genel yayın yönetmeni

 

  • Ayrışma, Kendine yabancılaşma

    AyrışmaDaha Dans Edicem Ayrışma

    Yaşadığınız bir iyi, bir de kötü tecrübeyi hatırlamanızı istesem? Gözünüzün önüne bir yaşadığınız tecrübeler gelecektir. Bu tecrübelerin neden geldiği başka bir yazının konusu ama nasıl geldiği önemli.

    Bu görüntüler kendiniz var iseniz, kendinizi izliyorsunuz anlamına gelecektir. Eğer görüntü içinde kendini göremiyor ve olayı kendi gözlerinizden görür gibi oluyorsanız, durum biraz daha farklı olacaktır. Burada iyi ve kötü tecrübe sorulduğuna göre hangisinde sorusunu da sormak gerekiyor.


    Eğer her iki durumda da kendinizi görüntü içinde görüyor veya izliyorsanız, bunun adına ayrışma diyebiliriz. Kişiler yaşadıkları ktü bir tecrübedeki duyguları hissetmemek için kendilerini dışarıya alıp, olayı başka biri yaşamış gibi hissedebilirler. Yaşanan duyguların şiddeti bu ayrışmayı arttırabilir.

    İnsanın kendi gözleri ile kendisini görmesi mümkün olmadığı halde, zihinsel süreçlerde bu kolaylıkla gerçekleşebilir. Aynada gördüğümüz kendimizin tersi, fotoğraflarda gördüğümüz ise, geçmiş bir görüntüye bakış anlamına gelir.

    Sezen Aksu'nun içinde acı olan şarkısı için de bu anlatılır. Şarkı içindeki acı ifade eden kelimeler bold, ayrışma ifade eden kelimeler ise bold-italik olarak gösterilmiştir.

    Sezen Aksu - Farkındayım

    Ne yapsan olmuyor gözüm

    Terk etmiyor bizi hüzün

    Bir macera yaşamak dediğin

    Küçük zamanlar harmanı

    Sevildiğin, üzüldüğün

    Hatırlamaktan ibaret

    Hatıralar nihayet

    Tesellisi çok zor sözün

    Ne gemiler yaktım

    Ne gemiler yaktım

    O kadar yandı ki canım

    Sonunda karşıdan baktım

    Ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım

    Bu kızı yeniden büyütmeliyim

    Kor ateşlerde yürütmeliyim

    Değirmenlerde öğütmeliyim

    Farkındayım

    Farkındayım

    Kazanmalı, kaybetmeliyim

    Aşk uğruna harp etmeliyim

    Kendini seçemiyorsun

    Bırakıp kaçamıyorsun

    Yazmadığın bir hikayede

    Uzun ya da kısa vadede

    Az biraz keşfediyorsun

    Öteki olabilmeyi

    Yerine koyabilmeyi

    Geride durabilmeyi öğreniyorsun

    Kaynak <http://sarki.alternatifim.com/sarkici/sezen-aksu/farkindayim>

    Farkındayım şarkısında , O kadar yandı ki canım,Sonunda karşıdan baktım, Ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktımkelimeleri ayrışmanın nasıl gerçekleştiğini ifade etmektedir. Çok acı çeken kişiler, yaşanan tecrübelerde bu acıyı çekmemek için kendilerinden uzaklaşır ve bu tecrübeleri başkası yaşamaış gibi algıladıklarından, geömişte yaşadıkları hissetmediklerini düşünürler, pek öyle olmasa da.Ayrışmayı anlatan bir başka güzel örnek Murat Çelikkan'ın yazdığı Deniz Türkali ile yapılan nehir röportajda kendisini anlattığı Daha Dans Edicem kitabında da görülebilir.

    Daha Dans Edicem kitabından

    Murat Çelikkan'ın sorduğu “Sahnede heyecanlanır mıydın?” sorusuna verilen cevap bu anlamda önemli. (Daha Dans Edicem Sayfa 131-132)

    "Provalarda heyecanlanıp, sahneye çıkarken sakin olmak çoğu atkadaşımın saşırtan özelliklerimden biri oldu, her zaman. Hala geçerli bu. Oyunculuğun en sevdiğim yanı hep provalar oldu. Oyunculuk büyülü bir şeydi benim için, hala da öyle... Kendim olmaktan çıkıp bir başkası olmak... O insanı kendinde aramak... Bedenini tanımak, kontrol etmeyi öğrenmek, sesini, nefesini kullanmayı öğrenmek, duygularını tanımak ve yönlendirmek, duygu geçişlerini kontrol altına almak, farkındalık, kendini seyretmeyi öğrenmekve her seferinde kendinde yeni birşeyler keşfedip şaşmak. Oyunculuk çalışmak kadar beni mutlu eden şey herhalde çok az oldu."

    Eğer herhamgi bir içerikte kendinizi izliyorsanız, kendinizden ayrışmış olduğunuzu farketmelisiniz.  Ayrışmanın olduğu durumların size acı vermediğini düşünsenizde, ayrışmanın sona erdiği anlarda kendinizi çok kötü hissedebilirsiniz. Başkası yaşamış gibi hissettiğini tecrübelerdeki duyguları tüm gerçekliği ile ayrışmanın sona erdiği anlarda ve aniden hissedebilir ve gözyaşlarına boğulabilirsiniz.

    Böyle bir durum var ise, en kısa zamanda değişime ihtiyacınızın olduğunu anlamak ve bu yolda adımlar atmak yerinde olur. Tabii, siz bilirsiniz ve karar sızın.

    Daha Dans Edicem kitabını bu açıdan da okumanız yerinde olacaktır.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    Bu örnekleri verdikleri için Sezen Aksu ve Deniz Türkali'ye teşekkür ediyorum.

    http://www.erenlp.com

    #cengizeren #sezenaksu #deniztürkali #muratçelikkan #farkındayım #dahadansedicem #nlp #ayrışma #kendineyabancılaşma

     

  • Dogtooth Köpek Dişi Film Yorumu

    Dogtooth film yorumu köpekdişiDoogtooth Köpek Dişi

    Bana tavsiye edilen ikinci Filmin adı ise Dogtooth'du. Bu film beni diğerinden daha çok etkiledi. Zira çocuklara uygulanan eğitim modeline bakıldığında benzer bir uygulama söz konusu.

    Aile ve Eve Kapatılan Çocukları

    Film bir evde geçer. Anne, baba ve çocuklar. Ancak annenin korkusu dolayısı ile çocuklar hiç evden çıkarılmazlar ve çıkamazlar. Yaşamları bahçeli evin duvarları arasında geçmektedir. Evde telefon saklıdır ve tuzluk telefon olarak adlandırılmaktadır. Cinsellik mekanik şekilde yaşanır ve hiçbir duygu yoktur. Anne çocuklarını dış dünyadan koruma adına bunları yaparken, çocuklar da bunu kabullenmişlerdir.  Dışarısı onlar için yoktur. Evden sadece baba işine gitmekte ve gelmektedir. 

    Sınırlı Bir Dünya

    Çocukların hazırladığı partiler ve eğlenceler de aynı şekilde kendi kendilerinedir. Televizyon, bilgisaya yoktur. Dış dünyadan hiçbir bilgi girişi olmamaktadır. Zihinlere konan sınırlar hiç açılmamak üzere devam edeceği düşünülürken, değişim de farkında olmadan başlar. Filmde çok etkili çekimler ve sahneler var. Bunlardan biri babanın ev dışında birşey ararken çocukların  kapının dışına sadece kafalarını uzatma sahnesidir. Dış dünya tehlikelidir, mesajı derinden verilmektedir, çocukların zihnine.

    Eğitim Sistemi ve Oluşturulan Sınırlar

    Filmi iki noktada yorumlamak gereğini hissettim. Bunlardan birincisi aslında eğitim sistemi ile zihnimize çok sayıda bilgi aktarılmakta ve bu bilgiler zihinsel yapımızı oluşturmakta ve sınırlamaktadır, bence. Geçmişte bulunan bilimsel olduğu söylenen bilgilerin zihnimize yerleşmesi bu bilgileri üreten kişilere olması gerekenden fazla önem verilmesini ve zihnimizde sınır oluştuğurduğunu farketmemiz gerekiyor. Farkında olmadan oluşan bu sınırın farkına varılmadığı sürece aşılması da mümkün olmayacaktır. Elma dediğimizde hem Havva ve  hem de Newton aklımıza gelmektedir. Newton'un yaşadığı çağda mesih beklentisinde olan bir kişi olduğundan bahsedilmemektedir. Aynı şekilde Kristof Kolomb Portekiz kralını mesih olarak görmekte ve kendisini ise İncil'de yazılı yeni yerler bulma ve bin yıllık altınçağ beklentisini gerçekleştirecek kişi olarak algılamaktadır.  Sabetayist Bilgeler kitabı mesih beklentisinin nedenlerini ve kimlerin mesihi nasıl beklediği ve aşgıladığını yazmaktadır. Kristof Kolomb seyahatinden geri dönmeyi düşünürken, kendisinin vahiy aldığını duymakta ve böylece yoluna devam etmektedir.

    Bİlginin Oluşturduğu Sınırlar

    Bu anlamda bilgi sınır yaratabilir. Filmde geçen evi bir okul olarak düşünürsek, orada aktarılan sınırların ne kadar çarpıcı olduğunu anlayabiliriz. Filmi bir eğitim eleştirisi olarak ele almak çok mümkün hale gelmektedir. Ancak insan zihnine ne kadar sınır koyarsanız koyun, sonuçta insan sınırlarını dışına bir şekilde çıkmaya çalışacak ve bunu köpek dişini bile kırarak sağlayacaktır. Truman Show filminde olduğu gibi Adem elma yediği için kendi cennetinden kovulmamış, Havva'nın peşinden exit yazısı yazan stüdyo kapısına gelmiş ve sınırı aşmıştır. Sınırlı bir ortamdan yine yine sınırlı bir ortama hareket edilse bile, hareket başlamış demektir. Bundan sonra hareket devam edecek ve hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktır.

    Anne Ve Babalar Konan Kurallar

    Bunun kadar önemli bir nokta ise anne ve babaların çocuklarını korumak için onların gelişmesini nasıl engellediğine dair veridir, filmde anlatılan. Anne veya baba veya anne ve baba çocuklarını dış dünyadan korumaya çalışırken düşünüldüğünden çok daha fazla zarar vermektedirler, farkında olmadan. Onların doğa ve insanla olan bağlantılarını kesmekte ve bilgi alma süreçlerini sınırlamakta ve kendilerine bağımlı hale gelmesini sağlamaktadır. Kendi yaşadıklarını yaşamasın diye çabalayan ebeveyn farkında olmadan çocuklarının kendileri ile aynı sonuçlarla karşı karşıya kaldığını göreceklerdir, yıllar geçtikten sonra. Çok sevdikleri ve sorunlu olduğunu düşündükleri çocuklarını oradan oraya kaçırarak veya evlerinde saklayarak önlara verdikleri zarar görülemez hale gelmektedir. Doğal olarak kendisini çok sevdiğini düşündüğü ebeveynini kırmamak ve üzmemek için kendi kararlarından vazgeçebilecektir, kolaylıkla.

    Anne Sevgisi

    Kendi örneğimde annenin fazla sevgi vermesinin sorun olduğunu çoktandır farketmiştim. Okullarda verdiğim seminerlerde öğretmenini çok seven öğrencinin öğretmeni gibi olmaya çalışarak diğer fırsat ve seçenekleri göremez olması da ona verilen bir zarardır. Basketbol, tenis, voleybol oynarken, yüzerken, yoga, reiki, tango yaparken dışarıdan alınan emirleri uygulayan kişilerin yapabileceği çok fazla birşey olmadığını farketmeleri için uzun zaman geçmesi gerekecektir. Annesinin memnun etmeye çalışan küçük çocuk, daha sonra koçunu, antrenörünü, ustasını memnun etmeye çalışacak, aldıkları emirleri yerine getirerek onları da mutlu etmeye çalışacaktır, tıpkı annesini veya babasını mulu etmeye çalıştığı gibi.

    Sorunlar

    Hele anne veya baba, anne ve baba, birlikte veya ayrı ayrı çocuğunun sorunlu olduğunu düşünmeye başlamışsa çocuklarda sorunların arttığı görülecektir. Gördüğüm örnekler bana hep şunu farkettirdi. Anne veya baba kendi sorunlarından uzaklaşmak için çocuklarının sorunlarına yönelmekte ve böylece bir rahatlama sağlamaktadır. Kendi sorunları çözülmeden durduğu için değişim bir türlü gerçekleşememektedir. Annesinin veya babasının hayatının  kendisine hayatına adandığını gören çocuk ise kaç yaşında olursa olsun, onların mutsuz olduğunu görmemek için sorunlarını devam ettirecektir. Zira kendi sorunları çözüldüğünde anne ve/veya baba daha sert sorunlarla- "yaşanmak istenen" ama yaşanamayan ve benim "yaşanılasılıksız" diye adlandırdığım kavrama uygun olarak - karşı karşı karşıya kalacaktır.

    Dogtooth Filmi ve NLP Yorumu

    Bu yüzden Dogtooth filmi önemli. Sınırların aşılması için diş kırmaya gerek yok, acı çekmeye gerek yok. Elif Safak "bize acıyı en çok sevdiklerimiz verir" derken bir noktayı atlamış durumda. Aşırı sevgi vererek çocuğunu kendisine bağımlı hale getiren ve "içeriye" kapatan anne ve babalar da aynı şekilde sevgi ile zarar vermektedirler. Filmin bana düşündürdükleri bunlardı. Bu filmleri öneren arkadaşıma da buradan teşekkür ediyorum.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    İlgili Linkler :

    Lion Oscar adayı bir film

    Trumbo oscar adayı bir film

    Hero Kahraman Film Yorumu

    The Trial, Dava Orson Welles\'in Kafka Yorumu

    2001 A Space Odyssey Sırları

     

  • Ertuğrul Özkök

    ertuğrul özkök nlp teknikleri ile açıklama2007 Yılında Ertuğrul Özkök ile ilgili bir yazı yazmıştım. Hem de yılbaşından hemen önce. Bu yılbaşından önce de yeni bir yazı var. Ertuğrul Özkök yayın hayatında önemli bir fenomen. Hem attığı manşetler, yazdıkları söyledikleri , basına kazandırdığı gazeteciler ile önemli sonuçlara imza atmış bir kişi. Şimdi ise Hürriyet'teki kendi köşesinde ve yabancı gazetelerde yazılar yazıyor, en önemlisi de Yeditepe Üniversitesi'nde ders veriyor olmasi. Derslerine Ahmet Hakan, Oray Eğin ve Yılmaz Özdil'i de davet etmesi ilginç. Okuyacağınız yazı Ertuğrul Özkök'ü daha yakından tanımanız açısından yararlı olacaktır. Bu vesile ile yeni yılınızı kutluyor, başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum.

     

  • Ertuğrul Özkök Arama Trendleri

    Ertuğrul Özkök Arama Trendleri

     Ertuğrul Özkök. Türk basın tarihinin önemli isimlerinden biri. 20 yıl Hürriyet gazetesi gibi önemli ve etkili bir gazetenin başında olabilmek büyük başarı sayılabilir.  Ama daha önemli başarısı hem gazeteciliğe taşıdığı "sit-com" gazetecilik kavramı ve hem de yeni yazarlar bulmak konusundaki yeteneği.  Aynı zamanda geçmişten gelen DJ özelliğinden dolayı, attığı manşetlerle toplumun "mood'unu" şekillendirebilmiş olması. Bunlar gerçekten önemli özellikler. Lider olan kişinin kavram üretmesi en önemli saydığım içerik. Kavram üretmek.

    Erol Simavi

    Erol Simavi'den çok şey öğrenmiş olduğunu düşünüyorum. Öğrendiklerini kullandığı ve esnek olabildiği için bu kadar uzun zaman görevde kalmış durumda.  2007 yılında Tayyip Erdoğan ve AKP'nin gücünü arttıracağını farkedememiş olması en büyük hatası. Örneğin bu dönemi ve durumu  farkeden Cüneyt Özdemir, Soner Yalçın'dan ayrılıp yeni oluşan güce doğru akmış durumda. 411 El Kaosa Kalktı manşeti ile Ertuğrul Özkök, ilk önemli tepkisini hükümetten görmeye başlıyor. Daha sonra ise Başbakan'ın Anayasa Mahkemesindeki kapatma davası için kendisinden istediği desteği vermeyeceği de anlaşılıyor.  Yazdığı yazıda Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı ve Hürriyet Cumhuriyetinin Üst Yöneticisi görüştüler cümlelerini yazıya döküyor. Bu ise onun genel yayın yönetmenliğinin sonu olmasını sağlıyor.

    Kendisi çok sayıda köşe yazarını kazandırmış durumda. Ahmet Hakan, Serdar Turgut, Ayşe Arman, Kanat Atkaya, Serdar Turgut ve daha bir çok kişi onun üretimi sayılabilir.  Bu konudaki yeteneğini takdir etmek gerekiyor ve bu isimler basında hala etkin durumda.

     

    En sevmediği şeyin ter kokusu olduğunu yazılarından biliyoruz.  En büyük kabusu ise rüyalarında gördüğü çamurlu yollara dönmek ve kalabalık minibüslere binmek olduğu söylenir.

    Google arama trendlerine bakıldığında 2005 yılından itibaren yükselen trendi, en yüksek noktayı Hürriyet Gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrılması ile yakaladığı görüyoruz.  Ayrıldıktan sonra yazdığı yazılarda kızgınlık hissedilse bile son dönemdeki yazılarının daha bilgece olduğu söylenebilir.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

     

     

  • Ferrarisini Satan Bilgeden sonra Secret için Köşe yazarını satan Yayıncı

    Ferrarisini satan bilgeden sonra köşe yazarını satan yayıncı
    İlginç bir durum sayılabilir. Son günlerin gündemde olan kitabı Secret'in yayıncısı  Biro Gündoğdu Rhonda Byrne ile röportaj yapabileceğini Ayşe Arman'a iletir. Ayşe Arman'da bu isteği kabul eder ve sorular hazırlar. Sonrasında öğrenilir ki, soruları cevaplayan kitabın yazarı değildir. Halkla ilişkiler firmasının adresini illegal olarak kullanan Birol Gündoğdu sorulara cevapları kendisi vermiş ve Amerika'dan gelmiş gibi Ayşe Arman'a göndermiştir.
     
    Böylece Birol Gündoğdu'nun Secret'inin e olduğu anlaşılır. Daha önce de Ferrarisini Satan Bilge kitabını yayınlayan Birol Gündoğdu'nun basınla ilişkilerinin ne kadar iyi olduğunu da göstermektedir. Sonuç Secret balonu yayıncısı sayesinde sönmüştür ve yaptıkları hukuki olarak suç teşkil etmektedir. Birol Gündoğdu için tek Secret'in "para" olduğu anlaşılmıştır ve büyük bir olasılıkla yayıncılık   hayatı sona erecektir. Böylece gazete köşelerinde OWO OWO bitirilimeyen OWO kitapları ve yayınevi biter. Ayşe Arman'in Hürriyet Gazetesindeki yazısı aşağıda. Dikkatli olarak okunması yararlı olacaktır.
     

    Ayşe Arman Yazısı

    Hayatta bir şey daha geldi başıma. Bir şey daha öğrendim.

    İnanılır gibi değil. Yıllar önce Stern Dergisi’nde olanlara, "Yok artık daha neler!" demiştim. Hitler’in anılarını satın alıp yayınlamışlardı, sahte çıkmıştı. Özür dilemişlerdi okurlardan. Hayretlere düşmüştüm. Düşmeyeceksin demek ki... Başıma geldi. ’Ortalıkta çok konuşulan, her yerde sözü edilen Secret kitabının yazarıyla röportaj yapmak ister misin?" diye sordu Türkiye’de kitabı basan yayınevi.

    Owo Mia. Sahibi, Birol Gündoğdu. Daha önce de "Ferrari’sini Satan Bilge"yi yayınlamıştı. Etrafımda küçük bir araştırma yaptım; dalga geçenler de vardı, ciddiye alanlar da ama kimse kayıtsız değildi, herkes için şöyle ya da böyle Secret, bir şey ifade ediyordu. Ben de "İsterim" dedim. DHL ile kitabın Türkçesi ve cd’si geldi. Ve yazar hakkında tüm dünyada çıkmış dokümanlar. Ayrıca Amerika’daki PR şirketi Edelman’la, Birol Gündoğdu’nun yaptığı yazışmalar. Dünyada pek çok gazeteci Rhonda Byrne ile röportaj yapmak istiyordu ve onlara değil, bana kısmet oluyordu. Talih kuşu ayağıma gelmişti. Oturdum, çalıştım. Sorular çıkardım, tercüme ettim, Birol Gündoğdu’ya yolladım. Ve beklemeye geçtim. Birkaç gün içinde cevaplar Türkçe’ye çevrilmiş olarak geldi. İki, üç soru haricinde hepsi cevaplanmıştı. Doğrusu huylanmadım. Çünkü cevaplar İngilizce verilmiş sonra Türkçe’ye çevrilmişti. Yer yer Türkçesini düzelttiğim bile oldu. Hatta metnin sonu, "Seninle uzun bir yolculuğumuz oldu..." (We had a long journey with you) diye bitiyordu. Türkçe’de böyle bir veda şekli olmadığından, tamamen çeviri olarak algıladım. Şüphelenmedim. * Allah’tan arkadaşlarım var... Kolu dünyanın her tarafına uzanabilen arkadaşlarım... Birkaç gün önce Gonca’dan (Karakaş) bir telefon geldi, "Ayşeciğim sana bir şey söyleyeceğim ama sakin ol tamam mı, istersen bir yere otur ve beni dinle" dedi "Hani sen Secret röportajı yaptın ya, o röportajda yanıt veren Rhonda değildi..." Nasıl yani? Başıma biri kurşun sıksa daha iyiydi. "Senin soruların Amerika’ya gitmiş, bunlar çok fazla denmiş, Rhonda da zaten seyahatte miymiş neymiş, cevaplanmadan, aynen iade edilmiş..." "Nasıl olabilir ki, sorular bana yanıtlanmış olarak geldi..." dedim. "Valla, birileri kitabı önüne almış, kendisini Rhonda yerine koyup, bir güzel cevaplamış..." dedi. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü tabii. Derhal Birol’u aradım. "Böyle böyle diyorlar. Nedir bu durum?" "Allah aşkına, böyle bir şey mümkün mü Ayşe?" dedi, "Bu, beni alenen dolandırıcılıkla suçlamak. Oysa, benim alnım açık..." O kadar sakindi ki... Açıkçası adama haksızlık yapıyormuşum duygusuna kapıldım. Hem nasıl açığa çıkmayacağını düşünebilirdi ki? Ölümüne susamak gibi bir şey. İnsanın yayıncılık kariyeri biter. Rezil olur, insan içine çıkamaz, kimsenin suratına bakamaz. Bunları da söyledim Birol’a, "Haklısın" dedi, "Deli saçması bir şey..." Ama "Arkadaşım Gonca, senin Edelman’la aranda geçen birtakım yazışmalardan söz ediyor" dedim, "Sen kitabın mümkün olduğu kadar çok insana ulaşmasını istediğin için böyle bir yola gittiğini kabul etmişsin. Edelman da Gonca’ya bu mail’leri forward etmiş..." "İyi de senin arkadaşın o mail’leri bana forword etmiyor, şirket içi yazışma diyor, ne ile suçlandığımı bile bilmiyorum" dedi. Araştırma, bir iki gün "O böyle diyor", "Bu böyle diyor" diye, işin aslını öğrenmeye yönelik konuşmalarla geçti. Bu arada ben Edelman’ın ikinci başkanı Gerry Tschoop’a ulaşmaya çalıştım. Mail’ler yazdım, cevapsız kaldı. Derken, "Yanıt veremedim özür dilerim, seyahatteydim" diye bir mail ve telefon numarası geldi, hemen aradım... Ve gerçeğe ulaştım... Acı gerçeğe... Telefondaki adam da en az benim kadar şaşkındı, "Sadece sizin değil, bizim de başımıza böyle bir şey ilk kez geliyor" dedi, "Ne yapmamız gerektiğini kara kara düşünüyoruz. Ama 3 Haziran günü gazetenizde yayınlanan röportaj, tamamen hayal mahsulü bir röportaj..." Allak bullak oldum. Aldatıldım. Kandırıldım. Dolandırıldım. Dolayısıyla, ben de size sahte ve ayıplı bir mal sunmuş oldum, özür dilemekten ve kanuni haklarımı kullanmaktan başka yapabileceğim bir şey yok. Beni affedin lütfen. * Bu arada Birol Gündoğdu, aynı serinkanlılıkla beni aramaya devam ediyordu, "Bu meseleyi çözeceğim merak etme. Sana Rhonda’dan röportajı onaylayan kanıt getireceğim. Sen rahat ol, problem yok..." Ve bana Edelman’ın çalışanlarından Katia’nın telefonunu verdi, "Ara. Ben konuştum kendisiyle, telefonunu bekliyor" dedi, "Ama telesekreter çıkabilir, çünkü New York’ta 13 günlük bir kitap fuarında..." Arıyorum, mesaj bırakıyorum... Hiç bana geri dönen yok. İkinci başkan Gerry Tschoop’u arıyorum, mail’ler atıyorum, ıh ıh. O da herhalde yine seyahatte, artık ona da ulaşamıyorum. Ben röportajlarımı güven esası üzerine kurmuş biriyim, eğer ortada bir sahtekarlık söz konusuysa bunu önce benim açıklamam gerekir, o yüzden bu işin üzerine bu kadar düşüyorum. Ama herkes kapı duvar. Sonunda sevgilim bana diyor ki, "Birol Gündoğdu, sana yanıtları Türkçe yolladı değil mi? Onun iddia ettiği gibiyse, bu yanıtların İngilizce orijinalinin Amerika’dan gelmiş olması lazım. Ondan İngilizce orijinal mail’i iste..." "Aklınla bin yaşa!" diyorum. Arıyorum, "Birol, sana inanmak istiyorum. Bana bu yanıtların İngilizcesini yollasana..." "Ama ben sana yolladım" diyor, "31 Mayıs’ta sana ve sizin katta birine daha..." "Zahmet olmazsa bir daha yolla" diyorum. "Evdeyim, yarın olabilir mi? O mail işteki bilgisayarda" diyor. O arada, taze yalancı bir metnin oluşturulmasını engellemek için, "Hayır, bana şimdi lazım" diyorum. Apar topar işine gidiyor, gecenin bir yarısı bana 31 Mayıs tarihli bir metin gönderiyor. Allah Allah, gerçekten Amerika’dan Edelman’dan gönderilmiş. İngilizce yazdığım sorulara İngilizce cevap verilmiş. Tam karşımda duruyor. Üstelik şirket içinden başka birine de cc’lenmiş. Tepesinde de, "Her şeyi bir günde organize etmek kolay olmadı ama başardık" filan gibi laflar var. Haydaaaa... Ayıkla pirincin taşını... Gonca’yı arıyorum, anlatıyorum "Ama benim elimde de, Birol Gündoğdu’nun yalan söylediğini kanıtlayan mail’ler var" diyor, bu arada söylemeyi unuttum, arkadaşım Gonca, Edelman’ın Türkiye’deki temsilcisi. Kafam karışıyor yine. * Yine olayda adı geçen herkese mail yazıyorum. "Nedir bu ya!" diye. "Beni zan altında bırakıyorsunuz. Gerçeğe ulaşmak istiyorum, ulaşamıyorum. Türk yayıncı, sizin şirketinizden gönderilmiş bir mail attı bana. Hani bu röportaj sahteydi, cevaplar sizin şirketinizden ya da Rhonda’da gelmemişti... İddianızı kanıtlamanızı istiyorum..." Birol Gündoğdu’nun bana yolladığı, orijinal dediği röportaj mail’ini de ekliyorum. Acı cevabı o zaman öğreniyorum. "Sizi yollanan mail de sahte. Ve bu, çok ciddi uluslararası bir suç. Biz dünyanın en büyük PR şirketlerinden biriyiz, adımız kullanılarak, sahte evrak üretilmiştir. Hukuki yollara baş vuracağız. Çok üzgünüz, hem sizin adınız hem de bizim adımız düzgün olmayan bir işe karışmış durumda..." Ben bu yazıyı bitirmek üzereyken, Gerry Tschoop’tan yazılı bir açıklama da geldi. Evet buraya kadar. Artık bu işin araştırılacak bir tarafı kalmadı. Ben de işin gerçeğini en yakınlarıma, yani sizlere açıklıyorum. Kandırıldığım ve dolandırıldığım için tekrar özür diliyorum. Birol Gündoğdu’nun bundan sonra başına gelecekleri bilmiyorum. Sadece şunu biliyorum: Bir röportaj için, bir kitabı daha fazla sattırmak için değmezdi...

     

  • Metropolis FRitz Lang filmi

    Sessiz sinemanın en önemli filmlerinden biri olan Metropolis Fritz Lang tarafından yönetilmiştir. Aşağıdakiler, yukarıdakiler, çalışanlar, sistem sahipleri arasındaki bağlantıları gösteren bu filmden sonra, Almanya'ya Nazi rejimi gelmiş ve Fritz Lang ülkesini terketmiştir. Herkesin olduğu gibi, sinema eğitimi gören her öğrencinin  mutlaka seyretmesi gereken filmdir, ayrıca.

    Alt katta güneş görmeden çalışan işci sınıfı, üst katta güneşli günler içinde yaşayan yöneticiler. O günün teknik imkanları ile farklı bakış açısıve çevre düzenlemesi ile çelişkiler gayet güzel aktarılmış. Filmi izledikten sonra yorumlarınızı yazabilirsiniz.

     

     

    Görsel ve yaratıcı görüntüleri ile bir çok filme ilham veren Metropolis'i izlemenizi ve yorumlamanızı isterim. Film aslında siyah beyaz olmasına rağmen buradan orijinal halini izleyebilirsiniz.

     

    Cengiz Eren

     

     

     

    #fritz #lang #metropolis #film #yorum

     

  • UFUK Güldemir

    p5042606.jpg

    UFUK GÜLDEMİR

    Gazeteci, yazar, yönetici Ufuk Güldemir'i kaybettik. Geçtiğimiz yıllarda yakalandığı kanser hastalığı yüzünden vefat eden Ufuk Güldemir'in hayatı değişim ve gelişim süreçleri açısından da incelenmesi gerekiyor.

     

  • Yeni Yıl ve Ertuğrul Özkök

    antenkucuk.jpg30 12 2007 Tarihinde Ertuğrul Özkök Pazar yazıları köşeşinde "Hayatımda En Utanç Duyduğum An" başlıklı yazısını okuduğumda farkında olmadan aktarılan bilgilerin, yaşanan tecrübenin ve bu tecrübeye ait sonuçların ne kadar ilginç olabileceğini gördüm. Yazının devamını okuduğunuzda siz de ilginç bulabilirsiniz. Sizin hayatınızı da farkında olmadan etkileyen hatta hayatınızı yöneten benzer tecrübeler var mı? bunları da düşünebilirsiniz. Bu vesile ile yeni yılınızı kutlar, istediklerinize düşündüğünüzden daha kısa zamanda ulaşmanızı ve başarılarınızın kendi kontrölünüzde  daha da artarak devam etmesini dilerim.

     

TOP