Mystic River, Gizemli Nehir,

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

Hesaplar Görülür, Nehre Gömülür

Film sona erdiğinde “Çok ilginç, çok güzel ve etkileyici” kelimeleri aklıma geldi kendiliğinden . Ağır işleyen ama çok etkili olan film sonunda bir deniz-nehir görüntüsü ile film sona eriyordu ve seyirciyi kendi geçmişleri ile yüzleşmiş olarak eritiyordu.

Üç çocukluk arkadaşı, yaşanan olaylar ve bu olayların etkilerinin yeniden ortaya çıkışları ile değişim kişilerin kendi kontrolü ortaya çıkmaya başlaması ve değişimin çok sert ama seyirciye kendisini sorgulatır biçimde sona ermesi. Filmde arasıra gösterilen bulutsuz gökyüzü, yaşadığımız dünyada gökyüzünün altından neler olduğunu da anlatır gibi.  Unforgiven filmini seyrettiğimde de çok etkilenmiştim. Hala aklımda olan kovboy olmak isteyen gencin “Kaç adam öldürdün” sorusuna, Clint Eastwood’un “Bilmiyorum hepsinde sarhoştum” cevabı idi. Daha önce çevirdiği kovboy filmlerinde öldürdüklerinin anlamsızlığını da ifade ediyordu.

Once Upon a Time in America filmi ile de benzerlikler bulabilmek mümkün Mystic River’la. Orada yahudi sokak mafyasından bazı kişilerin sistemde yerini alıp politik hayatı etkileyecek güce erişmesini anlatıyordu. Robert De Niro’nun parlak oyunculuğu vardı. Bu filmde de Sean Penn Robert de Niro’ya nazire yaparcasına oynuyordu. Dead Man Walking de alamadığı Oscar’ı bu filmde alacak gibi görünüyor ama Hollywood sistemi Orson Welles’i sevmediği gibi Sean Penn’i de sevmiyor.

Hokey sopaları ile oyun oynayan çocukların görüntüleri ile başlayan film, belediyenin döktüğü beton üzerine, her çocuğun iz bırakmak için yapmak istediği gibi yazı yazan çocukların yanında duran arabanın içinden çıkan bir adamın çocuklardan birinin seçip götürmesi ile başlıyor. Neden o çocuk seçilmiştir? Burası seyirciye bırakılıyor ama aslında üç çocuğun birden seçildiğini de anlıyoruz filmin sonunda. Yaşanan bu olay çocuk üzerinde ciddi izler bırakıyor. Fakat bu tecrübenin hayatında ne denli etkisi olduğunu daha sonra öğrenmeye başlayacağız.

Bu üç çocuk büyüdüklerinde birisi polis oluyor, diğeri ise küçük bölgedeki mafya lideri, kaçırılan çocuğun ise ne olduğunu bilmiyoruz büyüyünce. Birden bir deprem oluyor bunlardan birinin hayatında ve bu deprem hepsini birden inanılmaz şekilde etkiliyor. Bu deprem Jimmy’nin kızı öldürülmesi. Bu noktadan itibaren geçmişte yaşanan tecrübeler ve etkileri de görülmeye başlanıyor. Cinayet üç çocukluk arkadaşını yeniden ve çok farklı bir içerikte buluşturuyor.

Geçmişte yaşadığımız tecrübeler ve bu tecrübelerin etkisinin, farkında olmadığımız aklımızdan, farkında olmadan ortaya çıkması ile, ne şekilde sonuçlandığını da gösteriyor. Jimmy, Sean ve Dave  karmaşık duygularla yeniden bir arada olurken, çekilen acılar, belki de bir kan davasının hesabının da görüldüğünü ortaya çıkarıyor. Jimmy’nin hapse düşüp çıkmasının nedenlerini ve “lakabı olmayan” Ray’in de bu olaya etkisini de öğreniyoruz.Filmin nasıl sonuçlanacağını dikkatli izleyiciler kolaylıkla farkedebilir ama zaten filmin sonu pek o kadar da önemli değil.

Cinayet, Jimmy’nin hayatında bir deprem yaratıyor, tıpkı bizim yaşadığımız 17 Ağustos depremi gibi. Eşzamanlı olarak Dave’in gördükleri de geçmişte yaşadığı tecrübenin etkisini ortaya çıkarıyor ve bağlantılar kurulmaya başlanıyor.  Burada Jimmy, Dave ve Sean’ın eşleri ile olan ilişkisi de izlenmeye değer. Bu ilişkilerde de farklılıklar söz konusu. Dave’in eşi korkularını gizleyememekte, Jimmy’nin eşi Jimmy’nin her yaptığını kolaylıkla onaylamakta, Sean’ın eşi de kaçmış ve başka bir eyaletten sessiz telefonlar açmaktadır.

Filmde yüzler duyguların daha etkili anlatılması için çok büyük olarak kullanılmakta ve diyaloglar akıcı olmayan ama etkili cümlelerle ifadelendirilmektedir. Bu, seyircinin kendi yaşadıklarını da yeniden gözden geçirmesini sağlamakta ve hatta biraz buna zorlamaktadır.

Bağlantılara gelince filmin başında kanalizasyona kaçan top ve daha sonra yaşanan kaçırılma olayı herkesi etkilemiş ve üç çocuk farklı yollara yönelmiştir. Birisi güçten etkilendiği için polis olmuş, diğeri ise hesaplarını kendisi gören bir insan haline dönüşmüş ve kaçırılan çocuk ise hiçbirşey olamamıştır. Aslında kaçırılma olayında yaşadıkları onun yaşamının temizliğini sona erdirmiştir. Aynı mahalleden kopamamışlar ve yaşanan bu olay, kanalizasyona düşen topa benzer şekilde hepsini kendileri gibi olmaktan uzaklaştırmış ve etkilendikleri şekilde olmalarını sağlamıştır.

Bu filmde kamera parlak gözyüzüne arasıra dönmekte ve 11 Eylül’de Dünya Ticaret merkezinin yıkılması ile ortaya çıkan boşluğu hatırlatmaktadır sanki. Özellikle Sean Penn’in Amerika’nın Irak politikasına karşı  tavrı da hatırlanırsa, bu filmde politik bağlantılarda kurulabilir. Mystic River kirleri temizlemekte, suçları kapatmaktadır.

Film çocukların kaçırılma olayını yaşadıkları sokakta sona yaklaşır. Beton üzerinde ilk yazılı isim Jimmy’dir, yazmaya ilk teşebbüş eden cesaretli çocuktur. Sean yazısı ise onu takip eder. Dave ise sadece isminin ilk hecesini yazmıştır, zira ismini tamamlayamadan kaçırılmış ve kendisi de bütünlüğünü kaybetmiştir.

İtiraf sahnesi ise gerçekten çok etkili, suç zorlamayla itiraf ettirilir ve cezası da görülür. Ama verilen cezanın geç kalma ile bağlantısı anlaşıldığında artık çok geçtir. Sokakta bir geçit töreni ile film sonlanır. Amerikan rüyası görünürde bütün güzelliği ile devam etmektedir.

Boston’daki bir nehir adından yola çıkarak yapılan bu film, oyuncularının çok başarılı oyunları ile kişileri etkilemektedir. Dirty Harry filmlerinden de tanıdığımız Clint Eastwood ise kendi rolüne benzer rolü Sean Penn’e vermiştir. Adalet geç çalışır ve bu yüzden kişiler, düşündükleri cezaları polis ve yargıdan önce vermektedir.  Ama Mystic River’ın çamurları sırları örtmüş ancak kendi üstlerine de bulaşmıştır. Irak savaşında da olmayan suç itiraf ettirilmiş ve  yapılan saldırı ile suçlu ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Bireysel olarak ortaya çıkan durumlar toplumsal olarak da devam eder görünmektedir bu yapı içinde.  Amerikan toplumunda birinin suçlu olduğuna inanılırsa, ceza her içerikte önceden verilmektedir.

Ama en önemlisi çocuklukta yaşananların insan hayatındaki etkilerinin nasıl sonuçlandığını çok net olarak göstermesi filmin değerini bir kat daha arttırmaktadır. Bu senaryo, bu kadro ve yönetmeni ile film, birkaç Oscar almaya hak kazanmış görünmektedir.

Cengiz Eren

Kozyatağı 29 Ekim 2003

http://www.erenlp.com

 

TOP