|
|
|
Ana Sayfa | NLP Braingineering | Seminerler | NLP Practitioner | Cengiz Eren | S.S.Sorular | NLP Soruları | Yazı Oku | E-mail |
Uyuşturucu DüşünDürtülüyor mu? |
|
Uyuşturucu kullanımı konusunda gündemde çok önemli yoğunlaşmalar
oldu. Burçin Bircan’ın ölümüyle doruğa çıkan bu gündem maddesi
giderek televizyonlar ve basında daha detaylı olarak incelenmeye başladı.
Konunun bu kadar gündemde tutulması uyuşturucu kullananların sayısını
arttırabilir mi? İncelenmesi gereken bence bu. Etiler Koğuşu adındaki
kitap ta uyuşturucu kullanan ünlüleri gözler önüne seriyor, hem de
Narkotikteki ifadeleri ile. Uyuşturucuya neden gereksinim duyulur ve nasıl kullanılmaya
başlanır. En önemsenmesi gereken bölüm bu. Kullananların anlattıklarına
bakıldığında yaşanan çevrenin etkisinin
önemini farkediyoruz. Çevremiz hayatımızdaki bir çok alanda, belki
de her alanında çok etkili, biz kendi isteğimizle bu çevrenin dışına çıkmadığımız
takdirde. Sadece çevrenin etkisi yeterli değil, benzer çevrelerde yaşayan
kullanmayan binlerce kişi var. Bir de kişinin kendisinde eksik olan veya eksik
olmadığı halde eksikliğini hissettiği birşeyler de olmalı.Bakıldığında
kişinin yaptıkları ve yapamadıkları konusundaki “inançlarında”,
kişilik seviyesinden “hayata karşı tavrında” ve kimlik
seviyesinde “kendi değeri” ile ilgili derin boşluklara rastlamamız
çok mümkün. Kişinin pek de farkında
olmadığı bu boşluklar bir çok şekilde doldurulabilir. Bunlar daha çok
korkular ve tedirginliklerle veya psikolojide adı verilen tanımlarla
dolabilir. Boşluklar sürekli duygusal hareketlerle dolduğunda kişi
kendisine pek zarar vermeden zorluklarda olsa, hayatını yaşamaya devam
edecektir. Sürekli duygusal hareketler bir duygudan başka bir duyguya geçişteki
sürekliliği ifade etmektedir. Ancak bu boşluklar kesikli duygusal hareketlerle
doldurulursa, o zaman sorunlar artmaya başlar ve giderek büyümeye de devam
eder, zaman ve içeriğe bağlı olarak. Kesikli duygusal hareketler
normal olarak, sadece canımızın tehlikeye girdiği çok özel durumlar
kendimizi korumak için kullanılmaktadır. Karanlık bir ormanda tek başınıza
kaldığınızda kesikli duygusal hareketler yaşanmaya başlar. Dışarıdan
duyu organlarına ulaşan her uyarı bir duygusal durumu ve hızlı duygusal değişimi
çok büyük bir hızla ortaya çıkarır.
Bir ses, bir karaltı, bir koku ve dokunduğunuzda ne olduğunu anlamadığınız
bir yüzey yeni ve farklı duygular ortaya çıkarır. Bu duygular daha çok
korku olarak adlandırdığımız duygulardır. İşte bu durumunun hayatın normal akışı içinde de yaşanmaya
başlaması ve kesikli duygusal hareketlerin kişinin boşluklarını
doldurması ile bağımlılık süreci de hızlanır.
Bu duygusal durumları spor yaparken, çizgili sporları seyrederken,
borsada ve yüksek sesli ritmik müzikler dinlerken de yaşayabiliriz. Böyle
yaptığımızda bir müddet sonra yaptıklarımıza alışır ve
sürekli hale gelmesini ve bağımlılık duymaya başlarız. Artık bu
davranışları yapmadan duramaz hale gelir ve alıştıktan sonra arttırmaya
da başlarız. İşte uyuşturucu da kesikli duygusal durumların bir çaba
sarfedilmeden yaşandığı durumları ifade etmektedir. Sadece giderek artan
dozda uyuşturucu alımı veya farklı uyuşturuculara geçişlerle bu süreç
giderek daha derin olarak yaşanır. Artık sürekli duygusal durumlar yaşanırken-
ki bunlar bizim hayatımızda yoğun yaşanan süreçlerdir - kişi acı çekmeye
başlar ve kesikli duygusal durumu yaşayabilmek için uyuşturucu kullanımına
devam eder. İletişim ve algı seviyelerinde önemli değişimleri yaşamaya başlayan bu kişiler, sadece kendisi gibi davranan ve uyuşturucu kullanan insanlarla iletişim kurarak, negatif çevrimin hızlanmasına da neden olurlar. Zira bilinen o dur ki; uyuşturucu, algıları, beynin çalışma biçimini değiştirmektedir. Bu değişim LSD kullanımında test edilmiştir. Ancak daha sonra beyinde yaptığı hasarlar gözönüne alınarak Amerika’da resmi kullanımdan vazgeçilmiştir. Uyuşturucu ile kişinin yaptıkları ve yapamadıklarına
dair inançlarındaki boşlukları doldurulduğunda, bunları yapabilir hale
geldiğini hissetmektedir. Bu seviyelerde etkisi daha az olan uyuşturucular
kullanılmaktadır. Kişilik seviyesinde varolan boşluklar doldurulmaya çalışıldığında
ise uyuşturucular etkisi daha sert olan uyuşturucular seçilmekte ve bunların
kullanımı kişinin ortaya koyamadığı tavrın davranış seviyesinde kullanılmaya
başlamasını sağlamaktadır. Kimlik seviyesindeki boşluklar ise doğrudan
damardan alınan uyuşturucularla doldurulmaktadır. Kimlik seviyesinde kişinin
kendi değeri ile ilgili boşluklar doldurulduğunda, bundan kurtulmak
kolay değildir. Zira bu seviyedeki boşluk veya doldurma hayatın bütün içeriklerine
doğrudan yansımakta ve her seviyede bir farklılık yaratmaktadır. Bu bölüm kısaca şu şekilde özetlenebilir. İnançlar
seviyesinde akciğerlerden, kişilik seviyesinde deri yolu ile (mideden veya
burundan), kimlik seviyesinde ise doğrudan damardan alınan uyuşturucular
kullanıldığı ifade edilebilir. Ancak bu yazının gayelerinden biri yukarıda
anlatılanlardır. Daha önemli
olduğuna inandığım sonucu ise bu konunun medyada gündemi oluşturmasıdır.
Sonuçları ise yukarıdaki bilgiler kadar önemlidir. Uyuşturucu hakkında hiç bilgisi olmayan bir kişinin uyuşturucu
kullanmayı aklına bile getirmesi mümkün değildir. Ancak çevresindeki
insanlar tarafından aldatılırsa bunu farkında olmadan kullanabilecektir. Bir
kişi uyuşturucu ve kötülükleri hakkında bilgi sahibi yapıldığında, o
kişinin aklında kötülüklerden çok uyuşturucu kavramı kalacaktır. İşte
bu durumda bu bilgi aktarıldıktan bir zaman sonra boşluklarını kendisi
dolduramayacak hale geldiğinde karşısına uyuşturucu çıkarsa kullanmaya başlayacaktır. Medyada gördüğümüz bir çok insanın hayatlarının
bir dönemlerinde uyuşturucu kullanmış olmaları ve hala şöhretlerini
koruyor olmaları, uyuşturucu kullanımını en çok destekler noktalardan
biridir. Benzer şekilde uyuşturucu kullanan kişilerin televizyona çıkarılmaları
ve bunlara yardım eli uzatılacağının kamuoyu önünde ifade edilmesi,
televizyona başka hiçbir şekilde çıkma imkanı bulunmayan kişilerin uyuşturucu
kullanmaya başlamalarını sağlayacak noktalardan bir tanesidir. Okullarda uyuşturucu hakkında verilen seminerlerde bilgi
sahibi olan öğrenciler sonuçların anlatılanlar gibi olup olmadığını
test etmek için bunu deneyebilirler. Bu da kullanımı arttıracak sonuçları
ortaya çıkarır. Zira insanlar benzerlerinin davranışlarını daha kolay
kopyalayabilmektedirler. Çocuk, çocuğun, genç, gencin, büyük büyüğün
davranışını kolaylıkla benzer çevrelerde kopyalayabilmekte, sonuçlar ise
yukarıdan aşağıya ve sağdan sola yaygınlaşmaktadır. Okullar öğrencilere hayata karşı tavır koymayı ve
istemedikleri şeylere hayır demeyi öğretebilse, sorunlar ortaya çıkmadan
önlenebilecektir. İnançlar, kişilik ve kimlik seviyelerinde ortaya çıkabilecek
boşlukların da kendi kontrollerinde nasıl doldurulabileceği de bilgi olarak
aktarılırsa, öğrenci yaşadığı dünyayı yönetebileceği için hiçbir
sorun kalmayacaktır. Aktarılan bilgiler içinde uyuşturucu ve kullanımı da
olmayacağından öğrencilerin beynine bu konuda bilgi girmesi de
engellenecektir. Sonuç: Beynimiz aktarılan bütün bilgileri işlemekte ancak bunları içeriksiz olarak değerlendirmektedir. Uyuşturucu sadece bir içeriktir ve içeriksiz model ise bunu kullanan kişilerin bir veya birkaç seviyede yaşadıkları dünyayı yönetemedikleri ve dış önermelere açık olmalarıdır. Özellikle gündemdeki ses sanatçıları ve mankenlerin dış önermelere ne kadar açık olduğu düşünülürse, sonuç daha detaylı olarak algılanacaktır. Herkes kendi sınırlarından kurtulmaya çalışmaktadır. Ancak kendi davranışları ile her seviyedeki zihinsel sınırları genişletemeyen kişiler, bu sınırların kalkması için bir takım araçlara ihtiyaç duyacaklardır. Bu araçlar kendilerine fiziksel ve zihinsel zarar vermeye başladığında bundan kurtulmak giderek zorlaşmaktadır. Uyuşturucu kullanımında miktar ve sınıf ortaya çıkan değişim, çevrenin de değişmesini sağlamakta, toprağa doğru yer değiştirme hızlanmaktadır. Sigara kullanımının zararları konusunda çıkan yazıların hepsi ve “no smoking” işaretleri sigara kullanımını arttırmaktadır. Negatif reklamında, reklam olduğunu kabul edebildiğimizde mücadele daha iyi sonuçlar verebilecektir. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında uyuşturucu kullanımının artması sonucu üzücü olsa da ortaya çıkacaktır. Mücadelenin farklı seviyelerde ve boyutlarda sürdürülmesi, kişilerin kendi boşluklarını kendilerinin doldurmaya başlaması ve hayır diyebilir hale gelmesi durumunda böyle bir sorun bile kalmayacaktır.
|