi kişisel gelişimde önemli bir isim. Televizyon programları, yazdıkları kitaplar, verdikleri seminerlerle önemli bilgiler aktarıyorlar topluma. Ancak anlattıklarına dikkatli olarak bakılırsa "hayır" kelimesini göremiyoruz, söylediklerinde ve yazdıklarında. Karşı tarafı anlayın, ona göre davranın mesajları sürekli olarak veriliyor. Tabii ki karşı tarafı anlamamız önemli ama bu bizim tavır göstermemizi engelliyorsa, "yönetilmemiz" kolaylaşıyor. Yazıyı okuduğunuzda, hem bir yalnızlık ve hem de bu söylemlerin nedenini öğreneceksiniz, kishileaks açısından ve kendi söyledikleri ile. Tıpkı ayın görünen ve görünmeyen yüzü gibi.

     

  • Cengiz Eren

    cengiz.eren

    • Cengiz Eren NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    • Elektrik Mühendisi
    • İ.Ü. İşletme iktisadi Enstitüsü
    • NLP Uzmanı ve Eğitmeni
    • NLP İçerik Sizi Düşünmek,  Okunmuş Yazılar, Küçük Büyük Yazılar kitaplarının yazarı
    • http://www.erenlp.com
    • http://www.facebook.com/cengiz.eren
    • http://twitter.com/cengiz_eren
    • http://www.linkedin.com/cengizeren
    •  

    • Cengiz Eren Kimdir

      Cengiz ERen
      Cengiz Eren

      Elektrik Mühendisi  (Yıldız)

      İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü

      NLP Uzmanı ve Eğitmeni


      Yaşanan Tecrübeler ve NLP

      Uzun yıllardır NLP Konusunda bilgi aktarımlarında bulunan Cengiz Eren Kişisel ve Kurumsal seminerlerle çalışmalarına devam etmektedir. Hayatı yönetmeni değişimin kolay olduğuna inanmaktadır. Bilinçaltı kavramının yanlış olduğuna insanın yaşadığı her tecrübeyi farkında olmasa da hissettiğine ve bu tecrübelerin oluşturduğu stratejiler bütün hayatı etkilediğini bilmektedir.

      Zihinsel Detoks

      Ayrıca bildiği zihin temiz olmadıktan sonra değişimin kolaylıkla gerçekleşmeyeceğini görmüştür.  Bu yüzden çok sayıda kitap okuduğu, seminerlere katıldığı halde aynı stratejileri kullanan çok sayıda insanlar görüşmüştür.  Sevgilisinden ayrıldıktan sonra benzer bir sevgiliyi bulmak, mobbing gördüğü için ayrıldığı işyerinden başka bir yere geçtiğinde mobbing görmeye devam etmek, çok çalıştığı halde istediği notu alamamak, kazandığı paraları sürekli olarak kaybetmeye devam etmek, herşeye sahip olmak isteyip hiçbirşeye sahip olamamak gibi sonuçları görebilmek mümkündür. Bu sebeplerden dolayı zihnin temiz olması çok önemlidir. Zihinsel Detoks Programı değişimin nasıl gerçekleşeceğini kişilere göstermektedir.

      NLP ve Kavramlar

      Cengiz Eren, NLP konusunda olduğu kadar şu anda kullanılan çok sayıda kavramı da üretmşitir.  Farkındalık Hipnozu, Duygusal Kekemelik, Zihinsel Detoks, NLP Kullanıcı, NLP Uygulayıcı, NLP Aktarıcı, Elektik Modeli, Su Modeli ve benzeri kavramlar da şu anda çok sayıda kişi ve kurum tarafından kullanılmakatadır.

      Ereğli Demir Çelik Fabrikaları

      Cengiz Eren, Ereğli Demir ve Çelik fabrikasında Mustafa Kemal'in annesinin adı verilen (Zübeyde) Yüksek Fırın Montajında ve daha sonra aynı kuruluşun Çelikhanesinde 3.ncü konverter tevsiatında 3,5 yıla yakın bir süre çalıştı. Daha sonra İstanbul'da açtığı mühendislik bürosunda Elektrik Mühendisliği ve proje hizmetleri veren Cengiz Eren, yaşadığı Ereğli tecrübesinden sonra farkettiği, yönetim konusunda bilgi sahibi olması gereğini hissederek İşletme İktisadı Enstitüsü akşam bölümüne başladı ve 1981 yılında bitirdi.

      İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü

      İşletme İktisadı Enstitüsüne başlarken Business Week dergisinde çıkan bir reklama müracaat ederek bağlantı kurduğu The McGraw-Hill Companies'in Türkiye Temsilciliğini aldı. İşletme İktisadı Enstitüsünü bitirdikten sonra İşletme İktisadı Enstitüsü Mezunlar Derneği İMED yönetim kurulunda da 4 yıl görev yaptı.

      Tennis The Mind Game

      1985 yılında tenis oynamaya başladı.Tenis oynamaya başladıktan sonra kendisine hediye edilen’Tennis The Mind Game’ isimli kitaptan Neuro Linguistic Programming NLP’nin varlığını öğrendi. Bu modeli oluşturan iki kişiden biri olan Richard Bandler’den Meta Master Practitioner, Master Practitioner, Design Human Engineering, Persuasion Engineering, ve Trainer of NLP eğitimlerini ve sertifikalarını aldı.

      Chomsky, Universal Grammar ve NLP

      Bu sürede en önemli faaliyeti İngilizce içerikte öğrendiği modeli içeriksiz hale getirip Türkçe olarak modellemeye de başladı. 1998 yılı Ocak ayından itibaren kurduğu Türkiye’deki ilk NLP Enstitüsünde Kozyatağı, Gülbahar Sokak . No 10 Daire 1’de kişisel uygulamalara ve grup eğitimleri ile çalışmalarına devam etmekte. Türkiye’de NLP ve değişim konusunda ilk defa yapılan bu uygulama, Tempo dergisinin 29 numaralı 22 Temmuz 1998 tarihli sayısında '4 Saatte Kendinizi Değiştirin' başlığıyla kapak konusu olarak işlendi. Bu tarihten sonra çeşitli radyo, TV programlarında, basın ve yayın organlarında yer aldı. NLP teknikleri kullanılarak şirket yöneticilerine ve çalışanlarına, karar stratejileri, öğrenme stratejileri, motivasyon stratejileri, iletişim ve ikna teknikleri ve İş Hayatında NLP uygulamaları konusunda seminer ve danışmanlık hizmetlerini de isteyen kişi ve kuruluşlara vermeye başladı.

      Kİtaplar: NLP İçerik Sizi Düşünmek, 4 Saatte Kendinizi Değiştirin, Okunmuş Yazılar, Küçük Büyük Yazılar 

      Tempo dergisi ile birlikte verilen ‘4 Saatte Kendinizi Değiştirin’ ve Beyaz Yayınları tarafından yayınlanan ‘İçerik Sizi Düşünmek’, "Küçük Büyük Yazılar",  kitaplarının da yazarı olan Cengiz Eren, NLP Braingineering’in kurucusu olup kaynaklarımızın kullanılması konusunda uygulama ve seminerlere devam etmektedir. Gelişmenin istek ve merakla olabileceğine ve beynimizin düşündüğümüzden daha hızlı düşündüğüne , zihinsel açıdan engelsiz ve sınırsız yaşamanın bizi bütün isteklerimize kaynaklarımız ölçüsünde kolayca ulaştırabileceğine bütün duyuları ve vücuduyla inanmaktadır.

      İçeriksiz Düşünme Modeli, Context-Free Thinking

      Bize aktarılan bilgilerin İçeriksiz modelinin algılanması gerektiğini ifade eden Cengiz Eren, bize ulaşan dış önermeleri gücümüz varsa reddetmemiz gerektiği, eğer bu mümkün değilse mutlaka dış önermelere karşı önerme üretmemiz gereğinin düşündüğümüzden daha önemli olduğunu da belirtmektedir.

      Değişim için istediğiniz yolları deneyip istediğiniz sonuca ulaşamadıysanız, NLP Braingineering Merkezimizi ziyaret etmeniz de yarar var.

      Tedavi için Doktor, Değişim için NLP Braingineering

      0216 464 1727 numaralı telefondan bizi arayabilirsiniz.

      This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

      İlgili Linkleri

       

       

    • Cengiz Eren'in Yeni Kitabı : Küçük Büyük Yazılar yayınlandı.

      kucukbuyukyazilarNLP Küçük Büyük Yazılar

      Cengiz Eren'in yeni kitabı Küçük Büyük Yazılar yayınlandı. Milliyet Gazetesi 2002-2007(ocak)  yılları arasında önce Milliyet  Cuma ve daha sonra da Milliyet  Cumartesi eklerinde yazılan yazılar, konularına göre sistematize edilerek düzenlendi.  Yazılar üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan hazırlanan kitapta, hem gündem ile ilgili, hem de  değişim ve gelişim süreçleri için her zaman önemli olan içeriklerdeki yazılar okunabilir.  Bir çok konuda farklı bakış açısı getiren Küçük Büyük Yazılar'ın okunduğunda kişinin "Hayatı Anlamak ve Yönetmek" yönündeki davranış ve düşüncelerin katkıda bulunacağını düşünüyoruz.  Küçük Büyük Yazılar'la ilgili bilgileri okuduktan sonra Facebook, Twitter, Google+, Linkedin gibi sosyal paylaşım sitelerinde paylaşırsanız, kitabın görünürlüğüne katkı sağlamış olursunuz.  Şimdiden teşekkürler.

       

    • Ceo'ların Yalnızlığı (Dağların zirveleri çoraktır)

      zirveceoCEO Chief Executive Officer

      CEO Türkçeye giren yabancı kavramlardan bir tanesi..

      Chief Executive Officer kelimelerinin kısaltılmış hali CEO.

      Hiyerarşik yapılanması tamamlanmış kurumlarda genellikle yönetim kurulu içinde yer alan kişilerden birine verilen bir unvan. Murahhas Aza ile benzerlikler taşıdığı da söylenebilir. Executive kelimesi önemli. Execution kelimesinden geliyor ve Türkçe karşılığı da "harekete geçiren”.

      Officer’in kullanılması ise kağıt ve raporlar üzerinden karar verebilecek yetenekte olmasından kaynaklanıyor. Raporları okuyabilmek, yorumlayabilmek ve en önemlisi raporlardaki boşlukları fark edebilmek gibi özellikler, aranan vasıflar.

      Kurumlarda, hiyerarşik yapılanmasını tamamlamış ve “Corporate Governance”’a geçmiş kurumlarda bu unvana daha çok rastlıyoruz.

       Karar Süreçleri ve Karar Vericiler

      Önceleri sermaye sahibi ve karar verici aynı kişi iken, şimdi sermaye sahibi görev yetkilerini yönetim kuruluna ve yönetim kurulu da yetkilerinin bir kısmını yönetim kurulunda da yer alan bir kişiye bırakabilmekte. İşte bu kişiye CEO deniyor. Kısa vadeli stratejik kararları verebilmek ve uzun vadeli strateji değişiklikleri için hazırlık yapmak da görevlerinden. Ne yapılmasından çok nereye doğru gidilmesine dair çerçeve kararlarını vermek ve kurum yapısının gelecekteki durumlara uyumlu hale getirilmesi, geleceği şekillendirilebilmeleri gibi kurumsal yapı adına çok önemli süreçleri başlatan kişi aynı zamanda.

      Stratejik ve Operasyonel Kararlar

      Kurumlarda iki önemli karar var yapılanması var, dikkatli bakılırsa. Stratejik kararlar ve operasyonel kararlar. Stratejik kararlar bir departman için verilebileceği bütün kurumu yıllarca etkiyebilecek süreçlere ait başlangıç kararları. Stratejik kararda bilgi alma süreçleri çok uzun. Zira kararın doğru verilebilmesi için zengin bilgilere ihtiyaç ortaya çıkması da çok doğal. Kişisel açıdan bakıldığında tatile çıkma kararı stratejik bir karardır.

      Operasyonel kararlar ise verilen stratejik kararların nerede, nasıl, kim tarafından ve hangi zamanda uygulanması gerektiğine dair uygulama planları ile ilgilidir. CEO ve üst yönetim tarafından alınan stratejik kararlara ait tavrın belirlenmesinden sonra operasyonel kararlar alınarak uygulama süreçleri başlatılır. Bir örnek vermek gerekirse Unilever CEO’su ve yönetim kurulu “to getting dirty” kavramını ortaya attı. Çünkü giysiler kirlenirse yıkanması gerekecek ve temizlenme yapılırken Unilever ürünü deterjanlar kullanabilecektir. Bu kararda sonra ülkelerdeki şirketler bu stratejik kararı uygulamaya başlamışlar ve Türkiye’de “Kirlenmek Güzeldir” sloganı ile operasyona başlanmıştır.Yine kişisel olarak tatile nasıl ve hangi yoldan gidileceği konusundaki karar operasyonel karardır.

      Coca Cola

      Benzer şekilde Coca Cola büyük bir olasılıkla evlerinden çıkan insanların daha fazla meşrubat tükettiğini farkettiklerinden olsa gerek, insanların ev dışına çekilmesi gerektiğine dair stratejik kararı vermişlerdir. Bu karardan sonra hazırlanan reklam kampanyaları “Sokağa Çıksana, Hayat Sokakta” sloganı ile Türkiye’de kullanılmaya başlanmıştır.

      Yalnızlık

      İşte bu noktada CEO’ların yalnızlığı da başlamaktadır. Operasyonel karar süreçlerine ait uygulama sonuçlarını detaylı olarak görebilen orta kademe yöneticileri, hazırladıkları konsolide raporları üst yönetimlerine, bölgesel şirketlerde bu sonuçları merkeze ve CEO’ya iletmektedirler. Stratejik kararların sonuçları uzun zaman sonra ortaya çıkmaktadır. İşte bu noktada CEO aldığı kararların sonuçlarını ait heyecanı sürekli olarak yaşayabilecektir.

      Yönetim kurulu sermaye sahiplerine daha fazla kar aktarmayı düşünürken CEO kurumsal yapının bu sonuçlara uygun olarak sürdürülmesini ve şartlara uygun olarak yapısal değişimi de öngörecektir.

      Tepeler Çoraktır

      Bu yazıda inceleyeceğimiz konu ise CEO’ların yalnızlığı. CEO’lar genellikle üst katlarda otururlardı. Özellikle New York merkezli şirketlerde en üstün bir alt katında otururlarken 11 Eylül’ün yaşanmasından sonra alt katlara doğru harekete başladılar.  Bu kişiler kolaylıkla karar verebilen bir yapıda olmak zorunda olduklarından ve kurum içinde ve dışında çok güçlü göründüklerinden kendilerine ulaşan bilgiler içinde çoğunlukla çözülmesi gereken sorunlar ve kurumun kaynaklarını çeşitli seviyelerde kullanmak için dışarıdan kendilerine ulaşan istekler olmaktadır.

      Göreve başladıktan bir müddet sonra çevresindeki kişilerden ulaşan bu isteklerden dolayı kendisini koruma altına alan CEO giderek yalnızlaşmaya da başlamaktadır. Kendisine yaklaşan her kişinin kısa veya uzun dönemde bir istekle karşısına çıkması durumu daha da zorlaştırmaktadır. Hayır derse yalnızlığı artacak evet derse kendisini kötü hissedecektir. Hayırlar arttıkça yalnızlık da artacaktır.

      Bir başka önemli nokta ise CEO görevine geldikten sonra operasyonel süreçlerden uzaklaştığı için yeniden bu sürece başlaması zor hatta imkansız hale gelmektedir. Hele CEO koltuğunun verdiği iktidar gücü de, önce davranışlarını sonra da kişiliğini etkilemeye başlamışsa sorun biraz daha artacaktır. Operasyonel süreçlerden her içerikte uzaklaşıldıkça iş yapmaktan çok iş yaptırarak yönetmek gereği de kendiliğinden ortaya ve operasyonel süreçlerde de farkında olunmayan tehlikeler yaşanacaktır.

      Gordion Düğünü

      Bir örnek vermek gerekirse Gordion Düğümünün çözülemez bir düğüm olduğu kimse çözemediği için düşünülmeye başlanmış ancak Büyük İskender düğümü görünce çözmeye çalışmak yerine kılıcını çekerek düğümü kesmiş ve sonuçta çözmüştür. Bu karar stratejik karardır ve kararın verilme hızı İskender’e neden “Büyük” unvanının verildiğini de göstermektedir.

      Ancak böyle bir kararı hızlı verebilen İskender, çayı geçerken attan düşmüş ve boğulmuştur. Bu ise kendisini operasyonel süreçte koruyamadığını gösteren bir sonuç olarak algılanabilir. İlginç olan boğulduğu çaya kendi adının verilmesi ve o yöredeki bir şehrin de kendi adını taşınmasıdır. Büyük İskender operasyonel süreçlere ait kararları vermeyi ve kendisini korumayı çok önceden bıraktığı için zarar görmüştür. İşte bu nokta CEO’ler içinde önemlidir. CEO görevine başladıktan sonra ya hayat için yer almaya devam etmeli ya da her içerikte korunmalı ortamlarda yaşamalıdır. Alış veriş gibi, bankadan para çekmek gibi, mektup göndermek gibi, araba kullanmak gibi, fiş priz tamiri, rezervasyon, tatil gibi ve buna benzer işlerden kendisini tümü ile uzaklaştırmalıdır. Özel hayatındaki operasyonel süreçler kendisine için tamamlanmış olarak gelmeli, kendisi sadece karara katılmalıdır.

       Milyon Dolarlık Kararlar

      Zira kendisinin vereceği her karar kurumsal yapının büyüklüğüne göre milyon dolarlar mertebesindedir. Bu açıdan zihinsel olarak temiz, algı seviyesi yüksek, ortaya tavır koyabilen bir yapıda olması vereceği kararların doğru olmasını sağlayacaktır. Kurumsal olarak geleceğin planlanmasında ve en önemlisi geleceğin belirlenmesinde alınacak kararlar bu zihinsel sınırların ötelenmesine bağlı olarak belirlenecektir. Sınırsız olarak hayal etmesi gereken CEO bu hayallerinin uygulanabilmesi içinde varolan sınırları da gözlemlemelidir.

      Güç  ve İktidar

      CEO’lar güçlüdür ve iktidar sahibi olarak görülürler. Bazıları sermaye sahibi aileden olsalar da, çoğu hem seçilmiş ve hem de atanmış kişilerdir. Bu göreve gelebilmeleri için uzun yıllar elde ettikleri tecrübelerin ve kaynakların olması da gereklidir. Stratejik kararları doğru verebilmek zorunluluk olduğundan yaşadıkları tedirginlik diğer insanlardan daha büyüktür. Sorun çözme konusunda net kararlar verebilmesi ve bu kararları uygulayabilir olmalarından dolayı pek sevilmezler.  BU sebepten uluslar arası kuruluşlarda çalışan CEO’lar o ülkede yetişen ikinci kuşak arasından seçilmeleri de bu yüzdendir. Ofislerine gelen kişilerin çoğu sadece iş görüşmek amacı ile gelirler ve kısa bir süre bu odada kalabilirler. Zira vakit onlar için çok da değerlidir.

      Yukarıda yazılı olanlardan dolayı CEO’lar yalnızdır. Hiyerarşik olarak organizasyonda yükselince yalnızlık da artmaya başlar. Piramidin en tepesinde kim varsa o en yalnız olacaktır, çevresinde fazla sayıda insan görünmesine rağmen. Yaşadıkları yalnızlıklara rağmen kaynaklarını en zengin olarak kullanan ve kendilerini yenileyebilen CEO’lar görevlerini uzun müddet yapmaya devam edeceklerdir. Diğerleri ise belirli bir süre sonunda sistem dışına itilirler. Bu noktada hayatlarının belki de en zor dönemlerini yaşarlar. Şimdi size sorulsa siz CEO olmak ister misiniz? Cevabınız ne olur? Evet cevabı veriyorsanız, kaynaklarınız zengin, bilgi alma süreçleriniz kendi kontrolünüzde, zekanız hızlı, kılıcınız keskin ve kararlarınız adil olsun.

      Cengiz Eren

      NLP Uzmanı ve Eğitmeni

      http://www.erenlp.com Kozyatağı

      İlgili Linkler

       

    • Çiftlik Bank İkna Edilmek

      Çiftlik Bank ve İkna Cengiz ErenÇiftlik Bank ve İkna'nın Temelleri

      Çiftlik Bank olayı patladığında herkes hayretler içinde kaldı. Kalmalarına gerek var mıydı? Hayret edenler kendileri hiç aldatılmamışlardı.
      Bu ülkede böyle çok olay yaşandı. Yaşanmaya da da devam edecek görünüyor.

      İkna'nın temel kurallarını gözden geçirmek yerinde olur. Zira nasıl ikna edildiklerini incelemek önemli hale geliyor. İkna edildiğinizde hayatınızın ya da paranızın yönetimibaşkalarına geçmiş olacaktır. O zaman geçmiş olsun diyebiliriz.

      Benzeşim

      İkna edebilmek için ikna edeceğiniz kitleye benzemeniz gerekir, öncelikle. Sizi dinleyenler ve görenler "aynı bizden biri gibi" diyebilmeliler.
      Onlar gibi küçük hatalar yapmalı ve bu hataları da kendisi anlatabilmelidir.

      Bilgi ve Otorite

      Aynı zamanda çalıştığı konuda derin bilgiye sahip olduğunu da göstermelidir. Kimsenin bilmediği hatta üzerind e düşünmediği örnekleri onlara anlatabilmelidir. Bir tarikat lideri "Kuran'ı Kerim'i yorumlarken, bir başkası "inekler" hakkındaki bilgisini ortaya koyabilir.

      İkna edecek kişi zaman zaman otoritesini göstermelidir. Otoritesini gösterdiğinde geri adım atmayacaktır ki, kendisine inanan, ikna olan kişiler onun gerçekten otorite olduğunu anlayabilsinler. Gerektiğinde otoritesini en sert şekilde kullanabilmelidir.

      Hayır

      Bunun kadar önemlisi "hayır" diyebilmesidir. İknanın temel kurallarından biri bu olsa gerektir. Kendi önermelerini kabul ettirirken kendisine gelen önermeleri reddetmesi onun liderliğini vurgulayacaktır. Aynı zamanda ikili önermeler sunarak önermelerinden birini kabul ettirmesi gereği ortaya çıkar. Böylece i önermelerini kabul ettirmesi liderliğinı biraz daha vurgulayacaktır.

      Böylece gruba ikna edilerek katılanlar artmaya başlar. Bu artış genellikle başlangıçta aritmetik dizi halindedir. Gruba katılanlar grup dışında olan kişilereyapılan faaliyetin ne kadar yararlı olduğunu anlatmaya başlayacak ve liderin özelliklerini anlatmaya başlayacaklardır. Böylece liderim olmayan özellikleri varmış gibi algılanacaktır. İnsanların gözünde farklı bir hale gelirken, bu imajın kaybolmaması için liderin grup üyeleri ile yakın ilişkide olmaması ve kendini gizlemesi önemlidir.Zira kendisi ile konuşanlar veya sohbet edenler gerçeği kavrayabilir ve gruptan kopabilirler.

      Vaat

      Bir de şunu gözden kaçırmamak gerekir. İkna etmek için bir "vaat" olması önemli. Bu vaat, madd i bir kazanç olabildiği gibi, manevi bir kazanç, gelişmek, hatta ahiret bile olabilir. Bir gruba dahil olması isteği, yalnızlık, gelecek korkusu da yapılacak vaatle giderilmesi insanları buna yönlendirecektir. Eksik olduklar ınoktada bir vaat planlamak ise, ikna etmek istediğiniz grubu tanımanız gerektiğini de anlatır.

      Bu şekilde aritmek dizi ile artan grup üyelerinde artma olur ve artma hızı geometrik dizi haline gelir. Birer birer üye bulunurken gruba katılanlar birer ikişer üye getirdiklerinde artış hızı 1+2+4+8+16 serisi ile devam eder. Böylece aslında lider veya lider kadrosunun ikna ettiğinden çok fazlası gruba dahil edilir ve sonra birden büyük bir kalabalık oluşur.

      Politikada, internette,tarikatlarda, insan ilişkilerinde, zincir pazarlama konusunda çok sık kullanılan bir modeldir, yukarıda anlatılanlar.

      Süreklilik

      Süreklilik de iknanın olmazsa olmazlarından bir özelliktir. Benzer dil motifleri, ses tonu benzer kavramlar, sürekli olarak aynı şekilde kullanılmalı ve kişilerinzihninde bir takım mimler yaratılmalıdır. Bunu televizyonda, ya da youtube videolarında kolaylıkla takip edebilirsiniz.

      Sonrası ise biliniyor. Eğer kurulan sistem akıcı olarak devam etmediğinde tıkanır ve sistenmden kaçış logaritmik dizi halinde başlar. Sistem çöker.

      İkna edilen insanlara baktığımızda bu insanların iyi hayat yaşamak için beklentileri olduğunu bilmek gerek. Ama bunu kendileri nasıl yapılacağını bilmedikleri için kendisi gibi olan insanların arasına katılmalarışaşırtıcı olmasa gerek. Bunları yargılamanın, aşağılamanın hiçbir anlamı yok. Koca koca profesörlerin, komutanların, politikacıların ikna edildiği yerlerde, ortalama insanın ikna edilmesi kolaylaşacaktır.

      Facebook Twitter Google

      Facebook, Twitter, İnstagram ve diğer sosyal medya hesaplarında da ikna edilmek için benzer yönetmeler kullanılmaktadır. Sosyal medya ve Google sizden topladıkları bilgileri toplayıp bunları satmakta ve aynı zamanda size uygun reklamları göstererek ikna etmeye çalışmaktadır. Enson Amerikan seçimlerinde belirli bir algoritme üzerinden muhalifleri ikna etmeye çalışan Cambridge Analytica isimli kuruluş Facebook'un 50.000.000 üyesinin bilglierini kullanarak onları ikna etmeye çalşımıştır. Seçimleri Trump'ın kazanmasında önemli bir payı olduğu ifade edilmektedir Türkiye seçimlerinde de bu bilgiler kullanılabilir. Bu yüzden Çİftlik Bank mağdurlarını eleştirmek çok anlamlı olmayacaktır.

      Kendini Korumak ve Hayır Diyebilmek

      Kişinin kendisini koruması bu anlamda da önemli. Gerçekten kararı siz mi veriyorsunuz? yoksa ikna ediliyor musunuz? Sürekli olarak benzer bilgiler size aktarılıyorsa, kendinizi korumaya başlamanız ve söylenen cümlelerin yapısına bakmanız, neden ısrar ediyorlar diye düşünmeniz yerinde olacaktır.

      Aktarılan bilgileri yorumlayabildiğinizde ve hayır diyebildiğinizde daha sonra mağdur olmaktan kurtulmanızı kolayca sağlayacaktır. Bunun için NLP tekniklerini öğrenmeniz yararlı olabilir.

      Cengiz Eren
      NLP Uzmanı ve Eğitmeni
      http://www.erenlp.com

       

    • Değişim Mesajları : Ameliyat Sonrası Davranışlar

      ameliyat, narkoz, cahide erenAmeliyat Narkoz Anestezi

      Ameliyatlar insan hayatında önemli bir yer tutuyor. İyileşmek ve sorunun ortadan kaldırılması için yaşanan süreçler. 


      Çoğu kişinin hayatında ameliyatlar önemli yer tutuyor. Çocuk yaştaki ameliyatlar kişileri daha çok etkileyebilir. Basit görünen bir ameliyat veya karmaşık süreçleri içeren bir ameliyat. Bugün çok gelişmiş tekniklerle bu ameliyatlar yapılıyor. Türkiye'deki doktorlar ve operatör doktorlar gelişmiş durumda. "Beni Türk doktorlarına emanet ediniz" diyen Mustafa Kemal amacına ulaşmış durumda.

      Daha önceleri ameliyat ve tedavi için yurt dışına giden insan sayısı çok fazla iken bugün çok sayıda yabancının ülkeye geldiğini biliyoruz. Bu konuyu ben o kadar bilmiyorum ama bildiğim ameliyatların insanın zihinsel süreçlerini nasıl etkilediği.

      Ameliyat Sonrası Değişim

      Anestezi uygulanarak yapılan ameliyatların sonrasında kişinin farkında olmadığı değişimleri yaşaması mümkündür, diyebiliriz.

      Görüştüğüm kişilerde gördüğüm temel noktalardan bir tanesi bazı kişilerde önemli derecede etki ettiği. Bu bir değişim ortaya çıkarabiliyor. Bir doğum, basit ya da karmaşık bir ameliyat olsun kişinin hayatını etkileyecektir.

      Ameliyat sonrasında hayat eskisi gibi olmayacaktır. Çok daha iyi olsa da eskisi gibi olmayacaktır.

      Anestezi Uzmanları

      Bir de kişinin aldığı anestezinin etkileri de olacaktır. 22 Ağustos 2009 tarihinde Banu Duran Vatan Gazetesinde bir röportaj yayınladı. Uzmanları verdiği görüşlerden anlaşıldığına göre bazı doktorlar anestezinin etkileyebileceğini söylerken, bazıları bir etki olmayacağını ifade ediyor.

      Prof. Dr Bingür Sönmez "Açık kalp ameliyatlarından sonra hastalarımızda ciddi bir depresif bir dönem yaşıyoruz"

      Serap Tekin "Genelde Ameliyatın uzun sürmesi, ölüm korkusu, hastalığa bağlı korkular ve depresyon sonucu hastada bir takım farklılıklar olabiliyor"

      Dr. Tevfik Cireli" Anestezi sırasında beyin faaliyetleri aşağı yukarı sıfırlanıyor. Nasıl ki alkol alan insanların davranışları değişiklik gösteriyorsa (kimi hüzünleniyor, kimi neşeleniyor vb.) hastaların narkoz sonrasındaki ruh durumları da değişiyor."

      Dr. Azmi Hamzaoğlu"Anestezi alan hastanın kişiliğinde değişiklik olmaz."

      Prof.Dr. Süleyman Özyalçın "Keşke narkoz alınca karakterler değişse... Toplum daha aydın ve uyanık olurdu. Etkisi olsa gelene gidene narkoz vermek lazım."

      Narkoz'un etkisi ortadan kalkarken ameliyat sonrası tepkiler, youtube videolarında kolaylıkla bulunabilir. Bazısı olmadık şeylere gülerken, bazısı aağlıyor, bazısı küfrediyor, bazısı da hiç tepki göstermeden kendine geliyor.

      Görüldüğü gibi bu konulardaki görüşler farklı. Anestezi altında kişinin farkındalığı tamamen ortadan kalkacaktır. İşte bu durum zihinsel olarak etkileri ortaya çıkarabilir.

      Yaşadığınız Tecrübeler

      Burada önemli noktalardan biri kişinin geçmişte yaşadığı tecrübeler. Geçmişte yaşadığı büyün tecrübeler içinde çok sayıda üzerini kapattığı, hatırlamamaya çalıştığı tecrübelerde dahil, yaşanan duygular yüzeye taşınmaya başlayacaktır. buna zihinsel olarak kapakların açılması diyoruz.

      Burada çok sayıda kötü tecrübe var ise, kişi kendine gelirken kendisini kötü hissedecek ve hayatı eskisi gibi olmayacaktır. Çok tepki gösteremeyen biri ise tepki gösterir hale, ya da tepki gösteren biri ise tepkisiz hale gelebilecektir.

      Uzmanların da söylediği gibi bazı kişilerde bu durum ortaya çıkabilir. Eğer davranışlarda değişiklik var ise genel olarak bir değişim ihtiyacının göstergesi sayılabilir.Bu yüzden yaşadığınız veya yakınınızın yaşadığı bir ameliyat sonrasında davranışlarında değişiklik görüyorsanız, değişim zamanı gelmiş demektir. 

      Ameliyat Sonrası Aşk

      Bir başka gözleme ait sonuçları şöyle ifade edebilirim. Ameliyat sonrasında farkındalık yeniden devreye girerken, kişinin yanında kim varsa ona olması gerekenden fazla bağlanabilir. Yalnız ve zengin kişiler  yaşadıkları ameliyatlar sonrasında hemşirelerine aşık olup evlenebilirler. Buna ait birkaç örnek biliyorum.

      Gözlemler ve Değişim

      Yukarıdaki yazılanlar, tabii ki bilimsel olan veriler değildir. Bu konuda yapılmış bir doktora tezi var var mı? bilmiyorum. Ancak ameliyat sonrasında yaklaşık 6 ay ile 1 yıl arasında hasta bu açıdan ve  çevresel koşullarla birlikte takip edilebilirse, sonuçlar görülebilir ve bu bir doktora tezi olarak tıp dünyasında sunulabilir.

      Anlaşılması gereken ortaya çıkan ameliyat sonrası davranışlarda veya söylemlerde olan değişikler, bir değişim mesajı olarak algılanmalıdır. Bu konuda kendinizin ya da yakınlarınızın yaşadığınız tecrüebeler varsa bana yazabilirsiniz.

      Her zaman olduğu gibi karar yine sizin.

      Cengiz Eren

      NLP Uzmanı Ve Eğitmeni

      http://www.erenlp.com

      Bu yazı Posta Gazetesi bölge ekleri NLP ile Hayatın yönetimi Sende köşelerinde yayınlanmıştır. NLP seminerleri için de aktarılan NLP bilgi ve tekniklerinin okuyuculara aktarılmasını sağlamaya çalışmaktadır.

       

       

       

    • Değişim ve Değişime Direnç

      Değişime Direnç ve NLP ile Değişim

      Değişim gerçekte istenen bir şey midir?

      Neden insanlar değişmek isterler ama bu değişimi gerçekleştirmekte zorlanırlar?

      Farkında olmadan herkes kendisinin değişmesi gerektiği halde neden başkalarını değiştirmeye çalışırlar?

      Bildiğiniz bir şeyi yapmak yeni bir şeyi yapmaktan neden kolaydır?

       Doğa Değişiyor ve Süreçler Devam Ediyor

      Doğaya baktığımızda sürekli bir değişimin olduğunu görüyoruz. Mevsimler değişiyor, gün geceye, gece güne dönüşüyor, yeni sürgünler ve çiçekler açılıyor, sonra yapraklar dökülüyor. Hava ise bazen sıcak, bazen soğuk, bazen karlı, bazen yağmurlu.  Dikkatli olarak bakıldığında bir çevrim sayılabilecek sistematik söz konusu. Yer küre uzayda yer değiştiriyor, her doğan gün bize aynı gelse bile. Su buhara, buhar kara, kar suya dönüşüyor.

      Zihinsel Sınırlar

      Değişimin hem davranışsal ve hem de zihinsel sınırlar açışından yapılması gerekliliği ortada. Ancak davranışsal değişimler yapılmaya çalışılırken, zihinsel sınırlar ötelenmediği için değişim gerçekleşmiyor. Ya da zihinsel sınırlar ötelendiği halde davranış olarak değişim sağlanamaması geçmişte yaşanan sorunların benzer ya da daha siddetli şekilde yaşanmasını sağlıyor, olabilir.

      Değişim olmadığı için sonrasında başlaması gereken gelişmek ve kaynakları zenginleştirmek süreci de başlamayacaktır. Bu ise farkında olmadan kişinin dış önermelere açık hale gelmesini sağlayacağı gibi, dış önermelerin kişinin hayatını yönetmeye başlaması daha sert sorunların yaşanmasını ortaya çıkaracak şartları da hazırlayacaktır.

       Acı Çekmek

      Acı çeken bir insanın farkında olmadan ama bilerek acı çekmeye devam etmesi mantıklı değildir ama kişinin seçimleri acı çekme yönünde olacaktır.  Kendisine acı veren sevgilisinden ayrılan ama kısa bir müddet sonra kendisine daha acı verecek kişiyi seçen kişi, yaptığı seçim sırasında acıyı yaşamak istemekte midir, acaba?

      Başarısız Olmak

      Okulda başarısız olan bir öğrenci başarılı olmak istese de, deliler gibi ders çalışsa da sınavda soruları okuduğunda hiçbirşey bilmez bir duruma düşüyor ve soruları cevaplamıyorsa bu farkında olmadan kendi istediği bir şey midir?

      Borsa’da oynayan ama para kaybeden, kazanmak isteyen ama para kaybetmeye devam eden bir kişi farkında olmadan para kaybetmek istemekte midir, acaba?

      Mantıksız Çalışan Zihin

      Yukarıda anlatılanlar mantıksız görünse bile farkında olmadan değişime direnci göstermekte ve bunun direncin kırılması gerekmektedir. Bu direncin bir başkası tarafından kırılması da bir fayda sağlamayacak ve başarıya ulaştığı sonuçlar kişiyi dış önermelere açık hale getirecek, bir müddet sonra eski sistematik yine çalışmaya başlayacaktır.

      Bunun nasıl yapılabileceği konusunda detaylı bilgileri burada anlatabilmek pek mümkün değil. Farkında olmadan sonuçlanan değişime direncin hangi tecrübe ve hangi duyguların etkisi ile ortaya çıktığını bulmak ve bunların zihinsel süreçler açısından değiştirilmesi gerekmektedir.

      Kişisel, kurumsal seminerlerde ve Zihinsel Detoks progranlarımızda bu süreçler detaylı şekilde ve bilgi olarak aktarılmakta ve “istenen sonuç” gerçekleşebilmekte, hem zihinsel ve hem de davranışsal süreçlerdeki engellerin neler olduğu gösterilebilmektedir.

      Stratejiler

      Ancak bu konuda birkaç strateji örneği ipucu olarak verilebilir.

      “Düşmemek için yükselmemek”

      “Terkedilmemek için terketmek”

      “Kaybetmemek için kazanmamak”

      “Acı çekmemek için acı çekmek” ve daha çok fazlası,

      Bu stratejilerden herhangi biri sizde de farkında olmadan işliyor ve benzer şekilde sonuçlanıyorsa, bizi aramanız gerekebilir. Zira bunu yaratan nedenler farkında olmadan değişime direncin oluşmasını da sağlamakta ve kişinin hayatında benzer acılı sonuçlar her içerikte gerçekleşebilmektedir.

      Cengiz Eren

      NLP Uzmanı ve Eğitmeni

      http://www.erenlp.com

      İlgili Linkler:

       

       

    • Deniz Yıldızı Çorbası

      deniz yildizi çorbası

      Deniz Yıldızı Hikayesi

      Deniz yıldızlarını kurtaran adamın hikayesini bilirsiniz. Bir de bu şekilde okuyun derim. Deniz Yıldızı çorbası hikayesi. Anlatılan bir hikaye ve NLP tavrı ile incelenmesinden ortaya çıkan yorum.

       

    • Görev Adamı Yılmaz Özdil Ropörtaj ve Fazıl Say ve Analiz

      yilmaz ozdil taşlanmış blujin giyen adamAyşe Arman Röportajları

      Ayşe Arman röportajları önemli. Zira sorduğu sorularla ve aldığı cevaplarla aslında kamuoyuna röportaj yaptığı kişiler hakkında düşündüğünden daha önemli bilgiler aktarıyor.

      Yılmaz Özdil Röportajı

      Yılmaz Özdil ile yaptığı röportaj da bu anlamda önemli. Yılmaz Özdil, dobra konuşan, verilen her görevi iyi yapmaya çalışan ve köşe yazarlarını sevmeyen biri. Gazetelerde köşe yazarlarının fazla olduğunu düşünüyor. Röportajda çok önemli bir cümlesi var. "Benim iki sürekli okurum vardır, patron ve yayın yönetmeni". Yazıda bu cümlenin ve  röportaja akan bilgilerin ne kadar zengin olduğunu göreceksiniz.  Röportaj Tarihi 19 Ağustos 2007

      Kelime oyunları ile köşelerini dolduran Yılmaz Özdil, yazılarının son paragrafında insanlara bu sonuçları siz yarattınız mesajı veriyor. Kendi toplumundan ayrışmış olan insanlar da Yılmaz Özdil'in yazılarını paylaşıyorlar.  

      NLP'nin Linguistik Yorumları Yorumları

      Gazeteciliği bir iş olarak gören köşe yazarlarının yaptığı işi önemsemeyen ama köşe yazarı olan, Eyüp Can'ın sözleri ile "Güzel yazıyor ama ilkokul 4-5 düzeyinde yazıyor" dediği yazar Yılmaz Özdil. Son dönemin televizyon ve gazetedeki Star'ı olarak görünen Yılmaz Özdil'i incelemek bu anlamda ilginç olacak. Babasının, Dinç Bilgin'in babasının şoförü olmasından dolayı basınla tanışması küçük yaşta başlıyor.  Basın içindeki entrikaları, kuyu kazmaları küçük yaştan itibaren görmüş durumda. ÖSS Puanının Basın Yayın Yüksek okuluna yetmesinden dolayı okuluna da gidiyor ve babasının zoru ile de Yeni Asır'da çalışmaya başlıyor. Bu anlamda tam bir görev adamı. Babası "Gazeteci ol" diyor; oluyor, Umur Talu "İstanbul'a gel" diyor; gidiyor, Cem Uzan gazete çıkarmak istiyor, Fatih Çekirge "Gel" diyor; gidiyor, Turgay Ciner "köşe yaz" diyor; yazıyor, "ATV'yi yönet" diyor; yönetiyor.

      Şimdilerde ise Uğur Dündar'dan dolayısı ile televizyondan ayrılmış ve Hürriyet'te Bekir Çoşkun'un yerinde köşe yazıyor. İlginç nokta ise çalıştığı patronların sahip olduklarını kaybetmesi. Dinç Bilgin Sabah ve ATV'yi, Cem Uzan Star TV ve Star gazetesini, Turgay Ciner Sabah ve ATV'yi kaybediyor, çalıştığı dönemlerde veya bu dönemlerden kısa bir süre sonra. Halk içinden geldiği için halkı ve halkın nasıl düşündüğünü biliyor ve tanıyor. Başarısının altında bu saklı.  Ancak artık halkın içinde olmadığı için bu bilgilerde de bir zayıflama olmuş olabilir mi? Babası ile gurur duyuyor olması aslında kendisinin de bir anlamda şoför olmasını sağlıyor ama daha  değişik bir boyutta. Babası hangi araba olursa olsun kullanırken, o da kendisine medyada hangi görev verilirse verilsin yapıyor. Bu anlamda tam bir "görev adamı" diyebiliriz. Çocukluktan beri elde ettiği kaynaklar bu görevler sırasında da en önemli yardımcısı oluyor. Başarıyı her içerikte bu kadar kolay yaşayan biri için ilk başarısızlık, ciddi bir sarsıntı yaratabilir. Söylemlerine bakıldığında, söylemleri de hayli sert ve ilginç.

      Ev Yakmak, Parmak Kırmak 

      Çocukluğu hakkında söyledikleri sertliğini ve sınır tanımazlığını açıklıyor. Parmak kırması da maç içindeki "kazanma" hırsını.
      "Çok haylazdım. Mahallede ev de yaktım, futbol maçında parmak da kırdım."

      Basından ayrılmak isteyip istemediği sorulduğunda verdiği cevap bundan sonra da basından kopamayacağının bir göstergesi.
      "Demez miyim? Çok dedim ama artık bulaşmıştım."

      İstemesinin mümkün olmadığını ise "Ne görev verildiyse onu iyi yapmaya çalıştım."  cümlesinde açıklanıyor. Kendisinin bir şeyi isteyebilmesi kolay değil, hele kendisi için. Milliyet'e geçmesi ise "O sırada Milliyet'in genel yayın müdürü Umur Talu'ydu. İstanbul'a gelmek ister misin, diye sordu. Şartlar da iyiydi." cümlesi ile açıklanıyor. Bu noktadan itibaren İstanbul'da basın dünyasında parlayan bir yıldız olacaktır. Milliyet Gazetesinde Ufuk Güldemir ile birlikte çalışması farkında olmasa da ona çok şeyler kazandıracaktır. Ancak Ufuk Güldemir'in Milliyet'ten ayrılması, HaberTürk sitesi ve Televizyonunu kurması ve daha sonra da kansere yakalanması ve vefat etmesi de bu dönemler içinde sayılabilir. Ufuk Güldemir ayrıldığında Milliyet'te kalan Yılmaz Özdil, Fatih Çekirge Star Gazetesinden ayrıldığında onunla birlikte ayrılacaktır. Aşağıdaki cümleler içinde "kitabımda yoktu" yapmadım cümlesi ile çelişki ortaya çıkaran bir durum gibi görünüyor.

       "Sabahçılar, Ateş diye yeni bir gazete çıkardılar, oraya gittim, çok da keyifliydim,", "Tam o sırada Star Gazetesi çıkıyordu, ben de oraya gittim.", "Önce Fatih Çekirge istifa etti, benim kalmamı istediler, kitabımda yoktu yapmadım.",  Kenan Sönmez, ""Fotomaç Gazetesini yapar mısın?" dedi.", "Sonra Turgay Ciner, ATV haberin başına gelmemi istedi." Bu cümleler Yılmaz Özdil'e iyi bir teklif yapıldığında kolaylıkla dış önermeleri kabul ettiğini gösteriyor.

      Gazeteciler

      Gazeteciler hakkındaki düşünceleri ise çok sert "Gazetecilerin önemli bir bölümü, zavallı insanlardan oluşuyor."

      Aziz nesin "Türk insanının %60'ı aptaldır" demesi gibi bir cümle. Gazeteciliği küçük yaşlardan beri tanıyan bir kişinin bu cümleleri, acaba bir gözlem sonucu mu? yoksa bir önyargı mı? Gazeteciliği iş olarak gördüğünü de anlatıyor.   "Ve ben yaptığım işin ticari bir iş olduğunu hiç unutmadım.".  Yaptığı işe bu şekilde bakmak ona tarafsız bakış sağlasa da kendini hissedemediği bir ortamda çalışması, "ben sizden değilim ama başarılı olduğum için bana bu işler teklif edildi, "  demek istiyor olabilir.

      "Gazete, dünyada ekmekten daha kısa ömürlü tek ürün." Gazetenin ömür olarak ekmek ile kıyaslanması, yaptığı işi sevmediğini de gösteriyor. Zira gazete her ne kadar kısa ömürlü bir ürün olsa da, gazete içinde yazılanlar tarihe geçiyor. Yenen ekmek ise en fazla sekiz on saat içinde vücuttan dışarı atılıyor. Köşe yazılarının da kısa cümlelerle yazılıyor olması da bunu gösteriyor. Ancak gazeteyi ve yazının gücünü, geleceğe etkilerini düşünmüyor olması, aklına o günün çağrışımları ile çok fazla uğraşmadan yazmasını sağlıyor ve yazdıkları çok okunuyorsa, bunun sadece bir sebebi Hürriyet gazetesi ve 3.ncü sayfa da olmasından  başka bir şey olmasa gerek. Geçmişte çok okunan ve aynı yerde yazan Bekir Coşkun'un Habertürk ve sonrasında Cumhuriyet'te tiraj artışı sağlayamamış olması, Hürriyet'in gücünün göstergesi.

      Hürriyet Gazetesi

      Bu şekilde baktığı gazeteye "Bir gün yine gazete yapacak olsam Hürriyet'e benzemeyen bir şey yapmak isterim." diyerek, gelecekte ne yapmak istediğine dair bilgi de aktarıyor. Zira bir gazetenin beş milyon satabileceğine dair bir inancı olduğunu
      da röportajdan öğreniyoruz. Alt mesaj günde beş milyon gazete satmak isteyenler bana gelsin mesajı olarak algılanabilir.

      "Bir gün spora futbolla alakalı bir yazı yazdım. Turgay Ciner okumuş, dedi ki "Sen, yazı yaz!" "İyi" dedim ben de..."
      Patrondan gelen her önermeyi kabul eden yapısını burada bir kez daha görüyoruz. Dinç Bilgin'in babasının, kendi babasına "Çeşmeye gidelim" demesi ile Turgay Ciner'in  "Sen yazı yaz" demesi arasında bir fark olmadığını da görüyoruz.

      Uzun köşe yazısı yazan yazarları için "Tabii bu onların ne kadar yeteneksiz olduklarını gösteriyor."söylemi düşüncelerini aktarıyor ama köşesi büyük olan yazarlar buna bir tepki gösteremiyorlar herhalde. Ya da üstlerine alınmıyorlar.

      İki Okuyucu Patron ve GenelYayın Yönetmeni 

      Patronlar ve yayın yönetmenin gücünü kabul ettiğini ve yazılarını kimin için yazdığını "Ve benim iki sürekli okurum vardır: Patron ve yayın yönetmeni. Aksini söyleyen yalan söyler. Yani ben istediğim kadar ayak oyunu yapayım, istediğim kadar takla atmaya çalışayım, neticede o köşeyi veren, alır... "cümleleri ile anlatıyor. Patron okuduğunda yazı güzel olmuş diye düşünüyorsa, işlem tamam demektir. Ancak Eyüp Can'ın "ilkokul 4-5 düzeyinde yazıyor" demesi, Yılmaz Özdil'in patronlara nasıl baktığını da anlatıyor olabilir.  Kısa cümleler ve kısa yazılar, fazlaca boş aralıklarla oluşturulmuş, büyük bir köşe.

       Bu röportajda Ayşe Arman'a mesajlar var.

       Köşe yazmaya başlayınca neyi fark ettiniz?

       - Köşe yazarlarının kendilerini ne kadar önemsediklerini...

       Peki zaman içinde markalaşan yazar yok mu?

       - Ben öyle düşünmüyorum. Dükkan onun...(patrondan bahsediyor)

       Yine de önemli olduğunu düşünen yazarlar yok mu?

       - Onları orada tutmak hata...

       Bu sorularla Ayşe Arman kendi köşe yazarlığını ve Yılmaz Özdil'in köşe yazarlarına bakışını öğrenmeye çalışırken aldığı cevaplar, hiç de beklediği gibi olmuyor. Köşe yazarlarının boş bir işle uğraştığını düşünen Yılmaz Özdil'in köşe yazması köşeye sıkıştığını da gösteriyor. Yılmaz Özdil bir gazeteye yayın yönetmeni olursa, köşe yazarlarının işi çok zor hale gelecek ve işlerinden olacaklar.

      Böylece Yılmaz Özdil'in kendisini İstanbul'da yaşadığı halde, İzmirli olduğunu, ancak artık İstanbul'dan kopamayacağını, köşe yazarı olmasına rağmen, diğer köşe yazarlarını değil,  habercileri daha çok sevdiğini, halkı tanıdığı için patron adına halka istediğini vererek gazetenin daha çok satılmasını sağlamaya çalıştığını anlayabiliriz. 

       Müjdat Gezen Vakfında açılacak Televizyon okulu ile ilgili olarak yazdığı 28 Aralık 2010'da yazdığı yazının son paragrafı da ilginç. Yılmaz Özdil'in gelecekte nasıl bir iş yapmak istediğini de gösteriyor.

       "“Haber”i bana ayırdıkları için, hadi bi de haber vereyim sizlere: Ücret almadan hizmet vereceğimiz bu okul, şimdilik okul...
      Bildiğin televizyon kanalı olarak yayına başlayacak, azzz sonra!"

       Bahsedile bu proje henüz hayata geçirilememiş durumda.Müjdat Gezen Vakfından geçereken bakıyorum, henüz bir tanıtım yapılmamış durumda.

      Cengiz Eren

      NLPUzmanı ve Eğitmeni

      http://www.erenlp.com

       

      En son Fazıl Say ile yaşadıkları ve Fazıl Say'ın Yılmaz Özdil hakkında yazdıkları  bilinmesi ve okunması gerekiyor.

       

      fazil sayFAZIL SAY'IN yazısını okuyabilirsiniz.

       

      HAYATIMDA YAZDIĞIM EN AĞIR YAZI

      YILMAZ ÖZDİL

      "mişın impasibıl" mış, "Mozart sidisi"ymiş "Anjelina coli"ymiş...

      Buna otomatik reaksiyonlarla gülmek zorundaymışız.. çok komik.. hahahahahah... değil mi?

      Bu tek haneli i q (ay kü) bir yere kadar.

      29 Ekim kahramanlık yazıları?

      İzmirlilik bilmem nesi?

      10 Kasım?

      Atatürk?

      Hadi canım sende..."Yeni -Doğan-Medya -maaşı" ne kadar izin verirse, o kadar..O kadar çağdaşlık.. O kadar gerçeklik...

      Asla elini taşın altına sokmadan yazılan yazılar, asla fikir üretemeden, asla kontrevers olamayan, karşıt olamayan, asla bir yandaş medya yazarından farklı olmayarak, iktidarı eleştirdiği konularda "süt fiyatı arttı- tarımcılık kötü oldu- esnaf zor durumda-Maykıl Daglıs- Bred Pit- Alman konsolosuna mektup- Fransa bize vize vermedi vesaires-ben arabeskimi dinlerim arkadaş "ve vesairesi ve ve vesairesini aşamayan, asla gerçek sorunlarla mücadele etmeyen, dolayısıyle hiç bir tehlike taşımayan, "büyük(!) yazar" güzel hayatında (tesadüfen gişe yapmak isteyen 3-5 tiyatrocunun köşe yazılarından derlediği ) bizlerin adına sanat diyemiyeceği oyunun-sözde yaratıcısı olan, ve böyle bir yalanı yutmamızı isteyen....

      Olmaz o...

      Burası 127.000 kişinin okuduğu bir facebook grubudur.Burdan da bir şey denir...

      Ben 3 ay önce bıraktım kendisini okumayı.. Sıkıldım. Sıkıldım "Maykıl Daglıs'tan ve "Kevin Kastnır"dan..

      Benim dostlarımın çoğu bir yıl önce sıkılmıştı...

      Sıkıldık biz senden Yılmaz..

      "Toparla" filan da diyemiyeceğim... Toparlayacak adama toparla deriz de, senin denizin 30 santim sığ sular, sana diyemeyiz...
      maaşını güzel güzel al.... Arabeskini güzel güzel dinle burdan sana başka bir deneyim gelmeyecek.. Mektubumu da iyi oku...

       FAZIL

      Cengiz Eren

      NLP Umanı ve Eğitmeni

      http://www.erenlp.com

       

    • Görsel İşitsel Duygusal Öğrenme Süreçleri

      Görsel İşitsel DuygusalÖğrenmek

      Nasıl öğreniyoruz? Bisiklete binmeyi nasıl öğrendiniz? Yazı yazmayı nasıl öğrendiniz? Ya da çarpım tablosu.


       Öğrenme Süreci

      Öğrenmek bir süreç gerektirir. Herhangi bir konuyu öğrenmek için mutlaka bir karar gerekir. Bu karar farkında olarak verilir ama bu kararın bize ne getireceği, bizden ne götüreceği bilinemez. 2 yıl boyunca nişanlılık geçiren bir kişi evlendiği gece evlendiği kişinin aşırı alkol kullanan biri olduğunu öğrenebilir. Evlilik kararı verilmiş ama hiç beklenmeyen bir durum ile karşılaşılmıştır.

      Daha sonra da öğrenmek istediğimiz konuyu öğrenmeye başlarız. İlk anlarda bize bir yardım eden yol gösteren biri olması gerekebilir. Bisiklete binme içeriğinde babanın bisikleti tutması ve çocuğuna tarif etmesi onun öğrenmesini kolaylaştıracaktır. Sonra da öğrenme süreci tamamlanır ve bisiklete binmeyi öğrenen kişi, bisiklete binmeyi düşünmeden bisiklete binebilecektir. 

      Öğrenme Stilleri

      Öğrenme stili öğrenme süreçleri kadar önemli. Temsil sistemlerimiz duyu organlarımızla alınan bilgilerin kaydedilme ve yeniden kullanılma biçimini ifade eder. İçeriğe bağlı olarak kullanımı değişen temsil sistemlerimiz Görsel(visual), İşitsel (auditory), Duygusal (kinesthetic) olarak tanımlayabiliriz.

      Temsil Sistemleri

      Öğrenme süreçlerinden bazı kişiler görsel, bazı kişiler işitsel, bazı kişiler de duygusal temsil sistemini kullanıyor olabilir. Görerek öğrenenler, duyarak öğrenenler, dokunarak öğrenenler. Bu yüzden yeni öğrenme modellerinde kişinin öğrenme stiline göre bilgi aktarılması öğrenme sürecini çok hızlandıracaktır.

      Kullanılan cümle yapısında da temsil sistemleri etkin olarak görülebilir.

      Görsel:Ne dediğini şimdi görüyorum, harika bir manzara,

      İşitsel: Ne söylediğini duydum , İçimden bir ses,

      Duygusal : Bir de ben deneyeyim, İyi hissediyorum,

      Öğrenmek süreci görsel olan bir kişiye çizerek veya göstererek anlatmak, işitsel olan bir kişiye doğru cümleler ve sesle bilgi aktarmak veya sesli okuyarak çalışmasını tavsiye etmek, duygusal olan bir kişiye ise fiziksel olarak yaptırmak veya dokundurmak öğrenmeyi kolaylaştıracaktır.

      Farketmek

      Kendinizin ya da çocuğunuzun nasıl öğrendiğini bu açıdan inceleyip anlayabilirseniz, çok uzun ve zor görünen öğrenme süreçleri kolaylıkla tamamlanarak, bilgi davranışlara aktarılacaktır. Bilgilerin birkaç kez aralıklı olarak tekrar edilmesi zihinde kalmasını da sağlayacak ve öğrenci istediği sonuçlara kolaylıkla ulaşabilecektir.

      Kendinizi ve çocuğunuzun öğrenme stilinin ne olduğunu öğrenmek için kullandığınız dil ve cümle yapısına bakmak yararlı olur. Tabii her zaman ki gibi karar sizin.

      Cengiz Eren

      NLP Uzmanı ve Eğitmeni

      http://www.erenlp.com

      Bu yazı Posta Gazetesi ekleri NLP ile Hayatın Yönetimi Sende köşelerinde yayınlanmış, NLP teknikleri ve bilgileri kullanılarak hazırlanmıştır.

       

       

    • İkili Önermeler ve Kurtarmak

      Kurtarıcı OlmakDeniz Yıldız Hikayesi

      Bir adam okyanus sahilinde yürürken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin, sahile vurmuş deniz yıldızlarını denize attığını farkeder. Ve “Niçin bu deniz yıldızlarını denize atıyorsunuz? diye sorar. Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi, “Yaşamaları için “yanıtını verince, adama şaşkınlıkla “iyi ama burada binlerce deniz yıldızı var. Hepsini atmanıza imkanyok. Sizin bunları atmanız neyi değiştirecek ki? der . Yerden bir deniz yıldızı daha alıp denize atan kişi, “Bak onun için çok şey farketti” karşılığını verir.”


      Bu hikayeyi ya da kurmacayı duyduğumuzda hepimiz deniz yıldızlarını denize atan kişi yerine koyup, yardım etmeyi düşünürüz. Bu da bize kendimizi iyi hissettirir. Amma......

      Hikayeye yeniden bakalım. Hikayede 3 karakter görüyoruz. Soru soran kişi, deniz yıldızlarını denize atan kişi ve deniz yıldızları. Soru soran kişi olmasa biz bu bilgiden haberdar olmayacağız. Görevi hikayenin bize iletilmesi.

      Deniz Yıldızlarını denize atan kişi deniz yıldızlarına “Denize dönmek ister misiniz?”sorusunu da sormadan atıyor denize. Denize dönmek istemiyorlarsa! Hikayede başka örnekler de yok. Ailesi ile piknik yapan insanlar, denizde yüzenler, eğlenenler, top oynayanlar da yok.

      Doğal olarak bu hikayeyi duyduğumuzda kendimizi deniz yıldızlarını denize atan kişi yerine koyuyoruz. Yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmeyi düşünüyoruz ve yapıyoruz da.

      Kurtaran Kurtarılan

      Ancak hikayeyi biraz daha “içeriksiz” hele getirirsek, hikayede sadece kurtaran ve kurtarılan var. Kendimizi kurtaran yerine koyduğumuzda, farkında olmadan diğer önermeyi de kabul etmek zorunda kalıyoruz.

      O da şu: Kurtaran olmayı kabul ettiğimiz zaman, zor duruma düştüğümüzde birilerinin bizi kurtarmasını beklemeye başlıyoruz, deniz yıldızları gibi. Bu yüzden hikaye oldukça tehlikeli ve farkında olmadan ve hayatımıza önemli sorunları taşıyabilir. Söylenebilecek önemli cümle ise şu: Kurtarıcı olmayı düşünenler kurtarılmak zorunda kalabilirler.Son zamanlarda bizi kurtarmaya çalışanların kırmızı bültenle aranmaya başladığını görüyoruz.

      Mevlana Kendin Ol Deseydi

      Bu şekilde bakıldığında iki nokta oldukça önemli. Bunlardan biri önermeler. Bir çok söze baktığınızda göreceksiniz ki, ikili önermeler bize ulaşıyor. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol,sözünde olduğu gibi. İki seçenekten birini kabul ettiğimizde kendimiz olmamız zorlaşacaktır. Kendimiz olduğumuzda, ne olduğumuz gibi görünmeye, ne göründüğümüz gibi olmaya gerek kalmayacaktır.

      Ya hep, ya hiç de iki seçenekli bir önerme, ya herro, ya merro da öyle. Ya olacak, ya da olacak da aynı şekilde bir yapıyı gösteriyor. Ya benim olursun, ya toprağın cümlesi de kadına şiddeti arttıran nedenlerden biri. Ya bir yol bul, ya bir yol aç, Olmak ya da Olmamakve benzeri bir çok ikili örneği bulmak mümkün.

      İki Seçenek Arasına Sıkışmak

      Sizi iki seçenek arasına sıkıştıran, birini kabul etmeye zorlayan cümlelerin tehlikesini farketmek ve kendi seçimimizle bunların dışında yeni seçenekleri bulmak ve kendi kararlarımızla kendi yolumuza gitmek en önemlisi.

      Hikayeler çok şey anlatabilirler, masallar da öyle. Ancak içlerinde farkında olmadığımız tehlikeli zihinsel sonuçları barındırabilir. Bu yüzden bir bilgiyi, hikayeyi, masalı ya da bir bilge sözünü zihnimize aktarmadan önce mutlaka yorumlayıp, fırsat ve seçeneğimizi arttırıyor mu? ona bakmalıyız. Seçeneklerimizi ve fırsatlarımızı arttırmayan bilgileri öğrenmemize gerek olmadığını düşünüyorum. Ben buna bilgiye karşı tavır diyorum. Hayattaki tavrımız, hayattan istediklerimiz çok önemli. Ancak bilgiye karşı da tavır koyduğumuzda ve yorumladığımızda seçeneklerimizin arttığını görüyoruz.

      Emir Kiplerine Dikkat

      Bize ulaşan anlatılanlar içinde bir çok önerme, ya da aktarılan bilgi içinde o kişinin kendine ait içerikleri zihnimize taşınıyor ve farkında olmadan kabul edyor olabiliriz. İçinde gel, yap, git,düşüngibi emir kipleri barındıran cümleler içinde hayatı yönetmeyi engelleyen etkiler olabilir. Bu cümlelere biraz daha dikkatli bakmamız ve düşünmemiz yerinde olabilir. Konya turizmine en çok katkı sağlayan cümlenin hangisi olduğunu siz de biliyorsunuz.

      Yeni sene, 2016'da hepimizin hayatımıza içsel ve çevresel, huzur ve barış gelir ve güzel olur diliyorum. Karar yine de, sizin.

      Cengiz Eren

      NLP Uzmanı ve Eğitmeni

      http://www.erenlp.com

      Yazı Posta Gazetesi Bölge ekleri NLP ile Hayatın Yönetimi Sende köşesinde yayınlanmıştır. NLP teknikleri ile NLP seminerlerinde kullanılan bilgiler bu köşelerde aktarılmaya çalışılmaktadır.

       

       

       

    • İstenmeyen

      İstenmeyen çocuklarİstenmeyen

      Bir kelime bazen çok şey anlatır, bazen de hiç Bir şey hissettirmez. Yukarıda yazılan kelime size ne hissettiriyor. Bu kelimenin siz de yarattığı duygu farkında olmadan yaşadığınız tecrübelerle bağlantılı olabilir.


      Duygular

      İnsan hayatında bazı durumlarda istenmeyen olduğumuzu hissederiz. Dünya tarihinde değişimi gerçekleştiren en önemli kişiler arasına mutlaka Steve Jobs'ta giriyor. Yetenekli, hırslı ve “beni hayata bağlayan tek şey işe olan aşkımdır” diyen Steve Jobs. Bakıldığında dünyayı değiştirmiş olduğunu görürüz. Apple'ı ailesinin garajında kuran kişi. Bugün dünyanın en büyük şirketi. Çok kullanılan Ipod, Iphone, Ipad ürünlerinin ortaya çıkmasını sağlamış, Pixar ile ilk çizgi film Toy Story ile başlayan süreçte çizgi filmleleri bilgisayarda çekmiş, bir çok müzik ve video formatını kullanılmasını gerçekleştirmiş ve bu şekilde sinema, müzik ve iletişim piyasasının tamamen değişmesini ortaya çıkarmış. Böylesine önemli bir kişi dünyayı değiştirirken kendisini değiştirememiş olduğunu görüyoruz.

      30'lu yaşlarında kendisinin evlatlık verildiğini ve o güne kadar bildiği anne babasının gerçek anne babası olmadığını anlaması, doğal olarak çok sarsıcı. Ve öğrendiği anda “istenmeyen” olduğunu farkında olmadan farketmesi, şirketi yönetirken kullandığı stratejilerine bile yansıyacaktır. Şöyle der ”Müşteri bizden bir şey isteyemez, biz yapar ve istetiriz.”

      İstetmek veya İstetmeye Çalışmak

      Bu örnek dışında çocuklar birçok şekilde istenmeyen olduğunu farkedebilir. Kürtaj yaptırmak istendiği halde doğurulan ama bunu öğrenen çocuklar da istenmeyen olduğunu anlayacaklardır. Şaka yolu da olsa çocukları “biz sizi şu çadırlardaki insanlardan aldık” denmesi de aynı sonucu ortaya çıkarabilir.

      Anne ve baba boşandıklarında çocuk kimde kalıyorsa, diğeri tarafından istenmeyen olduğunu düşünen çocuklar da aynı şekilde hissedeceklerdir. Boşanan anne ve babanın daha sonra başka birileri ile evlenmesi ve onlardan çocuk sahibi olmaları da. Evden uzaklaştırılan veya yatılı okula gönderilen çocuklarda da benzer bir durum görülebilir.

      İstenmeyenlik duygusu bir çok şekilde ortaya çıkabilir, ya da çıkarılabilir. Bir söz, bir davranış atılan bir tokat, verilen bir ceza bile bu sonuçlara yol açabilir.

      İstenmeyen çocuklarda önemli bir strateji farkında olmadan ortaya çıkacaktır. İstenmeyen kişi kendisi için hiçbirşey isteyemez ama kendisini sürekli olarak “istetmeye” çalışır. İstetmek için kendisini olması gerekenden çok geliştirir, başkalarının isteklerini kendisinden çok daha fazla düşünür ve onları mutlu etmeye çalışır.

      Bu açıdan bakıldığında kendiniz için bir şey isteyemiyor, evde anne ve babanızı, sosyal hayatta arkadaşlarınızı, iş hayatında çalıştığınız kurumu ve yöneticinizi kendinizden daha fazla düşünüyorsanız, böyle bir strateji hayatınızı etkiliyor olabilir.

      İstemeye Başlamak

      İstetmeyi bir kenara bırakıp, kendiniz için birşeyler istemeye başladığınızda değişim de başlayacaktır. İstemek bu anlamda önemli bir kelime. Daha önce de yazdığım gibi “Tescil talep üzerine yapılır” cümlesi de önemli. Hayattan kendiniz için istedikleriniz neler?

      Bu yazıyı okuduktan sonra kendiniz için bir şey isteyerek karar verip, kararınızı uygulayın, lütfen. Ne kadar önemli fark olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz, başlangıçta biraz zor olsa da. Sonrasında karar verip harekete geçmeniz, yürümek kadar kolaylaştığında değişim gerçekleşecektir.

      Bunu yapmadığınızda dünyayı değiştirebilirsiniz ama kendinizi değiştiremediğiniz için kendi hayatınızı yaşamadan hayatın içinden geçebilirsiniz. Bir de yaşanan tecrübelerin insan hayatını nasıl etkilediğini ve nasıl stratejiler oluşturduğunu farkedebilmek.

      İkisinin birden yapılabilir olduğunu size söyleyebilirim. Önce kendinizi, sonra da dünyayı değiştirmek. Tabii her zaman olduğu gibi karar sizin.

      Cengiz Eren

      http://www.erenlp.com

      NLP Uzmanı ve Eğitmeni

      Bu yazı Posta Gazetesi Bölge pazar ekinde yayınlanmıştır. NLP teknikleri ve NLP bilgileri ile aktarımların sonuçlarını okuyucularınıa iletmektedir. NLP ile Hayatın Yönetimi Sende köşesi

       

       

       

    • Kİşisel Tarih ve Zihinsel Detoks

      Kişisel Tarih© ve NLP

      Hepimizin bir kişisel tarihi var. Doğumdan itibaren yaşadıklarımı kaydediliyor ve bugünden sonra yaşayarak Kişisel Tarihimize kaydedilecek. Kişisel tarih hem bugünü hem de geleceği belirliyor. Ancak yaşadıklarımızın hayatımızı nasıl etkilediğini bilemiyoruz, bilsek bile farkedemiyoruz. Çoğu şeyi farkında olmadan bilerek yapmaya devam ederken, benzer çevrimler hiç istemediğimiz halde tekrarlanıyor.

      Tarih Yazmak Tarih Yapmak

      Bazı insanların kişisel tarihi sadece kendilerini ilgilendirirken, bazı insanlar kişisel tarihlerinde yaşananlardan dolayı tarihi etkileyebiliyorlar ve tarih yazıyorlar,  sonra da tarih oluyorlar. Daha sonra da diğer insanlar bu tarihi okuyorlar. Resmi tarih ve gerçekler daha sonra birbirine karışıyor. Ne olduğu pek bilemiyoruz. Tarih yapanlar gerçekten kendilerini iyi hissediyorlar mı? bunu pek bilmiyoruz. Eksiklerini tamamlayabiliyorlar mı? bunları da bilmiyoruz.

      Resmi Kişisel Tarih

      Kendi Resmi Kişisel Tarihimiz ile gerçekten yaşadıklarımız arasında bağlantıların kopması bizi kendimizden uzaklaştıracaktır. Hatırladıklarımız ve hatırlamadıklarımızı veya üzerini örttüklerimiz ve derinlere gömdüklerimiz. Bunlar hatırlanmasa bile duyguları her an derinlerden yüzeye taşınabilir. Birden kendimizi kötü hissetmemiz bu yüzden olabilir.

      Yaşadıklarınızı bir gözden geçirin. Gözlerinizi kapatıp sakin bir yere oturduktan sonra kendinizi bırakın. Görüntüler gözünüzün önünden geçsin.
      Yavaşca ve düşünün neler yaşadıklarınızı, sırayla ya da sırasız. Aklınıza gelsin, yüzeye taşınsın. Gerçekleri değiştirmeden, neler geliyor gözünüzün önüne,görüntüler, sesler, kokular ve tad olarak neler geliyor?

      Yaşananlar

      Şiddet, taciz, aşağılanma, korkutulmak, aşırı sevgi veya sevgisizlik, yalnız bırakıldığınız veya ağladığınız durumlar, ağzınıza biber sürülmesi veya zorla yemek yedirilme,sindirilme ve benzeri olaylar yaşadınız mı? Sevdiğiniz bir şeyi kaybetmek, sevilmemek, istenmeyen olduğunuzu hissetmek, sevdiğiniz insanların vefatı. Bunlar ve diğerleri hayatınızı düşündüğünüzden çok daha fazla şekilde etkileyecek ve hayatınızı bu duygular farkında olmadan yönetecektir.

      Burada farkedilmesi gereken bir nokta ise zeki olan kişilerin yaşanan olaylardan daha fazla etkilenmesi mümkün. Algı seviyesi yükselen ve bağlantı kurma ve çağrışım hızı fazla olan kişilerde olayların duygusal etkilerinin daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu yüzden zeki olan çocukların korunması ve zeki olan kişilerin kendisini daha fazla koruması yerinde olacaktır.

      Duygular ve Hissedilenler

      Kendi kişisel tarihinizi gözden geçirin. Yaşadıklarınızı önemli veya önemsiz demeden hatırlamaya çalışın. Zaten hatırlıyorsunuz ama hatırladığınızı farketmiyorsunuz. Bu duygularhiç beklenmedik anlarda ve zamanlarda birden ortaya çıkabilir.

      Duygular ortaya çıktığında ise kişi nedenini bilmediği, korkuya, hüzne veya yalnızlığa gömülebilir veya ağlayabilir. Yaşananların etkisi ile ortaya çıkan stratejilerin değişmememesi durumunda kişi ne yaparsa yapsın istediği değişimi gerçekleştirmekte zorlanacaktır.

      Kişisel tarihinizin bu anlamda gözden geçirilmesi ve oluşan stratejilerin farkedilmesi ise değişim için önemli bir adım sayılmalıdır.

      Zihinsel Detoks

      Değişim ve kaynaklarınıza uygun hedeflere ulaşabilmeniz için öncelikle kaynaklarınıza ulaşabilmeniz gerekir. Kaynaklarınıza ulaşabilmek için önemli noktalardan biri zihnizin temiz olmasıdır. Bu ise zihinsel Detoks programına katılmanızla mnümkün olabilmektedir. NLP bilgileri ve NLP Teknikleri kullanılarak, beynimizin nasıl çalıştığı bağlantıların nasıl kurulduğu ve farkında olmadan oluşan stratejileirn nasıl oluştuğuna dair aktarılan bilgiler, kişinin kendi hayatını yönetmesi sonucunu ortaya kolaylıkla çıkarabilmektedir.

      Cengiz Eren

      NLP Uzmanı ve Eğitmeni

      http://www.erenlp.com

      İlgili Linkler:

       

    • Kolsuz Agop ve Yaşadıkları

      Agop KotoğyanHastanelerde geçen Hayat : Agop Kotoğyan

      İnsan hayatı garip tesadüflerle dolu.  Yaşanan bir hayat ve hayat için yolların birden değişmesi veya kesişmesi ve sonrasında ise farkında olmadığımız bağlantılar.  Agop Kotoğyan'ın hayatı da böyle olmuş. Maddi sıkıntı içinde yaşayan, çalışırken kolunu kaybedip hastanede uzun süre kalan, doktorların yaşamaz dediği çocuk, daha sonra aşağıda anlatıldığı gibi tıp fakültesini kazanıyor.


      Kendisinin tedavi edildiği hastanenin fakültesinde eğitim görürken aslında oradan hiç ayrılmak istemediğini gösteriyor.  Hem çalışıp, hem okurken tek kollu olmanın getirdiği zorlukları da aşıyor.  Daha sonra aynı hastanede kalmaya devam ediyor.  Cilt ve Zührevi hastalıklar uzmanı olan Kotoğyan sonrasında profesör de oluyor.  Türkiye'nin yetiştirdiği önemli doktorlardan biri haline geliyor.

      Öğrenme çabaları sürekli devam ediyor.  İngilizce ve Fransızca dilini de öğreniyor, hem de kendi çabası ile.  Yazılan makalaeler, iki kitap tedavi edilen  sayısız hasta onun başarısını da gösteriyor.

      Söylediği Cümleler önemli.

      ‘Evet doğrudur: Ülkemde çok acı çektim. Sefaletin dibinde yaşadım. Doğrudur: Dedemi, çocukluğumu, kolumu kaybettim. Ama yolumu kaybetmedim. Bu ülkede yaşayan milyonlarca insandan hiçbir zaman farklı olmadığımı düşündüm. Bu topraklarda yaşayan tüm insanları kardeşim olarak benimsedim. Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdiğin güzel ve iyi günleri sevmek demek değildir. İyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanın yanında kalmak demektir yurt sevgisi. Boş başak dik, dolu başak ise eğiktir, derler. Ben hep eğik gezdim şu dünyada. Kibirden nefret ettim. Boş başaklar gibi diklenmedim, caka satmadım, her şeyi biliyorum demedim. Burnumun dikine gitmedim, bilginin ve bilimin ipine sarıldım. İşimi şansa bırakmadım. Çünkü, çok çalıştım ve boşluk bırakmadım.’

      Söylediği "Çünkü çok çalıştım ve boşluk bırakmadım" cümlesi önemli. Kolu eksik olduğu için sürekli olarak bir boşluk duygusu ortaya çıkacaktır.  Bu boşluk duygusunu öğrenerek ve çalışarak doldurmaya çalışan doktor, istediklerinden fazlasını da gerçekleştirmiş diyebiliriz.

      Hürriyet Gazetesi Haberi

      "BU ÇOCUK YAŞAMAZ" DEDİLER

      Yozgat’ta doğup büyüyen babası Kirkor ile annesi Makruhi evlenip 1938’de İstanbul’a göç ettikten bir yıl sonra dünyaya gelen Kotoğyan, yerleştikleri Samatya’da büyüdü. Babası inşaatlarda, annesi fabrikada çalışan yoksul bir aileydi. Kotoğyan da daha ilkokuldayken çalışmaya başladı. 12 yaşındayken çalıştığı gümüş atölyesinde kullanılan preste sağ kolunu kaptırdı. Omzuna kadar parçalanan kolu nedeniyle götürüldüğü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastanesinde doktorlar, “Bu çocuk yaşamaz” dedi. Günler süren mücadeleden galip çıktı ama artık sağ kolu yoktu.

      Küçük yaşta, “Okumalıyım, her ne pahasına olursa olsun okumalıyım” dedi. Bir yandan okula gitti, diğer yandan işportacılık, konfeksiyon dahil farklı işlerde çalışmaya devam etti. 1957’de tıp fakültesine girdi. Tek eliyle tüplerden şırıngaya ilaç çekmek, hastaya enjekte etmeyi öğrenmek için gece nöbetleri tuttu, portakallara su şırınga ederek sol elini kullanma becerisini geliştirdi. 1963’te okul birincisi olarak da mezun oldu. 1967’de aynı yerde cilt ve zührevi hastalıklar uzmanı oldu. Fakülte onu Ekim 1969’da Almanya’ya gönderdi. 1972’de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne geri döndükten bir yıl sonra doçentlik sınavını başarıyla verdi. 1979’da da profesör oldu. Almancadan sonra yine kendi çabasıyla, Fransızca ve İngilizce öğrendi. Dünyanın birçok ülkesinde dersler, konferanslar verdi.

      Kaynak <http://www.hurriyet.com.tr/kolsuz-agopu-kaybettik-40741088>

      Buradan öğreneceğimiz çok sayıda bilgi var. Yaşanan acılar öenmsenmediğinde insan kendi hayatını istediği gibi şekillendirebilir.  Örnekte olduğu gibi  kopan bir kol ve sonrasında ssürekli olarak çalışmak ve boşluğu doldurmak ise çok da yorucu olabilecektir.  Hastane de yaşamaz denilen çocuk farkında olamdan yeniden doğmuş ancak kendisinin kurtaılmasını sağlayan hastanede kalmaya devam etmiştir.  Geçtiğimi yıla kadar hasta kabul eden doktor, çalışmadığı zaman kendisini boşlukta hissedeceği için çalışmaya devam etmiştir diyebiliriz.

      Mesajları

      Çok sayıda insanın dokunma duyusu ile ilgili olan derisini iyileştirmeye çalışan doktor, yaptıkları kadar söyledikleri ile de değerlidir.

      "Dedemi, çocukluğumu, kolumu kaybettim. Ama yolumu kaybetmedim. (ne olursa olsun yolunuza devam edin)

      Bu topraklarda yaşayan tüm insanları kardeşim olarak benimsedim. (ayrımcılık yapmayın) 

      Boş başak dik, dolu başak ise eğiktir, derler. Ben hep eğik gezdim şu dünyada. Kibirden nefret ettim." (mütevazi olun)

      Söylediği bu cümleler acı ile başlayan bir hayatı devam ettirmenin zorluğunu göstermektedir. Daha sonraki kayıpları kendisini etkilese de etkilenmemiş gibi yapacaktır.  Kaybedilen dede, çocukluk ve kol daha sonra acılarla güçlenen bir sistematiği de hayatına getirecektir. 

      Tıp Dünyası önemli bir ferdini, Türk insanı önemli bir üyesini kaybetti. Zorlukların insanı engelleyemeyeceğini gösteren bu örnek, zorluk olmadan da istenilen sonuçlara ulaşılabileceğini gösteriyor.

      Saygıyla anıyoruz. Toprağı bol  olsun.

      Cengiz Eren

      NLP Uzmanı ve Eğitmeni

      http://www.erenlp.com

      İlgili Linkler:

       

TOP