The House That Jack Built Krikonun Yaptığı Ev

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

The House That Jack BuiltThe House That Jack Built Jack'ın Yaptığı Ev

Lars Von Trier filmi. Bir önceki Nymphomaniac 1 ve 2 filmleri gösterimleri Türkiye'de yasaklanmış olan Lars von Trier. Psikoloji ve Psikiyatrı konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya çıkaran, konulan teşhislerin aslında çok yanlış olduğunu iddia eden Lars Von Trier.

Obssesive Compulsive Bipolar

Bu filminde OCB Obsessive Compulsive Bipolar konusu inceleyen Lars Von Trier, psikoloji bilimine de farklı bir bakış sergiiyor. Başrolünü Matt Dillon'un oynadığı film, şaşırtıcı bir bölümle başlıyor. Birinci vaka ilginç. Olmayanı oldurmaya çalışan ve atasözü ile ifade edilirse, “Eşeğin aklına karpuz kabuğunu düşürmek” anlamında bir başlangıç. Kriko'nun da önemli bir işlevi var.

OCB takıntıları olan kişinin ortaya koyduğu davranışlar, yapmaya çalıştığı ev maketleri, mükemmele ulaşma çabaları, filmde gayet güzel aktarılmış.

Freud Cinsellik ve Psikolojik Teoriler

Psikolojik teorileri eleştirel şekilde gözden geçiren yönetmen, karanlıkta ve yolculukla yapılan itirafları ve bilinçaltı kavramını da eleştiriyor. İnsanın varoluş ve yokoluş süreçlerini gözden geçirirken çürüme ve bakteriler arasındaki bağlantıları da kendi görüşlerini katarak aktarıyor. Filmde sürekli bir tatmin edilme isteği ortaya konmasına rağmen, Freud'un bahsettiği cinsellikten eser yok.

Tatmin ve Tekrarlar

Yaptığı eylemlerde giderek OCB takıntılarının azaldığını farkettiğinde işi giderek ilerletiyor, gerçek hayatta kuramadığı evini, buzhanede kurmayı başarıyor. Ancak farklı takıntıların üremesi ile birlikte sınır tanımamaya başlaması ve bir an önce isteklerinin tatmin edilmesini sağlamaya çalışırken tedbirsiz davranma sonucunu ortaya çıkarıyor. Tıpkı araba ile gideceği yere bir an önce ulaşmak isteyip kaza yapan insanlar gibi.

Duygusal değişimlerin nasıl gerçekleştiğini sokak lambaları ile anlatan filmin görülmesi yararlı olabilir. Geçmiş, gelecek ve an arasındaki bağlantılar çok güzel şekilde görsel olarak anlatılmış. Tatmin olma süreçleri yeni doyumsuzlukları da beraberinde getirdiği gibi yeni tatmin arayışlarını da ortaya çıkarıyor.

Nefes Alma Nefes Kesme

Tabii ki bütün bu yaşananların temelinde çocukluk ve nefes var. Nefes ve çimen arasındaki bağlantılar, daha sonra nefes kesilmesi süreçlerini de ortaya çıkaracaktır. Yalnızlık ise önemli bir etken. 

Filmografisinde çok tartışmalı filmler olan Lars Von Trier'in, bu filmi de önemli tartışmaları ortaya çıkarabilecek diyebiliriz.

Takıntılı İnsanlar

Bir anlamda, koleksiyonerlerin, obje toplayıcılarının, hızlı araba meraklılarının, yazarların ve sanatçıların kendilerini nasıl motive ettiklerini ve tatmin süreçlerini de anlıyoruz. Takıntılar önemli bir motivasyon kaynağı. Daha iyisini, daha yenisini ve en mükemmelini yapmaya çalışmak bir çok insanın yapısında var.

İnsanın hem çok kırılgan, hem de çok yalnız olduğunu da vurgulayan film, rezidanslarda ve apartmanlarda oturup birbiri ile iletişimi kalmayan yalnız insanlar topluluğunu çok iyi anlatmış. Gerçeği söylesenizde inanılmadığı halde, insanın değil, malın korunduğu bir dönemi yaşadığımızı da ifade ediyor.

Nymphomaniac Filmi

Nyphomaniac filminin ikisini de seyretmiştim. Bir türlü tatmin olmayan cinsel arzularını tatmin etmeye çalışan ve bulamayan bir kadının hiskayesi idi film. Ancak film “ben ninfomanyağım ama orospu değilim” sahnesi ile bitiyordu. Seyredenler bu yorumun ne olduğunu farkedebilirler.

Matt Dillon takıntılı, soğukkanlı bir karakteri gayet güzel oynamış. Tarantino'nun kanlı Kill Bill filmlerinden tanıdığımız Uma Thurman ise sadece birinci vakada yer alıyor.

Filmde Kill Bill'deki Bang Bang şarkısına ve hem de Stanley Kubrick'in Full Metal Jacket filmine çağrışımlar ilginç. Sadece Bang Bang değil bir Bang var, birinci vaka'da.

Bilinçaltı BilinçDışı

Bilinçaltı kavramını hem tarifleyen ve hem de itiraflarla ortaya bilinçaltı yolculuğu görülmeye değer. Freudian ve Jung'cu yaklaşımlara ve kavramlara vurulan bir darbe olarak görülebilir, film. Çürüme, Cennet, Cehennem gibi kavramlara da farklı yorum getiren Lars Von Trier, psikoloji ve psikiyatri bilimine açtığı savaşı bu filminde de sürdürüyor ve sürdürmeye devam edecek gibi görünüyor.

Filmi görmenizi tavsiye ederim. İkinci defa izlediğinizde daha derinliğine anlaşılması mümkün olacaktır.

Cengiz Eren

http://www.erenlp.com

İlgili Linlkler:

 

ALAKALI YAZILAR
Üniversite'lerde NLP Eğitimi

NLP Eğitimleri ve Üniversite Tempo Derdisi NLP Türkiye'de konuşulmaya başlandığında yıl 1998'di. Tempo dergisinin 21...

NLP Teknikleri ve Mindfulness

NLP ve Mindfulness NLP tekniklerinin en önemli yapıtaşlarından biri Milton Eriksson'un dil motiflerinin ve dili nasıl...

NLP Teknikleri ve Değişim

NLP ve Değişim Hayatın yaşarken her an değişiyoruz farkında olmadan. Ancak kişinin kendi kararları ile gerçekleşmeyen değişim istenen...

NLP ve Aşk

NLP ve Aşk Linguistik açıdan bakıldığında aşk kelimesi bir nominalizasyon. Herkes  zihninde farklı bir sonuç ortaya...

NLP Teknikleri ve Liderlik

NLP ve Liderlik Doğuştan mı? Yoksa sonradan mı? Lider olunur sorusu hep sorulagelmiştir. Lider genellikle yön...

The Tale Film Öykü (yaşanmış)

The Tale – Öykü İnsan hayatında yaşananlar ve sonrasında algılananlar yıllar içinde değişir mi? İlkokulun Merdivenleri İlkokula...

TOP