Banttan
yayınlanacak olan 32 Gün programında konuklar Can
Dündar ve Turgut Özakman. Mehmet Ali Birand'ın daha
önce çok sayıda kişinin katıldığı programa sadece 2
kişi davet etmesi ilginç. Konu son günlerin en
çok tartışılan konusu. Mustafa Filmi.
Can Dündar gördüğü baskı karşısında
çok önceden tanıdığı ve ondan çok şey
öğrendiği Mehmet Ali Birand'ın 32. Gün programına
konuk oluyor ve karşısında da Çılgın Türkler yazarı
Turgut Özakman var. Buraya kadar bir sorun yokmuş gibi
görünüyor. İki konuk, bir konu ve Mehmet Ali
Birand.
Can Dündar'ın bu günkü yazısını okuyunca
yazı ve program ile biraz daha derinden ilginmek gerektiğini
düşünüyorum.
Şöyle diyor Can Dündar yazısında "Sonunda Mehmet Ali Birand 32.
Gün’de, “Mustafa” tartışması
için Turgut Özakman’la beni davet edince,
dün kapısını çaldım, “Hocam gelin şu
filmi birlikte izleyelim”
dedim.“Memnuniyetle” kabul etti ve beni evine buyur
etti. Kitaplar,
anılar, yorumlar arasında unutulmaz 4 saat geçirdik
birlikte..."
Sonunda kelimesi Mehmet Ali Birand'ın böyle bir program yapmak
istemediğini ancak Can Dündar'ın
düştüğü zor durumdahn kurtarmak
için kabul ettiğini gösteriyor olabilir mi? Yine
yazılanlardan anlıyoruz ki Turgut Özakman annesinin arkadaşı. "Özakman, annemin Basın
Yayın Genel
Müdürlüğü’nden
çalışma arkadaşıdır. Bir kez daha yazmıştım, annem sigara
içmeye onun yanında alışmış; yıllarca da tiryaki olarak
kalmıştı."
Anlaşılan o ki Can Dündar 32. Gün'e katılmadan
önce Turgut Özakman'ı etkilemeye
çalışıyor. Bir programa katılan kişi programdan
önce programda konuşulacak konu ile ilgili olarak neden
konuşma gereği hisseder ki. Çıkar konuşur ve savunur. Bunca
yıl program moderatörlüğü yapan biri
için bundan kolayı olmasa gerektir.
"Birlikte
izlemeye koyulduk. İzledikçe
gözlerine inanamadı. “Böylesine
acımasızca yerden yere vurulan, hakkında kampanyalar açılan
film bu mu”ydu? “Ne
vardı ki bunda?” “Hayret...hayret...hayret...”
diye tepkisini gösterdi Turgut Hoca... Bu
kampanyanın nasıl açıldığına inanamadığını söyledi. Önündeki
internet mesajlarında suçlanan sahneler, filmde yoktu bile... İzlerken
sorular sordu, notlar aldı. Eleştirileri,
katılmadığı noktalar yok muydu? Vardı;
hem de pek çoktu."
Yazı bu şekilde devam ediyor. Sonrasında ise yazılanlar şunlar.
"Bütün
eleştirilerini, maddi hata saydığı yerleri, yanlış anlaşılmasından
endişelendiği sahneleri, kendi deyimiyle “bir hoca gibi, bir
baba gibi”, müşfik bir yaklaşımla birer birer, madde
madde sıraladı. Düzeltilmesini istedi. Cevaplarımı
sabırla, anlayışla dinledi. Ama
sonunda “filme haksızlık edildiğini”
söyledi; büyük emek
ürünü olduğunu teslim etti."
Bu şekilde okunduğunda herşey yolunda gibi görünse de
Can Dündar 32. Gün programında kendisini
kurtarabilecek tek kişi olarak Turgut Özakman'a sarılmış
durumda. Sonunda filme haksızlık edildiğini söylerken herhalde
uzun geçen ikna konuşmalarından sıkılmış olsa gerektir ve
hak verir görünmektedir, Turgut Özakman.
Can Dündar bu şekilde Turgut Özakman'ı ikna ettiğini
düşünse de, Turgut Özakman'ın cevabı aslında
ikna olmadığını, dostluk ve anne ile arkadaşlık adına eleştirilerinde
yumuşak davrandığını ifade ediyor.
“Dediğim
noktaları mutlaka düzelt. Ben de eşimi alıp sinemada da
izlemeye gideceğim” diyerek beni uğurladı.
Bu demektir ki Turgut Özakman filmi şu anda yayında olan hali
ile görmek istememektedir. Filmin düzeltildikten
sonra görülmek istenmesi bunu net olarak
göstermektedir. Zaten film düzeltilirse veya
değişiklik yapılırsa o zaman da Mustafa Filmi olmayacak, Turgut
Özakman'ın istediği bir film haline gelecektir. Can
Dündar için double-bind atmıştır ama kendi yazdığı
yazısında bunun farkında değildir.
Kısaca Can Dündar, programa katılacağı Turgut Özakman
ile 4 saat katılacağı program üzerinde
görüşme yapmış ve ondan sonra da program
için kayıt yapılmış olması sonuç olarak Can
Dündar'ın baskılardan iyice sindiği Mustafa'yı yapmaktan
dolayı kurtarıcıya ihtiyaç düyduğu
söylenebilir. Ancak kurtarıcı olarak
gördüğü Turgut Özakman Can
dündar evinden ayrılırken
"Sabır..... Ya Sabır" demiştir. Can Dündar bunu "Aklımda, giderayak şefkatle
kulağıma fısıldadığı şu söz kaldı en
çok:“Sabır... ya sabır!”
Aslında bu söz sabret gibi anlaşılıyorsa da, Turgut
Özakman Can Dündar'a yaptığı hatalara sabrederek
katlanması ve kendisinin çok fazla yardım edemeyeceğini de
söylemektedir.
32 gün programını ilgi ile izleyeceğim tabii ki. Program Can
Dündar'in kurtuluş Savaşı'na dönüşecek mi?
göreceğiz.
Cengiz Eren
Not. Dün akşam programı izlediğimde özellikle Turgut
Özakman'ın söyledikleri karşısında Can
Dündar'ın geri adım atması, Can Dündar'ın bu filmi
kötü niyetle çekmediğini ancak kurgunun
dikkatsizce yapıldığını da gösteriyor. Kendisini fazla
savunamamış olması tabii ki kendisi açısından hoş bir durum
değil. Mehmet Ali Birand'ın destekleri de tabii ki önemli.
Tabii ki Can Dündar'ın filmi hazırlarken Turgut
Özakman'ı danışman olarak almaması ise önemli
hatalarından biri olmuş. Bunu neden yapmadı bunu bilebilmemiz de
mümkün değil. Kendisine yeni
çalışmalarında başarılar diliyoruz. Ancak bu darbe etkisini
Can Dündar üzerinde oldukça uzun bir
süre hissettirecektir.