Mustafa
filmi gösterime girmeden önce ve girdikten sonra
tartışmalar devam ediyor. Bu anlamda dikkatle incelenmesi gereken bir
konu. Can Dündar bir röportajında "Hangi belgesel
üzerine çalışıyorsunuz? " sorusuna şu cevabı
veriyor. "Neşet Ertaş belgeseli montaj aşamasında.
Mülkiye belgeselini bitirmek üzereyiz. Bu kadar
Atatürk lafı edilen bir ülkede Atatürk
belgeseli bile henüz yapılamadı. Said-i Nursi üzerine
bir teklif var, ona da çalışıyoruz. "
"Atatürk Lafı" kelimeleri oldukça
ilginç. Sonraki cümle de ise Said'i Nursi Belgeseli
üzerine çalışıldığının söylenmesi daha da
ilginç. Demek ki bu dönemde Mustafa Kemal
Atatürk ile ilgili bir çalışma yok. Mustafa Kemal'i
normalleştirmek özellikle tarikatçı kesimin
isteklerinden birisi. Blogda yayınlanan Mustafa Kemal Hakkında
internette dolayan bir yazı üzerine
düşünceler de böyle bir yapıda hazırlanmış
yazının altında yatan düşüncelerin neler olduğunu
gösteriyor. http://blog.milliyet.com/erenlp
blogunda en çok okunan yazı kısmında görebilirsiniz.
Filmde vurgulanan temel öğe yalnızlık. Liderlerin yalnız
olması doğal sayılabilir ama bunun acınılacak bir durum olması ve bu
şekilde verilmesi Can Dündar'ın temel yanlışlarından bir
tanesi. John Nash'in hayatının anlatıldığı Beautiful Mind
filminde de
anlatılmaya çalışılan alt mesaj da bu idi. John Nash'in
hastalıkları ve çektiği acının altında dahi olmasının
yattığı farkında olmadan söyleniyordu. "Dahi
olursanız, acı çekersiniz, yalnız kalırsınız"
mesajı derinden
derine veriliyor, Forrest Gump gibi olun, herşeye kavuşun demek istiyor
olabilirlerdi.
Can Dündar'da Laf
olarak gördüğü
Atatürk'ü
geçmişini arayan adam olarak
gösterirken yalnızlık acı çekmektir demek istiyor.
Said'i Nursi'yi incelerken onun yanlızlığından etkilenmiş olabilir mi?
Bunu kendisi bilebilir. Ama bu öğenin etkin olarak
kullanılması gelecekteki bir açılım
yüzünden olabilir. Şu anda tarikat lideri olup
yaşayan, acı ve yanlızlık çeken birisi Fetullah
Gülen'dir. Said'i Nursi belgeselinden önce Mustafa
yorum-belgesel filminin yapılması gelecekte çekilecek ve
para
kazanılacak bu iki filme hazırlık olsa gerektir.
"Mustafa
Kemal yanlızlıktan dolayı acı çekti, bari yaşayanlar
çekmesin" diyerek Türkiye'ye gelemeyen
kişilerin
getirilmesine çalışılabilir.
Kendisi de yanlızlıktan çok korkmaktadır. Yazılarına
baktığımızda herkese verilecek mesajı olduğu halde hiçbir
zaman açık bir tavır ortaya koyamamaktadır. Duygulu yazıları
internette dolaşır ama insanları biraz da Orhan Gencebay, Sezen Aksu
şarkıları gibi pasifleştirir. Pasiflora etkili yazılar
içinde hayır yoktur ve tavır yoktur.
Bunları yaparken bu sefer önemli bir hata yapmış ve konuya
Turkcell'i karıştırmıştır. Turkcell'e vurulmak istenen darbeyi kurum
atlatmış ve film üzerindeki tartışmalar Can Dündar
tarafından başka bir alana çekilmeye
çalışılmıştır. Bu anlamda Turkcell yönetimini de
tebrik etmek gerekiyor sponsor olamadığı için bu filme.
Önemli sayılabilecek bu hata yakın zamanda Can
Dündar'ı bir seçim ve karar noktasına getirecektir.
Yılmaz Erdoğan bir televizyon kanalı tarafından beğenilmeyen bir
dizisini bir bölümün geri dönmesi
üzerine "boş
kaset göndersem yayınlamak
zorundalar" dedikten sonra tükenmiştir. Can
Dündar
için de benzer bir süreç yaşanabilir.
Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz ve izleyeceğiz.
Sonuç umarım kaynakları zengin Can Dündar'ın
değişim sürecine olumlu katkılarda bulunur ve bilgilerini
yeniden tarafsız olarak aktarmaya başlar yeniden. Mustafa Kemal
Atatürk ise bu yanlış filmden dolayı zayıflamadığı gibi kavram
olarak daha da güçlenerek çıkacaktır.