|
|
|
Ana Sayfa | NLP Braingineering | Seminerler | NLP Practitioner | Cengiz Eren | S.S.Sorular | NLP Soruları | Yazı Oku | E-mail |
Olmak
mı Değişim mi? |
|
“Olmak ya da olmamak” cümlesini hepimiz
biliyoruz.Böyle bir sorunla karşı karşıya kalmak veya böyle sorgulamak
gerekir mi idi? Bilinmez. Olmak
veya Olmamak problemin aslı değilse, Kerem’in yaptığı da yanlış
olacakmış gibi görünüyor. Ne olmak istediğinize karar verdikten sonra olmaya başlamak,
sonra olmak daha sonra ise yeniden karar vererek başka şeyler olmaya devam
etmek yorucu bir şey olsa gerek. Başbakan olmak, iktisatçı olmak, şoför
olmak, kaptan olmak, köşe yazarı olmak, futbol yorumcusu olmak, NLP uzmanı
olmak, NLP Eğitimcisi olmak, yazar olmak, şair olmak, ermiş olmak, genel
müdür olmak, şirket sahibi olmak, EFT’ci olmak, R2’ci olmak,yogi
olmak, stand-up’çı olmak, guru olmak, nurcu olmak, koç olmak, aile koçu
olmak, popstar olmak, yıldız olmak, mentor olmak
ve daha binlercesi. Çok şey olunabileceği anlaşılıyor
yukarıdaki örneklerden. Olmak için sarfedilen çabalarda harcanan
zamanla birlikte bazen kan, bazen ter, bazen gözyaşı da dökülüyor bize
önerilen modeller için. Önerilen modeller içinde kaldığımızda önermelere
açık hale gelinmesi ise belki de gözardı edilen en önemli nokta. Olmak dışında neler olabilir. Başka bir seçenek
var mı idi acaba? sorgulayabilirsek. Var diye düşünüyorum öyleyse varım
demeden. Kaynaklarımızı kullanabilmek seçeneği gözümüzün tam önünde
duruyor. Görmek gerek ve bakmak gerek, duymak gerek, dokunmak, koklamak ve
tatmak gerek. Bunu yapabilmek için öncelikle değişmemiz gerekiyor kendi
kararımızla, ve isteyerek. değişmemiz gerekiyor. Değişmeden, bu güne
kadar kullandığımız modeli ya da modelleri değiştirmeden olduğumuzda,
olunan olanı yönetmeye başlayacaktır. Değişim olmadan geçmişteki modelleri kullanarak
olmaya kalkanların hepsinde ortaya çıkan boşluklar hem ve büyük bir hızla,
farklı şekilde ve farklı içeriklerde dolduruluyor. Doğal olarak sonuçlar
da gözlerimizin önünde apaçık. Bunları da göremiyoruz farkında olmadığımız
için. Popstar olmak için binlerce insanın sıraya girmesi toplumdaki
“olmak” isteğinin açık göstergesi. Ancak daha önce yapılanların, yaşanan tecrübelerin,
davranışlara aktarılan bilgilerin kullanılması, bir başka deyişle
kaynakların kullanılması çok önemli. Hiçbirşey olamayanların bir şey
olmaya çalıştıklarında yaşadıkları sorunları kendileri
farketmese de çok net biçimde sonuçlarını yaşıyorlar.Boşlukları
bazen stres, bazen paranoya, bazen içki, bazen kumar, bazen spor, bazen
fanatik taraftarlık, bazen iş, bazen evlatlar, bazen eş, bazen içki
bazen de uyuşturucu gibi şeyler dolduruyor. Bu noktadan sonra ise yaşanan
dünyanın yönetimi de bırakılıyor kendiliğinden. İnsanlar, Nesneler
veya harfler yönetmeye başlıyor o insanın yaşadığı dünyayı. Şimdi değişimi ve gelişimi de açıklamak
gerekiyor. Gelişimin başlayabilmesi için değişim gerekiyor diye yazmıştık
yukarıda. Bu her içerikte olabileceği gibi bir içerikte da olabilir ama
içeriksiz model de olması en önemlisi. Değişim ve sonrasında ortaya çıkacak
gelişimin önündeki bütün sınırları kişinin kaynaklarına uygun
olarak öteleyecektir. Zihinsel
sınırların ötelenmesi dünyanın hiçbir döneminde olmadığı kadar hızlanmış
durumda. Mars’tan alınan resimler, Hubble teleskopunun çektiği, güneş
büyüklüğündeki bir yıldızın kara delik tarafından emilmesi görüntüleri
makro seviyedeki açılımları gerçekleştirirken, dünyada olan olayların
anında duyulabilir, görülebilir olması mikro seviyedeki sınır ötelenmesini
gerçekleştirmektedir. Değişimin yaptıklarımız ve yapamadıklarımızı
ifade eden “inançlar” seviyesinde, hayata karşı tavrımızı içeren
“kişilik” seviyesinde, kendi değerimizi de içine alan “kimlik”
seviyesinde yapılması, daha net ve açık olarak bu alanlarda varolan virüslerin
temizlenmesi ve bunların istenen şekilde ve yeniden kişi tarafından
doldurulması gerekmektedir. Ancak bu seviyeler kişinin kendisi tarafından
ve iç dil kullanılarak doldurulduğunda değişim çok kolaylıkla gerçekleşmektedir.
Dış dil ve bilgilerle dolduran kişiler,kendilerini gibi olmak yerine başkalarının
olduğu ve başkalarının yönettiği olmak zorunda kalacaklardır diye düşünüyorum
ve öyle de olmaktadır. Süreç bu şekilde devam ederken davranış modelinde
çok önemli bir değişim yaşanmakta ve değişimin devam etmesi için “çocuk”
modeline geçmek gereği de ortaya çıkmaktadır.
Çocuk modeli ise çevreden çok zengin bilgilerin alınıp, bu
bilgilerden hoşumuza gidenleri davranış seviyesinden öğrenme sürecini
başlatabilmektir. Bisiklete binmenin öğrenildiği gibi. Yazıyı yazınca olan oldu olacak mı? Bilmiyorum.
Merak ettiğim şey siz olmak mı istiyorsunuz yoksa kendinizi kendi istediğiniz
kadar değiştirip ve gelişmeye başlamak mı istiyorsunuz? Olmak istediğinizde
olmamak durumu ile karşılaşarak olduğunuzu düşündüğünüz halde
olmamanız, kısa veya uzun bir süre sonunda bu gerçekle karşı karşıya
kalmak. Bu durumu farkettikten sonra “Artık oldu olan” cümlesi ile
kendinize biçtiğiniz rolünüze devam etmek. Kendinizle iletişim
kuramadan ve hayata karşı değil insanlara tavır koyarak. Kişilerin ünvanları, bildikleri, anlattıkları ve
hatta ürettikleri kendilerinden daha önemli hale gelmişse sorunlar büyüyerek
devam edecek, değişim noktası zamanından çok sonra farkedilecektir.
Farkedilen diğer bir önemli nokta da bu kişilerin olduklarını düşündükleri
konuda ciddi olmaları, değil eleştiriyi bu konudaki esprileri bile kabul
etmemeleri varolan sınırlanmış durumun açıkça ifadesidir. Bütün meselenin olmak veya olmamak ötesinde olduğu
artık ifade edilebilir. Karar ise sizin, ve ne karar verirseniz size doğru
görünecek ama kararınız ve sonuçları arasındaki süreç sizin tarafınızdan
hayatınızı yaşarken test edilecektir.
Testi gözlerken dikkati olun, zira kırılabilir. Cengiz Eren 2 Mart 2004 Kozyatağı |