|
|
|
Ana Sayfa | NLP Braingineering | Seminerler | NLP Practitioner | Cengiz Eren | S.S.Sorular | NLP Soruları | Yazı Oku | E-mail |
38 de 1 olmak veya Mehmet Kuşman |
|
2-8 Ekim 2003 tarihli Tempo dergisinde
haber başlığı söyle idi. “ Urartu Uygarlığı bekçi Kuşman’la
yaşıyor”. İlgimi çekmişti. Haberin ilk cümlesi ise daha da dikkati
çekici ve güzeldi. ‘ Van’ın Çavuştepe beldesinde tek kişilik bir
Urartu Uygarlığı yaşıyor’. Yazıyı dikkatle okuduktan sonra, Mehmet
Kuşman hakkında bir yazı yazmak gereğini hissettim. Sayın Mehmet Kuşman, ortaokul mezunu idi, Feng Shui,
NLP bilmiyordu, Tai-İchi, bilmiyordu, Yoga bilmiyordu, yabancı dil
de bilmiyordu, ama Urartu dilini tek başına öğrenmiş ve dünyada
Urartu dilini bilen,Urartuca konuşabilen 38 kişiden biri olmuştu. Türk
insanının kaynakların ne kadar zengin olduğunu ve neler yapabileceğinin
en önemli göstergesiydi Sayın Mehmet Kuşman. Kendisini tebrik
edebilmemiz bile mümkün değil, böyle bir sonucu ortaya çıkardığı için
sadece teşekkür edilebilir. Haberi okumaya devam ettiğimde Sayın Mehmet Kuşman’ın
bunu nasıl gerçekleştirdiğini de farkedebilmek de kolaylaşıyor. Urartu
Medeniyeti M.Ö 800 yılında çıktığı tarih sahnesini M.Ö. 600 yılında
terketmişti. Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Çavuştepe beldesinde
Kral II. Sarduri tarafından yaptırılan Sarduruhinili kalesinin bekçisi
olan Mehmet Kuşman kendi yaşadıklarını ve yaptıklarını anlatmış. Yanlızlığını, kale bekçiliğindeki 40 yıllık
yalnızlığını kelimelerinden anlayabildiğimiz Mehmet Kuşman’ın hem
hayallerini hem yaşam öyküsünü öğreniyoruz. Tarihe karşı olan
ilgisizliğimizin de ifade edildiği cümleler içinde dikkatimi çekenler
şu cümlelerdi. 1.“Yalnızdım, burada ben, çok yalnızdım” 2.“Özellikle kış döneminde bir ben kalırdım, bir de kale” 3.“Kitap Okudum ilk yıllar, bol bol kitap okudum. Bu, beni Urartucayı öğrenmeye itti. İlk olarak kazı ekiplerinde bulunan hocalardan yardım istedim. Pek öğrenebileceğime inanmadılar. İnatçılığımı görünce birkaç kitap verdiler, dille ilgili. Önce harfler üzerinde çalışmaya başladım. Urartu dilinin İnguş-Çeçen dil ailesinden olduğunu öğrenince o dillere ait birkaç kitap aldım. Urartuca ile bu diller arasındaki benzerlikler Urartucayı öğrenmemi kolaylaştırdı.” 4.Bu yazı çok mu zor diye sormuştum kazı başkanı Afife Erzen Hoca’ya. “Evet Çok Zor! Ne yapacaksın” diye sordu biraz da kızarak. “Öğrenmek istiyorum” deyince “Haydi oradan” diyerek beni başından savdı. Biraz zoruma gitti açıkçası ama vazgeçmedim. İyi ki vazgeçmemişim”. 5. Ben o kadar Urartulaştım ki gözlerimi kapattığımda
gözlerimi kapattığımda bile onları görebiliyorum” Bu cümleler gerçekten çok önemli zira Mehmet Kuşman’ın
çevresel koşullarla birlikte kendi stratejilerini açıklıyor. Birinci cümlede “yalnızdım” ifadesi yaratıcılık
veya öğrenme süreçleri açısından önemli noktalardan biri. Yalnız
kaldığınızda hiçbirşey
yapmadan oturmak çok zor. Bekçi olması hareketlerinin de belirli sınırlar
içinde olmasını sağlamakta. Kale bekçiliği ile Sarduruhinili kalesine
bağımlı kalan Mehmet Kuşman’ın, sınırlarını aşabilmesi veya bu sınırlar
içine hapsolması mümkün. İkinci cümlede ise “bir ben kalırdım bir kale”
ifadesi ile kendisini kaleden bir parça olarak görmeye başladığını ve
hareket alanının çok sınırlı olduğunu anlıyoruz. Kış aylarında günlerce
hiç kimsenin uğramadığı bir kale ve Mehmet Kuşman. Kendisinin yalnızlığı
ile kalenin yalnızlığının benzeştiğini ifade ediyor, derinlerde. Zamanın geçmesi için okunan kitapların olduğu
ifade ediliyor üçüncü cümlede.
Hangi kitaplarını okuduğunu bilmiyoruz. Ama kendinden bir parça olarak gördüğü
veya kendisini parçası olarak gördüğü yazıtları okuma isteği yaratmış
olabilir, yoğun kitap okumaları. Hocalardan
istenen yardım, onlardan alınan birkaç kitap ve harfler üzerinde çalışmalar
ve başka kitaplar bağlantıların kurulmasını veya yeniden şekillenmesini
sağlamakta. Hocaların Urartucayı öğrenemeyeceğine ait söylemlerinin
detaylarını 4.cümlede öğreniyoruz. 4. cümle çok önemli. Zira Mehmet Kuşman’ın
Urartuca öğrenmedeki motivasyonunun altında yatan sebebi de öğreniyoruz.
Afif Erzen hocanın kendisine verdiği “Haydi oradan” cevabı, değişimin
olmasını sağlayan kilit cümle. Bu cümleden etkilenmesi onun kendisini aşağılanmış
hissetmesi sonucunda başlayan farklı seviyedeki öğrenme süreci. Bu
Mustafa Kuşman’ın öğrenme sürecini hızlandırmakta. Afif Erzen
Hoca’ya bu cümleyi söylediği için teşekkür etmek gerekiyor. Anlıyoruz
ki “Haydı oradan” cevabına karşı iç konuşmalarında söylediği cümle
şu olsa gerek “Ben sana gösteririm ve Urartucayı öğrenirim”.
Mehmet Kuşman bu şekilde öğreniyor Urartucayı. Beşinci cümlede ise dili öğrendikten ve yazıtları
öğrendikten sonra okuduklarını görselleştirebildiğini de öğreniyoruz.
O kadar Urartulaştım ki cümlesi, okuduklarını hayal edebildiğini,
duyduğunu ve hissedebildiğini söylediğinde, anlaşılması gereken bu
dili bilen 38 kişi içinde kolaylıkla algılayabilen tek kişi Urartuluları
ve yaşadıklarını. Bunu bir model olarak detaylandırırsak, Çevresel bir
yalnızlık kendisini birşeyler yapmaya zorluyor. Bu zorlamadan doğan
okuma davranışları, Urartucayı öğrenme isteğini ortaya çıkarmakta.
Urartucayı öğrenmek istiyorum cümlesinden sonra kitaplardan öğrenmeye
çalışması ancak bu sırada hocanın kişilik seviyesinden kendisine
verdiği mesaj, başlayan öğrenme sürecini zorunluluk haline getirmekte.
Bu noktada “öğrenmek istiyorum” cümlesi “öğrenmeliyim”e dönüşmekte
ve zorunluluk fiili ise motivasyon stratejisini değiştirmekte ve
öğrenme sürecini hızlandırmaya başlamaktadır. Bu model içinde Mehmet Kuşman’ın motivasyon
stratejisinin kişilik seviyesinden kendisine aktarılan önermeyi
reddetmesi bu sonucun gerçekleşmesini sağlıyor.
Zira kendisine söylenen “Haydi Oradan”
cümlesi aslında “Sen kimsin ki Urartuca’yı öğreneceksin,
haydi bunu aklından çıkar, düşünmekten vazgeç” cümlesinin kısaltılmış
hali. Mehmet Kuşman sadece Urartu dilini öğrenmekle kalmıyor.
Urartu dilinde tanrı veya kral isimleri yazan objeler yapıyor ve
turistlere satarak para da kazanıyor. Urartu dilini öğretmekte istiyor, eğer
imkan verilirse. 10 Ekimde Yapı Kredi Kültür ve Sanat Merkezinde başlayacak
Urartu sergisinde yaptığı objeler de sergilenecek. Bu haber benim için iç açıcı bir haberdi, Türk insanının kaynaklarının zenginliğini ve bu kaynakları kullanmaya başladığında ne kadar kolay değişebildiğini ve gelişebildiğini gösteren özgün bir örnek. Mehmet Kuşman’ın bu başarısı model olarak ve sonuçları itibari ile de çok değerli. Bu haberi Türkiye gündemine taşıyan Okan Konuralp’e ve Tempo Yayın Yönetmeni Kerem Çalışkan’a, Genel Yayın Direktörü Muhittin Sirer’e ve DBR Genel Müdürü Neslihan Tokcan’a teşekkür etmek ama bunun kadar önemlisi 10 Ekim’de başlayacak olan sergiyi ziyaret ederek Mehmet Kuşman’la tanışmak...... Cengiz Eren 4 Ekim 2003 Kozyatağı http://www.erenlp.com |