|
|
|
Ana Sayfa | NLP Braingineering | Seminerler | NLP Practitioner | Cengiz Eren | S.S.Sorular | NLP Soruları | Yazı Oku | E-mail |
LUCESCU Türkiye'den
Gitmelidir veya
Türk Halkından özür dilemelidir.(Bu yazıdan 6 Ay Sonra Lucescu, Shaktar Donetsk takımına gitti.) |
|
Beşiktaş Samsunspor
maçı başladığında kimse böyle bir sonuç beklemiyordu. Beşiktaş Genel
kurulu yapılmış Serdar Bilgili ve Ekibi tek liste ile girilen seçimi kazanmıştı.
Maç başladığında ortada bir gerilim olduğu anlaşılmıştı. Daum tribünlerde,
seyirciler, koltuklar üzerindeki karlar ile birlikteydi. Maçtan önce Fenerbahçe
Rizespor maçı ile ilgili Lucescu’nun yorumları da Beşiktaş taraftarları
üzerinde etki yapmıştı anlaşılan. İnsan kaynakları açısından önemli olan bir durum
yeniden ve tekrar görülmeye başlanmaktaydı. Gerginlik ve stresin kaynakların
kullanılmasını nasıl engellediğini gösteren olaylar dizisi tam bu noktada
başlıyordu. Önce küfürler, sonra kartopları Beşiktaş’ı şampiyon
yapan eski antrenörü Daum’a yönelmişti. Arkasından kartlar görülmeye başlandı.
Önce sarı kartlar ve sonra ilk kırmızı kart cepten çıktı. Samsunspor iyi
oynuyor ve bir de gol atıyordu. Sonra beraberlik sağlansa da Beşiktaşlı
futbolcuların gerginliği devam ediyordu. Kartopları havalarda uçmaya başlamıştı
ayrıca. İlk kırmızı karttan sonra , ikincisi, üçüncüsü de gösterilmişti.
Beşiktaşlı futbolcular giderek daha fazla geriliyorlar ve rakiplerine arkadan
ve sert hareketler yapıyorlardı. Beşiktaş’ın şampiyonluğunu engellemek veya puan farkını
azaltmak için ortaya atılan komplo teorilerine Beşiktaş antrenörü ve
oyuncuları da dahil oluyorlar ve komplo teorisinin doğruluğunu ispatlamaya çalışıyorlardı.
Maçlarda seyirci azalması ve maçları yayınlayan kanalın izlenmediği
yolundaki bilgiler, bunun puan farkından kaynaklanan bir sonuç olduğunu
futbol otoriteleri söylüyordu. Şampiyonlar ligindeki başarısız sonuçların,
futbol maçları sırasında ölen oyuncuların, UEFA şampiyonu Galatasaray’ın
düştüğü durum ise hiç gözönüne alınmıyordu. Yorumcuların “takım
savaşmıyor”, “aiyi oynamadık ama üç puan almamız çok önemli” gibi
cümleleri, başarı- nefret arasında kurulan yanlış bağlantılar futbolun
artık futbol olmadığını, statların bir savaş alanına döndüğünü gösteriyordu. Beşiktaşlı futbolcuların davranışları da komplo
teorilerine uygun olarak devam ediyor, tekmeler rakibin “achille” tandonuna
yönelirken kırmızı kartlar çıkmaya devam ediyordu. Sonra iki kırmızı
kart gösterilince maç yarım kaldı. Durum 4-1 Samsunspor lehine idi yarım
kaldığında. Maç sonunda yapılan basın toplantısında Lucescu “
Bende istifa etmeyi düşünüyorum ve bu ülkeden ayrılmayı düşünüyorum”
mesajı da ifade edilmişti. Maçtan daha çok bu cümle benim ilgimi çekmişti. Beşiktaş takımında varolan huzursuzluk ilk yarının
sonlarındaki maçlarda ve maç sonunda soyunma odasına giden tünellerde
ortaya çıkmıştı, dikkatli bakmak gerekirse. Menajer ve futbolcular rakip
takım soyunma odasının kapılarını bile tekmelemişlerdi. Bunlar son maçta
ortaya çıkan sonuçların birer göstergesiydi. Burada farkedilmesi
gereken en önemli nokta kamuoyuna aktarılan bilgilerin ne kadar önemli olduğudur.
Beşiktaş takımı puan farkının getirmesi gereken
rahatlığa rağmen maça gergin çıkmışlar,
Samsunspor’un gösterdiği direnç karşısında şaşırıp ve farkında
olmadığı akıllarında varolan kötü tecrübeleri açığa çıkararak bu
sonuca ulaşmıştır. İbrahim, Pancu ve İlhan Mansız’ın gördükleri kırmızı
kartlarda kasıt unsuru vardır ve hukuksal tabiri ile bunlar “tammüden” işlenmiş
suçlardır. Beşiktaş taraftarları ise Lucescu’nun mesajları ile
taşıdıkları gerginlikleri kırmızı kartlarla kontrol edemez hale gelmişler
ve kartoplarını sahaya atmışlardır. O kadar uzaktan hakemi ve Lucescu’yu
vurabilmek için hem güç ve hem de dikkat gereklidir. O kartopunu atan
taraftarları tebrik etmek gerekiyor. Futbol oyununda hakem oyunun kurallara uygun olarak
oynanmasını kontrol eden karar verici rolündedir. Hakemlerin verdiği
kararlar değiştirilmemektedir. Böyle bakıldığında hakem sahanın kralı
veya imparatorudur. Daha da önemlisi otoriteyi temsil etmektedir.
Otoriteye başka içeriklerde başkaldıramayan oyuncular, taraftarlar ve
yöneticiler, futbol içeriğinde hakeme başkaldırmaya başlamakta, hakemi ve
hakemin verdiği kararları eleştirmektedirler. Bunu yapmalarının nedeni çoğunlukla
baba dahil herhangi bir otoriteye karşı göstermek zorunda oldukları göstermedikleri
bu boşluğu maçlarda özellikle hakeme karşı göstererek doldurmaya çalıştıkları
da ilave edilebilir. Bu sonuç ise otoriteyi eleştirdiği halde kararların değiştirilmesi
gibi bir sonucu ortaya çıkarmadığı için toplumsal açıdan takım tutan
taraftarlar için bir yavaşlama-tepkisizlik
sürecini de başlatmaktadır. Ancak bunun kadar önemlisi hakem içeriğinde
otoriteyi eleştiren yöneticiler, kendileri de yönetici oldukları için
kendilerinin de eleştirilebileceği mesajını topluma aktarmaktadırlar ve eleştirilmektedirler.
Kendileri eleştirildiğinde kızmamaları gerektiği gayet açık olarak ortaya
çıkmaktadır. Lucescu’ya gelince, bu kişi söylediği bir cümle ile
bence çok önemli bir hata yapmıştır. Tercümelerden anlaşıldığına göre
“istifa etmeyi ve bu ülkede kalıp
kalmamayı düşünüyorum” diyen Lucescu istifa etmeli ve ülkesine dönmelidir.
Eğer istifa etmezse Beşiktaş yönetimi tarafından ülkesine gönderilmelidir.
FatihTerim’i Milan’dan “ İtalyan çocukları yalancıdır” mesajı
aktaran reklamdan dolayı ülkesine gönderen Milan Yönetimi, Lucescu bu cümleyi
o ülkede söylese idi, o anda paketlenip ülkesine gönderilmişti. Beşiktaş
yönetimi Fatih Terimden çok daha büyük hata yaparak, ülkemiz Türkiye için
böyle bir cümleyi söyleyen kişiyi takımda tutmamalıdır. Zira Türkiye
Beşiktaş takımından da şampiyonluktan da daha önemlidir ve hepimizin
varoluş nedenidir.. Son olarak küçük bir detayı aktarmak gerekirse, gol attıktan
sonra formalarını çıkaran futbolcular, gölü takımları için değil
kendileri için attıklarını ifade etmektedirler. “Golü atan takım değil,
benim” mesajını farkında olmadan gol atan futbolcu aktarmaktadır. Futbol bütün dünyada endüstri haline gelmiş,
taraftarlar müşteri olarak algılanmaya başlamış onlara tüketebilecekleri
ürünler sunularak para kazanma dönemi başlamıştır. Bir show endüstrisi
olması gereken futbol, Türkiye’de başarı boşluklarını başka içeriklerde
dolduramayan taraftarlar ve yöneticiler sayesinde bir gerilim jeneratörü
haline dönüşmüş, sadece ter ve heyecan üretmesi gerekirken kan ve gözyaşı
da üretir hale gelmiştir. Umarım bu son iki şey giderek azalır ve futbol
olması gereken noktaya geri gei döner. Not: Takım tutmadığımı yeniden ve bir defa daha ifade etmek zorundayım. Cengiz Eren 26 Ocak 2004 İlgili Linkler (linkleri tıklayınız) FATİH TERİM TENİS TOPLARİ LÜTFEN KAMPaNYASI
|