stanley kubrick,

 

  • 2001 A Space Odyssey Sırları

    2001 A Space Oddysey, Uzay Yolu Macerası, Cengiz Eren, erenlp.com2001 A Space Odyssey ve NLP Yorumu

    Bu sitede Kubrick filmleri hakkında yorumları bulabilirsiniz. Bu yazı ise Kubrick'in film içine yerleştirdiği sırları açıklamaya çalışacak.

     

  • A ClockWork Orange Otomatik Portakal

    Clockwork Orange Otomatik PortakalStanley Kubrick filmleri çevrildiği dönemlerde önemli tartışmalara yol açmış ve bir takım sırlar barındırmıştır. Son filmi olan Eyes Wide Shut da ise, bu sırları göründüğü halde kimsenin algılayamadığını ifade etmektedir. 2001 A Space Odyssey'de varolan sırların neler olduğunu açıklamaya çalışmıştık ve ilginç sonuçlar olduğu söylenebilir.

     

  • Eyes Wide Shut Gözü Tamamen Kapalı

    Eyes Wide Shut Gözü Tamamen Kapalı Stanley Kübrick Cengiz ErenStanley Kubrick

    Stanley Kubrick'in bu filmini gördüğümde önce sendeledim ve rahatsız oldum, sonra film hakkında düşünmeye başladım. Eyes Wide Shut bir karı koca ilişkisi üzerine kurulmuş gibi. Burada karı kocanın cinsel hayatları, sosyal ve iş ilişkileri sorgulanır görünmekte ve bu ilişkilerin nasıl yaşandığı konusunda yüzeyde çeşitli yorumlar da seyircinin dikkatine sunulmakta.  Ancak Stanley Kubrick'in Dr. Strangelove, Otomatik Portakal, 2001 Uzay Yolu Macerası filmleri hatırlandığında, Eyes Wide Shut bu kadar sınırlı bir anlatımı kapsamamalıydı. Film hakkında yapılan yorumlar hep cinsellik ve aile temelinde alınıyor ve film çok yetersiz bulunuyor ve Kubrick'in bu filmi neden çevirdiği anlaşılamıyordu.


     Eyes Wide Shut Yorumlar

    Bu noktadan itibaren yapılacak olan yorum tamamen bana aittir ve film bir kez seyredilerek yapılmaktadır. Bu yorum  1999 yılında yapılmış ve Sinemafanatik sitesinde yayınlanmış ve yayınlanmaya devam etmektedir Yazıya erenlp.com sitesinde yayınlamadan birkaç değişiklik ve ilave yapılmıştır..

     

    Kubrick ve Semboller

    Stanley Kübrick'in filmografisi içinde varolan filmlerde semboller, simgeler her zaman farklı şekilde kullanılmıştı. 2001 Space Odyssey'deki karataş'ın ne olduğu anlaşılamamış ve üzerine çok çeşitli yorumlar yapılmıştı. Bu filmde de hem semboller ve hemde simgeler daha da yoğun olarak kullanılmış ve sistem eleştirisi derin yapıda aktarılıyor gibiydi. Otomatik Portakal'da kullanılan simgesel dil de ilginçti. 

    Cruise Kidman Kubrick CKK

    Filmde oynayan aktrist ve aktör, Kidman ve Cruise. Filmin yönetmeni ise Kubrick. Afişteki yazılma şekli ise Kidman, Cruise ve Kubrick şeklinde. C K K harflerinin bir anlamı olabilir mi? Bu harflerin bir anlamı var gibi, hiç kimse dikkat etmediği halde. Bunu Nicole Kidman ve Tom Cruise bile bilmiyor olabilir. Onların seçilmesi karı koca olmalarından veya yakışıklı, güzel olmalarından dolayı değil, sadece isimlerinden ve isimlerinin ( soyadlarının) yapacağı çağrışımlardan dolayı olsa gerek. Bunu öğrendiklerinde kendilerinin çok hoşuna gitmeyeceğine eminim. Çünkü buradaki verilen mesaj da adınız sizden daha önemli denmekte oyunculara. Soyadı C ve K ile başlayan herkesle bu filmi çevirebilir Kubrick.

    Filmde semboller dizisi inanılmaz şekilde kullanılmış durumda. Karı kocanın yaşadığı hayatın, adamın hasta doktor ilişkisinde olduğu işadamının daveti ile değişmeye başladığı görülüyor. Burada bir Macar, kadınla dans edip flört ederken, adamla da iki kız birlikte olmaya çalışıyor. Fakat bu sırada ortaya çıkan durum, işadamının sevgilisinin uyuşturucu komasına girmesi ile sonlanıyor ve bu kıza yardım etmesi yüzünden, diğer iki kızla ilişki kuramıyor. Kadın ise dansettiği adamın kendisini ikna etmesine rağmen onunla birlikte olmaktan vazgeçiyor. Buradaki sembol adamın kendi isteklerini mesleği veya hastası yüzünden engellemesi. Kadının da başka biri ile flört etmesi ama sonuca ulaşamaması.

    Maskeli Balo ya da Ayin

    Daha sonra maskeli baloya kadar uzanan olaylar dizisi başlıyor. Piyano çalan arkadaşı ile karşılaştığı partiden sonra onun çalıştığı bara gidip görmesi, gözleri kapalı olarak piyano çaldığını ve oraya girebilmek için gerekli şifreyi öğrenmesi olayların seyrini değiştiriyor. Öğrendiği şifre Fidelio. Okulda müzik dersinde Tristan'da Tristan, Fidelio'da Fluorestan diye bir cümle hatırlıyorum.

    Öğrendiği şifrenin, Fidelio'nun, Amerika Başkanının bile bilmediği, yapılan bir gizli harekat şifresi olduğuna söylenebilir.Maskeli baloda giydiği giysiler için gittiği dükkanda karşılaştığı durum ve aldığı giysiler, dükkan sahibinin kızı ile yatmaya kalkan iki Japon'a kızması olaylarının ne olduğu henüz belli değil

    Çıplak Kadınlar

    Maskeli balo sahnesi gerçekten muhteşem bir sahne, kurgu, görüntü ve ses olarak çok etkili ve filmin en önemli sahnesi. Bu sahnede elinde sopa olan bir adam sopasıyla yere vurarak bir ayin yapıyor. Bu ayin, dini bir ayin olabilir, satanist bir ayin olabilir ve ayinde olması gereken seyirciler de burada var. Bu ayin sonunda siyah pelerinler yere düştüğünde çıplak maskeli kadın vücutları görülmekte. Bu kadınlar birlikte olmak istediği erkekleri seçip uzaklaşıyorlar ve birlikte oluyorlar. Doktor ise yakalanıp maskesini çıkarmak zorunda kalıyor, olmayan şifreyi bilmediği için. Ve ölüme mahkum edilip partide gördüğü kızın kendisini kurtarmasıyla hayatını kurtarıyor ve takip ediliyor. Bu takip sırasında öldürülüp öldürülmeyeceği, neden takip edildiği konusunda da hiçbir fikri yok ve filme önemli bir gerilim de katıyor bu sahne.

    Kendisini maskeli baloda kurtaran kızın öldüğünü öğrendikten sonra, birlikte olmak istediği ama birlikte olamadığı sokak kadını ile ilgili bir sahne de var. Sonra o kızın aids olup hastaneye kaldırıldığını da öğreniyor.

    En sonunda da kendisine partiye davet eden iş adamının, sınırları aştığı görmemesi gereken şeyleri gördüğü ve karısını yastığın üzerinde duran maske ile birlikte gördüğü sahneler de var. Ve film 'FUCK' sözcüğü ile bitiyor.

    NLP Yorumları

    Filmi inceledikten sonra yorumlara gelince, Doktorun amerikan başkanı olduğunu düşünelim. (Cruise, Clinton, Kidman, Kennedy bağlantısı). Amerikan başkanı kabul edildiği partide kendi keyfi için birşeyler yapmayı düşünürken, işadamının problemlerini de çözmek zorunda öncelikle. Amerikan Başkanının görevi bir aile doktoru gibi tedaviden çok toplumu rahatlatmak.

    Maskeli balo giysileri için girdiği dükkanda dükkan sah,binin  Japonlara kızması, Pearl Harbour'dan sonra atılan atom bombası ile çok eşdeğer. Daha sonra para karşılığında sahip olduğu değeri japonlara ve başkalarına kolaylıkla veriyor dükkan sahibi.

    Doktorun yakalanması cebindeki giysi kiralama hesap pusulasından olmakta ve burada hesap pusulası seçimi kazandığını gösteren mazbata veya belge. Bu belgeye sahip olması bile onun seçkinler grubu içine girmesine yetmiyor ve hatta oradan atılmasını sağlıyor.

    Ayin sahnesinden sonra soyunan kızlar ise halkı ifade ediyor, ve halk bildiği halde, kendisini yönetenleri seçebiliyor. Ama seçimi yaparken korunmasız ve çıplak. Seçilen kişi seçene istediğini yapabilir, hatta tecavüz bile edebilir.  Burada ayini yapan yönetenler ve seyredenler, din adamları veya buna benzer hakim güçlerin biri veya hepsi olabilir. Böylece halk  yönetilmek için değil tecavüz edilmek için seçiyoruz, bizi yönetenleri diyor Stanley Kübrick.. Bunların yüzlerini de kim olduğunu da asla göremiyoruz

    Morgda doktorun gördüğü kadın ölen veya öldürülen kadın Marilyn Monreo olabilir ve Aids'den hastalandığı için ortadan kaybolan kadın ise Monica Lewinsky. Yönetme süreleri sona erdiğinde başkanlar maskelerini çıkartıyorlar veya kendilerini takip eden adamlar tarafından suikaste kurban gidiyorlar.  Kennedyler ve Monreo İlişkisi, Clinton ve Lewinsky ilişkisi oldukça uzu zaman gündemde kalmıştı. Burada küçük bir not Marylin Monroe, yeniden gündeme gelmek isterken, menejerinin  isteğine uygun olarak intihar etmiş, ancak daha sonra kurtarılmasının engellenmesi ile ölmüş olduğunu dair dedikodular uzun zamandır dolaşıyor, nette.

    Fuck

    Filmin Fuck diye biten son sahnesinde, maskenin kadının yatağının yanında olması kadının gücü istediğini gösteriyor.  Clinton esşi Hillary Clinton'un önce başkan adayı ve daha sonrada Obama'nın yanında görev alması da filmin ve  Kübrick'in varsayımlarının doğru olduğunu gösteriyor.

    Filme bu şekilde bakıldığında gerçekten ortaya çıkan anlamlar Stanley Kübrick'in zekasına çok uygun. Paranın en önemli değer olduğu toplumda yönetenler hep aynı kalıyor ama vitrindekiler değişiyor sürekli olarak ve sahneden çekiliyorlar sıraları geldiğinde.

    Eyes Wide Open Eyes Wide Shut

    Gelelim filmin adına, Stanley Kubrick bu filmin anlaşılmayacağına çok emin ve filmin adını Eyes Wide Shut koyması da bu yüzden. Semantik olarak Eyes Wide Open olabilir veya Eyes Shut ya da Eyes Closed olabilir. Bu yüzden filmin adının filmle bir alakası yok ama filmi seyreden insanlarla çok alakası var. Filmin adı filmi seyredecek insanlar için konulmuş bana göre. İnsanların yalnızca detaylara karşı gözlerinin açık ama derin yapı anlamlarını kavramakta ne kadar yetersiz olduğunu da vurguluyor. Filmi seyreden kişiler bu filmden çok rahatsız olsalar da, basın da yorum yapan kişiler de dahil filmdeki derin yapı anlamlarını kavramakta zorlanıyorlar gibi geliyor bana.

    Orson Welles ve Kubrick

    Kübrick bu filmi hayatının son zamanlarında çektiği için yaşadığı düzeni bu kadar insafsızca ve bu kadar üstü kapalı eleştirebilmesi onun büyük yeteneğinin de en önemli göstergesi. Bir sitem eleştirisi sayılan Orson Welles'in Yurttaş Kane filmine nazire yapar gibi. Ancak onun kadar açık bir anlatım yok ama üstü kapalı olarak herşeyi anlatmış ve bu filmi de Hollywood'a dağıttırmış. Zira Amerika'da sistemi  açıkça eleştirenler sistem dışında kalır.. Yurttaş Kane filminden sonra Orson Welles'in yaşadıkları hepimizin malumu.

    Bu yazıyı yazdıktan sonra filme yeniden gideceğim ve daha başka hangi sembollerin varolduğunu da gözlemeye çalışacağım. Bu filme bu bakış veya farklı bir bakışla sizde yeniden gidin, gitmediyseniz mutlak gidin, sizde bir takım yeni önemli anlamları keşfedecek ve Eyes Wide Shut'ı , Eyes Wide Open haline getirebileceksiniz.

     Cengiz Eren, NLP Eğitmeni, İçerik Sizi Düşünmek kitabının yazarı

    http://www.erenlp.com

    Yeni Not: Bu filmin çekilmesinden uzun bir zaman sonra Bill Clinton'un karısı Hillary Clinton Başkanlığa adaylığını koydu ama seçilemedi. Yerine Gelen Trump'ın başkanlığında dünya zor günler yaşıyor. Hillary Clinton tıpkı filmdeki gibi gibi maskeyi takmak istedi ama gerçekleşmedi ve politik hayatı sona erdi.

     

    Uzun yıllar önce yazdığım bu yazıdan sonra, Hillary Clinton başkan adayı oldu ama adaylıktan çekildi, Obama Lehine. Sonrasında ise Beyaz Saray'da görev aldı. Belki Obama'dan sonraki seçimde yeniden aday olacaktır, Maskeler insan hayatının bir çok içeriğinde takılıyor olabilir. Maskelerin çıkarıldığı tek alan, yatak odası ve tek içerik ise cinsellik.  JEdgar filminde bu konu ilginç şekilde aktarılmış. Politik göndermeleri olan Eyes Wide Shut filminden etkilenerek, uzun yıllar önce bu yorumu yapmıştım. Hayat biraz da yorumlamak değil midir?

     

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    İlgili Linkler:

     

  • İnterstellar Uzaylararası

    interstallerChristopher Nolan, Batman, Demir Adam, Başlangıç gibi filmlerin yönetmeni. Stanley Kubrick, 2001 A Space Oddysey, Sırlar ve NLP yorumu.

     

     

  • Küçük Prens kİtabı ve NLP Yorumu

    Kuçük PrensKüçük Prens Kitabı ve NLP yorumu

    Antoine de Saint-Exupery'nin yazdığı, Cemal Süreya ve Tomris Uyar'ın Türkçe'ye çevirdiği bir kitap Küçük Prens. Uzun zamandır okunmaya devam ediyor. Dünyada çok sayıda dile çevrilmiş, hatta dünyada en çok okunan kitaplardan biri olduğu da söyleniyor. Son günlerde sosyal paylaşım sitelerinde kitap içindeki içinden bazı sözler ve kavramlar paylaşılmaya devam ediyor.

    Kitabı önemli kılan nedir? Neden çok okunur? Sorularına olduğu kadar Nasıl Yazılmış?, Neden yazılmış? sorularına da cevap aramak gerektiğini düşünüyorum.

    Leon Werth

    Yazar kitabını Çocukluk çağlarındaki Leon Werth'e ithaf etmiş. “Şimdiye kadar bu adamdan daha iyi bir dostum olmadı” cümlesinden Leon Werth'in kendisi için önemini anlıyoruz. “Bu adam Fransa'da oturuyor, şimdi, aç açıkta” cümlesi kitap 1943 yılında yayınlandığına göre, ikinci dünya savaşının o kişiye getirdiği zorlukları da anlıyoruz. En iyi dostunu avutmak için onu kitabının ithaf kısmına koymuş “Avutulmak ister “ cümlesi ile. Aslında kitabı yazarak esas olarak avuttuğu kişi 4 yaşındaki kendi çocukluğu.

    İthaf kısmında annesine, babasına, sevgilisine herhangi atıf yok, sadece Leon Werth için yazılmış cümleler. Nedeni ise, herhalde çok zor geçen çocukluğu olsa gerek.

    Orhan Pamuk

    Orhan Pamuk Nobel Edebiyat Ödülünü kazandığında yaptığı “Babamın Bavulu” konuşması içinde, bir tane “anne” kelimesi olmaması da ilgimi çekmişti. Annesinin kendisini sevmediğini düşünen Orhan Pamuk bunu yaparken, kendisine verilmeyen sevginin veya sevgisizliğin hesabını görüyor olabilir mi? Küçük Prens yazarı da, erken öldüğü için babasından, kendisine zorluk yaşatan ailesinden bu yüzden bahsetmiyor olabilir mi? sorusu sorulabilir.

    Babasını 4 Yaşında Kaybeden Çocuk

    Kitabın başında yazarın hayatı anlatılırken ise, 4 yaşında kont olan babasını kaybettiği yazılmış. 4 yaşında baba kaybı, ölümü bilmeyen ve tanımlayamayan bir çocuk için çok sarsıcı ve donup kalmasını sağlayan bir durum yaratacaktır. Bu durum daha sonra yaşadığı hayatının her anını etkileyecektir, sonrasında, farkında olmadan.

    Kitap içinde kendisine ait önemli bilgiler olduğu gibi, büyüklerin çocukları anlamadığına dair bilgiler de bulunmaktadır. Kendi çocukluğunda hayal gücünün ortaya çıkardıklarını büyüklerin anlamaması ve hissettiği yalnızlık derin bir şekilde hayatında sürmüş olsa gerektir yazarın. Tek kişilik uçağı ile gezerken dünyaya yukarıdan bakıp izlemeyi sağlarken yalnızlığını daha da artmakta ve devam etmektedir.

    İşte böyle altı yıl önce, büyük çöl üstünde uçağım kazaya uğrayana kadar, içimi dökecek gerçek bir dostum olmadan yapayalnız yaşadım” cümlesi yaşadığı yalnızlığın derinliğini de göstermektedir. Kitabı yazdığı zamanlarda, kitabın başında bahsedilen Leon Werth'in de hayatında olmadığını anlıyoruz.

    Yalnızlık

    Küçük Prens kitabının içine yalnızlık derinlemesine kaydedilmiş durumda. Gezegenlerde yaşayan insanların hepsi yalnız. Kral, Kendini Beğenmiş, Sarhoş, İşadamı, Bekçi, Coğrafyacı, yalnız ve hatta dünyada bile Küçük Prens'in yalnızlığı devam etmektedir. İnsanlardan çok yılanlarla, çiçeklerle ve koyunlarla sohbet etmektedir.

    Bu şekilde bakıldığında Küçük Prens yazarın kendisidir diyebiliriz. Geçirdiği kazada 4 yaşında babasının ölümü ile donup kalan çocuk yaşadığı kazada canlanmış ve kendisi kendisi ile sohbet eder hale gelmiştir.

    Bu açıdan Küçük Prens kitabı  -kendi küçük gezegeninde yaşayan çocuk-, yalnızlığı ve hüznü anlatmaktadır. Büyüklerin küçükleri anlamadığı, “Biliyor musun insan üzgün olunca gün batımının tadına daha iyi varıyor” benzeri cümleler hüznü anlatırken,  yalnız olan büyüklerin boş iilerle uğraştığı için, çocuklara “büyümeyin” mesajı da aktarmaktadır.

    Çölde sohbet sonunda kendi gezegenine çölde kum tanaleri haline gelerek kaybolarak giden Küçük Prens, yazarın kendi kaderi de olmuştur aynı zamanda. Kendisi de ikinci dünya savaşında bir keşif uçusu sırasında kaybolmuş ve uzun yıllar sonra öldüğü anlaşılmıştır.

    Stanley Kubrick 2001 Space Odyssey ve 33 yıl

    Stanley Kubrick'te 2001 Uzay Yolu macerasında son sahneyi çekerken kendi kaderini yazdığını bilmiyordu büyük bir olasılıkla. O da filmin bu sahnesinde yatakta yatan yaşlı Dave Bowman'ın monolith ile karşılaşma sahnesinde olduğu gibi, kendi yatağında kalp krizinden vefat etmiştir. 1968 yılında çektiği film sahnesi, 1999 yılında kaderi olmuş ve 2001 yılını görememiştir. Filmin senaryo yazımından itibaren, çekiminin de iki yıl sürdüğünü Arthur C. Clarke'ın The Lost World's of 2001 günlüğünden anlıyoruz. Film yayınlandığı tarihten 33 yıl sonrasını anlatacaktır. Film çalışmaları 1966 yılında başlandığına göre, 33 yıl sonrası 1999 olacaktır, 

    1920 ve Mustafa Kemal

    Küçük Prens kitabında ise bir tek tarih vardır, 1920 yılı. "Asteroid B-612'yi bulan Türk'ün fes ve şalvar giydiği için dikkate alınmamış,büyükler böyledir” işte cümlesi ile paragraf sonlanmış. Sonrasında yazılan cümleler ise daha ilginç. “Bereket versin Asteroid B-612'nin onurunu kurtarmak için “dediği dedik” bir Türk Önderi tutmuş, bir yasa koymuş. Herkes bundan böyle Avrupalılar gibi giyinecek, uymayanlar ölüm cezasına çarptırılacak. 1920 yılında aynı gökbilimci bu kez çok şik giysiler içinde Kurultay'a gelmiş. Tabii bütün üyeler görüşüne katılmışlar”.

    Bu cümlelerde anlatılan Mustafa Kemal Atatürk'tür. Dediği dedik ve uymayanların asılacakları cümleleri ise oldukça ağır. 1920 yılında meclis kurulduğunda kıyafet devrimi henüz yapılmamıştı. Yazar kılık kıyafetin Avrupalılar için önemini anlatmaya çalışırken, Mustafa Kemal'i de bu kitabı okuyanların zihnine adını vermeden diktatör olarak kaydetmeye çalışmaktadır. Ayrıca büyüklerin ancak asılmaktan korktukları için değişebildiklerine dair mesaj da göz ardı edilmemelidir.

    İçinde tarih, coğrafya, matematik bilgilerinin yer aldığı kitap, çocukları yalnızlaştıracak, onları hayali arkadaşlarla iletişim kurmaya zorlayacak, hüznü ve acıyı yaşamayı kolaylaştıracaktır.

    NLP Teknikleri Örgüsü

    Kitabın örgüsü ve bölümlerin birbiri ile bağlantıları NLP teknikleri açısından bakıldığında güzeldir. Her bölümde bir bölüm öncesine veya dha sonraki bölümde okunacak bölümlere çağrışım bağlantıları kurulmaktadır. NLP Bilgileri ve teknikleri açısından kitabın nasıl yazıldığı başka bir yazının konusudur.

    Yazar ve Marillyn Hewson

    4 yaşında babasını kaybeden çocuk, çektiği acı ve duyguları, babasını kaybetmeyen çocukların da yaşamasını sağlamaya çalışmaktadır, tıpkı babası küçük yaşta ölen Marillyn Hewson'un, bugün Lockheed Martin CEO'su olarak üretilen savaş silahları ile (F-35'de bu silahlardan biri) erkek ölümünü yaygınlaştırmaya sağlaması gibi.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

     

  • Metropolis FRitz Lang filmi

    Sessiz sinemanın en önemli filmlerinden biri olan Metropolis Fritz Lang tarafından yönetilmiştir. Aşağıdakiler, yukarıdakiler, çalışanlar, sistem sahipleri arasındaki bağlantıları gösteren bu filmden sonra, Almanya'ya Nazi rejimi gelmiş ve Fritz Lang ülkesini terketmiştir. Herkesin olduğu gibi, sinema eğitimi gören her öğrencinin  mutlaka seyretmesi gereken filmdir, ayrıca.

    Alt katta güneş görmeden çalışan işci sınıfı, üst katta güneşli günler içinde yaşayan yöneticiler. O günün teknik imkanları ile farklı bakış açısıve çevre düzenlemesi ile çelişkiler gayet güzel aktarılmış. Filmi izledikten sonra yorumlarınızı yazabilirsiniz.

     

     

    Görsel ve yaratıcı görüntüleri ile bir çok filme ilham veren Metropolis'i izlemenizi ve yorumlamanızı isterim. Film aslında siyah beyaz olmasına rağmen buradan orijinal halini izleyebilirsiniz.

     

    Cengiz Eren

     

     

     

    #fritz #lang #metropolis #film #yorum

     

  • Napoli Veleta Napoli Sırları by Ferzan Özpetek

    Napoli Velata Napoli SırlarıNapoli Veleta Napoli Sırları by Ferzan Özpetek

    Evler, evlerin barındırdığı sırlar, geçmişte yaşananlar, ve bir şehir: Napoli Sırları. Napoli Veneta adındaki Veneta vendetta kelimesi ile de çağrışım yapıyor. Sırlar ve İntikam.

    Filmi seyretmeye başladığınızda bir başyapıt ile karşılacağınızı farkediyorsunuz. Ferzan Özpetek'in önceki filmlerinden daha farklı ve bir ustalık eseri.

    İçinde kadın erkek ilişkilerinden, sosyal hayata, sanat hayatından şehrin kültürel yapısına ait çok sayıda bilgiyi de veriyor. Bu anlamda şehrin turistik alanlarını ve arkeoloji müzesi içindeki eserleri de görebiliyorsunuz, Ferzan Özpetek bakış açısı ile. Filmin arka planında yer alan baston ie yürüyen kişiler de görmeden görenleri ve gördüklerini göremeyen bir çok insan. Stanley Kubrick'in Eyes Wide Shut filmini bana anımsattı. O filmde de cinsel bir konu işleniyor görünürken, arka planda çok sayıda sırların aktarılması ama bu sırları kimsenin farketmemesi yüzünden filmin adının Gözü Tamamen Kapalı olmasını sağlıyordu.

    Cinsel mesajlarla başlayan film – merdiven, aktif pasif birliktelik, erkeğin doğurtulması- sonrasında hayaller halisünasyonlar, ruhlar aleminde de dolaşıyor.

    Çocukluk travmasının yarattığı sonuçları filmde görebiliyoruz. Kaybeden kız çocuğu kaybetmeye devam ediyor. Kendisi kaybetmek istemese de kaybediyor. Çözüm buluyor, bulmaya çalışıyor ama kendisi de geçek dünyadan kopmaya başlıyor.  

    Maskeler, açgözlülük ve göz ile aktarılan mesajlar ve üzerine tül perdesi örtülen gerçekler. İsa'nın yüzü bile tül perde ile örtülmüş durumda. Gerçekler hiçbir zaman görülmek istenmezler.  Gerçekler üzerine hep bir tül örtülür, kendi zihnimizde.

    Filmde bağlantılar içiçe işlenmiş durumda. Cinayet, yaşanamamış aşklar, yaşanmış aşklar, bir gecelik aşklar, cinsel tercihler hepsi gözler önüne seriliyor ama film içinde neler anllatıldığını takip etmeye çalışırken gözardı edilebiliyor.

    İnsan zihninin ve yaşanan tecrübelerin insan hayatına etkilerini de anlatan Napoli Sırları, mutlaka görülmesi gereken film denebilir. Yaşanan tecrübeler hayatımızı hiç düşünmediğimiz şekilde günümüzü ve geleceğimizi etkiliyor, bunu bilgi aktardığım  zihinsel detoks programlarından biliyorum.

    Bu kadar çok sayıda aile ve kadın cinayetinin işlendiği ülkemizde, bunlara şahit olan çocukların yaşayacakları hakkında da bilgi veriyor, hepimize. Sevgi arayışi ve bir günlük yaşanan cinselliğin insan hayatı üzerine etkisi de gösterilmeye çalışılıyor.

    Filmdeki iki önemli detay ise ruh kovma seansı ve otopsi sahneleri. Otopside en küçük detayları görebilen kişinin kendi hayatındaki önemli gerçekleri göremiyor olması ve gözleri olmayan insanlardan daha göremez olduğunu görüyoruz. Filmdeki metal içindeki göz ile anlatılmaya çalışıyor.

    Sonuç: Seyredilmesi gereken bir film. Hikayenin örgüsünden dolayı bir defa seyredildiğinde anlaşılması oldukça zor olabilir. Ferzan Özpetek seyirciyi filmin içine çekmeye çalışırken sırlar ve maskeler varolmaya devam ediyor.

    Her filminde olduğu gibi bu filminde de görsel ve sanatsal açıdan çok başarılı ve seyrederken siz kendinizi orada ve o anda hissediyorsunuz. Kubrick hassasiyetinde çekilmiş filmde onun çektiği Otomatik Portakal filminde Ludovico kelimesine bir çağrışım bulabilirsiniz.

    Bir evin içinde bir şehre, bir şehirden insan hayatının geçmişine doğru çok boyutlu bağlantıları zihinsel görsel süreçlerde barındırıyor. İleriye doğruyaptığımız hareketlerin bizi geçmiş duyguları canlandırması ve bunların etkilerini görmek oldukça zihin açıcı.

    Bir başyapıt sayılabilecek bu filmi Seyretmenizi tavsiye ederim.

    Cengiz Eren

    http://www.erenlp.com

    İlgili Linkler:

    Magnifico Presenza Şahane Misafir Ferzan Özpetek

    Şahane Misafir Bir Ferzan Özpetek Filmi

    Spartacus Bir Stanley Kubrick Filmi

    Eyes Wide Shut Gözü Tamamen Kapalı Stanley Kübrick Tom Cruise Nicole Kidman

    Stanley Kubrick

    2001 A Space Odyssey Sırları

     

  • Spartacus Bir Stanley Kubrick Filmi

    Spartacus

    Spartacus filminin yeni versiyonu geliyormuş. !4 Aralıkta sinemalarda diye yazıyordu. Spartacus bir Stanley Kubrick filmi. Zamanının en tartışılan yönetmenlerinden biri. Her filminde bir üst mesaj (cover story) bulunurken, alt mesaj olarak bir sürü mesajları aktarmakta.Kimse görmüyor veya dikkat etmiyor olabilir mi?


    Spartacus Kölelerin başkaldırısının hikayesi. Kölelikten kurtulmak ve kendi ülkelerine dönebilmek tek istekleri olduğu halde, çaresizce savaşmaya devam edeceklerdir. Roma imparatorluğunun seçkinleri ve senatosu arasındaki çekişmeleri gözler önüne seriyor film.

    Filmin Kadrosu önemli. Kirk Douglas Spartacus'u oynuyor. Laurence Olivier, Jean Simmons, Charles Laughton, Peter Ustinov, John Gavin ve Tony Curtis oyuncuları. Bu film ile Tony Curtis en iyi yardımcı oyuncu Oscar'ını da almış.

    Çalıştığı madende bir askerin achille tandonunu ısırarak sakatlayan Spartacus, dişlerinin sağlam olmasından dolayı Gladyatör okuluna seçilir. Orada ise ağır bir eğitim görecek ve sonra da ölümüne savaşmak üzere Roma'lı seçkinlere satılacaktır. Ancak gelişmeler böyle olmaz ve isyan çıkar. Gladyatörler yaşadıkları hapis hayatından kurtulurlar. Sonra da diğer köleleri özgürleştirerek yollarına devam ederler. Amaçları yağmaladıkları değerli metal ve mücevherler vererek kendi ülkelerine gidip özgürce yaşamak isterler.

    Ancak durum böyle olmaz ve kendilerini götürecek gemiler Komutan Crassus korsanlarla anlaşarak, gitmelerini engeller. Roma üzerine yürümeye başlayan kölelerden Roma'yı kurtarabilecek tek kişi Crassus'tur ve Senato bu yüzden kendisini birinci konsül tayin eder. Bu tam anlamıyla diktatörlük demektir. Roma'yı sevmek ve Roma'nın hizmetkarı olmak seçkinlerin işidir. Daha sonra tarih sahnesine çıkacak olan Sezar'da Crassus ile işbirlği yapar.

    Sonunda 3 ayrı lejyonun birleşmesi ile köleler savaşı kaybederler ve hepsi çarmıha gerilirler. Hristiyanlığın başlangıç dönemleridir.

    Senato'daki güç çekişmleri, daha sonra adı konacak olan bizans oyunlarının başlangıcı da burada oynanmaktadır. Gracchus ve Crassus arasındaki çekişmeler ve replikler önemli. "Roma herkes için bir anne gibidir ama Crassus kibarca söylemek gerekirse Roma ile evlenmek istiyor" cümlesi bunlardan biri.

    Kölelerin isyanı sona ermiştir ve Spartacus efsanesi ise devam eder. Bu anlamda Crassus istediğine ulaşamamıştır. ilk defa 70 mm olarak çekilen filmdeki çok etkili savaş sahneleri görülmeye değer. Düzenli Roma ordusu ile köle gladyatör ordusunun savaş stratejisi görsel olarak güzel şekilde anlatılmış. Çok kalabalık bir kadro ile çevrilen film, zamanına göre süper bir yapım ve daha sonra çekilecek olan Kleopatra filmine de ilham vermiş olsa gerektir.

    Köle olan Varinia, Spartacus ve Crassus arasında bir aşk üçgeni de kurulmuştur. Jean Simmons'un oynadığı Varinia Spartacus'ten özgür bir bebeğe sahip olur. Gracchus'un kurtardığı Varinia yoluna devam eder. Gracchus ise sürgüne gitmemek için intihar seçeneğini kullanır.

    Filmin hikayesi böyle. Ama filmde ilginç alt mesajlar var. Filmin senaristi Dalton Trumbo Mccarthy dönemindeki Komünist avına yakalananlardan. Hollywood tarafından da aforoz edilmiş durumda. Spartacus filminin çekilmesini sağlayan kişi ise, filmin yönetici yapımcılığını da yapan Kirk Douglas. Kendisi olmasa bu senaryo yazarı kabul edilebilir olmayabilirdi, diye yazıyor Wikipedia.

    Spartacus Stanley Kubrick Filmi

    Yüzeyde isyanın bastrılmış olduğu gösterilerken, McCarthy dönemindeki insan avı, filmde "devlet düşmanları biliniyor,tutuklamalar devam ediyor, hapisaneler dolmaya başladı. Her şehir ve eyalette sadakatsizler tutuklanmaya başladı." Crassus'un bu repliği Dalton Trumbo'nun ve Stanley Kubrick'in McCarthy dönemini film içinde kayda geçirdiğini gösteriyor.

    Kubrick böylece tarihe bir kayıt da koymuş oluyor. FBI'ın insanları dinlediği, komünist avı yapılarak insanların suçlandığı, suçlanan
    insanların başkalarını da suçlamalarının istendiği bu baskılı dönem film içine bu şekilde aktarılmış durumda. Enemy of the Sates olarak suçlandığınızda iş yapamıyorsunuz, çalışıyorsanız işinizden atılıyorsunuz. Bu dönem incelendiğinizde sayısız insanın cezalandırıldığını öğrenebilirsiniz. Bu şekilde cezalandırmalar ise, filmde çarmıha gerilen 6000 kişi ile anlatılmış. Kamuoyu önünde suçlanan, işten atılan, dışlanan, binlerce insan. Onlarda kamuoyu önünde çarmıha gerilmişlerdi. Bizde yaşanan Ergenekon sürecinde de binlerce insan cezaevine konularak kapatıldı.

    Tabii Amerika'da yaşanan bu dönemin bizdeki etkileri de komünistlerin toplandığı ve Nazım Hikmet'n yurt dışına kaçtığı dönemler.

    Stanley Kubrick bu filminde hem görsel olarak, hem oyuncu kalitesi olarak bugün bile hala kolaylıkla seyredilebilecek bir gerçekleştirmiş. Üst mesajlarla birlikte alt mesajları yukarıda anlatılan şekilde organize etmiş. Bunu da üst mesaj olarak aşk, savaş, kölelik, senato oyunlarını verirken, film içine çok da iyi gizlemiş. Son filminin adını Eyes Wide Shut koyması da bunları kimsenin farketmediğini anlatmaya çalışması ile ilgili. Film bu anlamda bir başyapıt.

    Bakalım 14 Aralık'ta vizyona girecek Yeni Spartacus, nasıl bir etki yaratacak ve bu filmden ne gibi çağrışımları ortaya çıkaracak. Seyredeceğiz.

     

TOP